20 Aralık 2024, 14:30
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Evrendeki ince Ayarlar - Aöf Felsefe Dersleri Evrendeki ince Ayarlar - Aöf Felsefe Dersleri Evrendeki tasarımsal ince ayarlar ve düzenler konusunda yoğunlaşan evren bilimciler ve teorik fizikçiler evrendeki bu ince ayar ve düzenlerin şaşkınlık ve hayranlık uyandıran sayısız örneklerini bulmuşlardır.
Evrendeki kompleksliği mümkün kılan kanunlarda hayret verici ancak bir mucize olarak nitelendirilebilecek fizik kanunları çok üstün bir dehanın ürünü olan nice ince ayarlar vardır.
Evren hayranlık ve şaşkınlıkla izlediğimiz hassas tasarımının kesinliğinde yaratılmış olmasaydı hiç bir canlı var olamayacak canlılığını devam ettiremeyecekti.
Evrenin evren içinde yüzen dünyanın canlıların dolaysıyla insanın yaşaması için özel şartlara uygun olarak oluşturulduğu kesindir.
Var oluşun her iki yanıtını da savunanlar bu konuda da hemfikirdirler. Buradaki sorun özel şartlara sahip bu oluşumun rastlantılarla meydana gelip gelemeyeceğidir.
Big Bang teorisine uzun yıllar karşı çıktıktan sonra fikrini değiştiren Sir Fred Hoyle'un sözleri bu durumu şöyle ifade eder:
-Big Bang teorisi evrenin tek ve büyük bir patlama ile başladığını kabul eder. Ama bildiğimiz gibi patlamalar maddeyi dağıtır ve düzensizleştirirler. Oysa Big Bang çok gizemli bir biçimde bunun tam tersi bir etkiyle maddeleri birbiriyle birleştirerek galaksileri oluşturacak hâle getirmiştir.
Dikkat edilirse bu sözlerde düzensizlik meydana getirmesi gereken plansız bir patlama sonucu bir düzenin oluşması; o patlamanın gerçekliğiyle ilgili bir şüphenin de var olduğu ifade edilmeye çalışılır ama bu sözlerde aynı zamanda evrendeki bir düzenin varlığı da itiraf edilir.
Hoyle Big Bang gibi kontrolsüz olması gereken bir patlamanın düzenlilik oluşturmasının patlamanın kendisiyle çelişkili bir durum olduğunu bu çelişkinin patlamanın gerçekliğiyle ilgili bazı şüpheleri de beraberinde getirdiğini ifade ederken bir bakıma haklıdır.
Çünkü kontrolsüz bir patlamanın bir sırça saraya atılan bomba gibi etrafı tahrip etmesi düzenleri bozup düzensizlik oluşturması gerekir.
Hâlbuki Big Bang patlamasının oluşturduğu evrende şaşılacak kadar ince ve hassas bir düzen ve intizam vardır.
Sanki her şey çok önceden hedeflenen bir amaca uygun planlanmış her şey bu plana göre yerli yerinde var edilmiş yerli yerinde oturmuş gibidir.
Bu planlama sanki en baştan patlamanın oluştuğu andan itibaren vardır.
Sanki patlama bu amaç için gerçekleştirilmiştir.
Bütün bu yazdıklarımızın Big Bang’i kabul etmeyip yerine Genişim Sürecini getiren tersinim teorisinin birer kanıtıdır.
Bir materyalist olan Hoyle’nin ezelden gelip ebede giden durağan bir sonsuzluk olarak nitelediği evrende bir düzenin olması itirafı son derece ilgi çekicidir.
Big Bang’in bir patlama olmadığı konusunda pek çok bilim insanı hemfikirdir.
Ünlü bir fizik profesörü olan Paul Davies Big Bang sonrası evrendeki genişleme hızının ne kadar hassas ayarlanmış olduğunu hesaplamış ve inanılmaz bir sonuca ulaşmıştır.
Bu sonuç evrendeki en baştan başlayıp kademe kademe olgunlaşıp gelişen planlı var oluşu bir kez daha kanıtlaması açısından hayli ilginç ve şaşırtıcıdır.
Davies'e göre Big Bang'in ardından gerçekleşen genişleme hızı eğer milyar kere milyarda bir oranda bile farklı olsaydı hayata imkân sağlayacak bir yıldız tipi oluşamaz ve evrende canlılık ortaya çıkamazdı.
Bu konuda Davies şöyle demektedir:
-Hesaplamalar evrenin genişleme hızının çok kritik bir noktada seyrettiğini göstermektedir. Eğer evren biraz daha yavaş genişlese çekim gücü nedeniyle içine çökecek biraz daha hızlı genişlese kozmik materyal tamamen dağılıp gidecekti.
Bu iki felaket arasındaki dengenin ne kadar iyi hesaplanmış olduğu sorusunun cevabı çok ilginçtir.
Eğer patlama hızı gerçek hızından sadece milyar kere milyarda bir oranda farklılaşmış olsaydı bu gerekli dengeyi yok etmeye yetecekti. Bu nedenle Big Bang herhangi bir patlama değil her yönüyle çok iyi hesaplanmış ve düzenlenmiş bir oluşum olmalıdır.
İşin daha da ilginç olan yönü ise Büyük Patlama ile ortaya çıkan fizik kurallarının aradan geçen 14 milyar yıllık zaman içinde hiç değişikliğe uğramamış olmasıdır.
Bilindiği gibi kural yasa ve ilkeler olduğu oluştuğu olgular düzenli sistemlerdir. Düzensizliklerde kural yasa ve kurallar bulunmaz. Bu nedenle evrendeki düzenlilik gerçeği inkar edilemez.
Oluşumun ilk anlarından zamanımıza kadar yaklaşık on dört milyar yıldan beri bu kurallar herhangi bir değişikliğe uğramadan geçerliliğini korumaktadır.
Bu (her şeyin rastlantılar sonucu oluştuğu planlayan ve oluşumları koruyan bir iradenin var olmadığı var sayılırsa) termodinamiğin ikinci kanununa tamamen aykırıdır.
Eğer söz konusu planlayıcı ve koruyucu irade yok ise düzen ve kuralların zaman içinde bozulması düzenlerin düzensizliğe bozuma ve anarşiye doğru gitmesi gereKİR.
Profesör Paul Davies’inde ifade ettiği gibi bu kurallar öylesine ince ve hassas hesaplar üzerine kuruludurlar ki bugünkü değerlerinden mikromikrometrik sapmalar bile tüm evrendeki yapıyı ve düzeni ortadan kaldırabilecek hassasiyettedir.
Paul Davies de bu akıl almaz incelikteki denge ve hesaplardan varılması gereken kaçınılmaz sonucu şöyle açıklar:
-Çok küçük sayısal değişikliklere hassas olan evrenin şu andaki yapısının çok dikkatli bir bilinç tarafından ortaya çıkarıldığına karşı çıkmak çok zordur. Doğanın en temel dengelerindeki hassas sayısal denklemler kozmik bir tasarımın varlığını kabul etmek için oldukça güçlü bir delildir.
Ünlü fizikçi Prof. Stephen Hawking de aynı fikirdedir. Zamanın Kısa Tarihi isimli kitabında evrendeki dengelerin aslında kavrayabildiğimizden çok daha ince hesaplar ve dengeler üzerine kurulduğunu belirtir.
Hawking evrenin genişleme hızıyla ilgili şunları söyler:
-Evrenin genişleme hızı o kadar kritik bir noktadadır ki Big Bang'ten sonraki birinci saniyede bu oran eğer yüz bin milyon kere milyonda bir daha küçük olsaydı evren şimdiki durumuna gelmeden içine çökerdi.
Aynı gerçek karşısında Amerikalı Astronomi Profesörü George Greenstein da The Symbiotic Universe adlı kitabında şöyle yazar:
-Kanıtları inceledikçe ısrarla önemli bir gerçekle karşı karşıya geliriz. Oluşumda bir doğaüstü akıl ve bu aklın yönlendirdiği bir irade devreye girmiş olmalıdır.
Bütün bu bilim insanlarının tersinim teorisinin temellerinden olan varoluşta genişim süreci varsayımımızla aynı görüşte olmaları bize kıvanç vermekte teorimizin doğruluğu konusundaki güvenimizi artırmaktadır.
Oluştuğu kesinlikle bilinen en koyu materyalistler tarafından bile itiraf edilen evrendeki düzen gerçeği materyalist felsefenin yanıtlamaktan aciz kaldığı pek çok soruları gündeme getirmiştir.
Materyalizm bu gerçeği rastlantılarla oluşmuş olaylardan zaman içinde iyi ve yararlı olanların seçimi ve bunların birikimiyle oluşmuş bir düzen olduğunu kabul ve iddia eder. iyi ve yararlı olanların seçimi kavramı evrim teorisinin en önemli mekanizması olan doğal seleksiyon olarak karşımıza çıkar.
Hemen fark edileceği gibi bu iddianın temelinde bir mantık hatası vardır. Bu mantık hatası da rastlantılarla oluşmuş olay ve oluşumlardan iyi ve yararlı olanlar nasıl seçilmiştir sorusunu gündeme getirir.
Alıntı | |
|
| |