20 Aralık 2024, 14:29
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Güneş Sistemi 2 - Aöf Felsefe Dersleri Güneş Sistemi 2 - Aöf Felsefe Dersleri Güneşin çapı Dünya çapının yüz üç katı kadardır.
Dünya elips şeklinde olan yörüngesinde güneşin etrafında dönerken Güneşe yüz kırk milyon kilometre kadar yaklaşır yüz altmış milyon kilometre kadar da uzaklaşır.
Bu duruma göre yörünge düzleminde Dünyanın Güneşe uzaklığı ortalama yüz elli milyon kilometre olur.
Güneşin kütlesi ve yoğunluğu diğer gezegenlerin Güneş sistemindeki konumları Dünyanın kütlesi ve yoğunluğu Güneş etrafındaki dönüş hızı Güneşe olan ortalama uzaklığı kendi etrafındaki dönüş hızı zamanı ve eğimi dünyayı diğer gezegenlerden ayıran yapısı son derece özel ve kritik değerler taşır.
Dünya ölçüleriyle dev bir boyuta sahip gibi görünen Güneş sistemi içinde bulunduğu Samanyolu galaksisiyle kıyaslandığında son derece mütevazi bir yapıya sahip olduğu görülür.
Güneşimizin içinde bulunduğu Samanyolu galaksisi spiral şeklinde bir yapıya sahiptir.
Spiral galaksilerdeki yıldızlar ve gök cisimleri şişkin yuvarlak bir merkezi ve bu merkezden dışarı doğru aynı düzlemde ve aynı açıda kıvrılan kolları oluşturacak biçimde konumlanmışlardır.
Merkezden çıkan spiral kolların arasında kalan uzay boşlukta Güneşinkine benzeyen bazı yıldız sistemleri bulunur fakat bunların sayısı çok azdır.
Taşıdığı özel nitelikler nedeniyle güneş sisteminin Samanyolu galaksisinde tek olduğu söylenebilir.
Güneş sisteminin galaksideki yeri de dikkat çekecek kadar özeldir.
Güneş sisteminin dolaysıyla Dünyamızın bulunduğu yer spiral kollarda bolca bulunan gazlar ve artıklardan uzak temiz ve net bir uzay görüntüsünün oluştuğu nadir ve özel yerlerden biridir.
Özeldir çünkü eğer spiral kollardan birinin içinde olsaydık sık sık şahit olduğumuz süpernova patlamaları sonucunda oluşan zararlı ışınlardan çok daha fazla etkilenecektik.
Bu patlamalar sonucu uzaya yayılan ve serseri mayınlar gibi dolaşan göktaşları sağanağına daha sık tutulacak daha çok zarar görecektik.
Sarmal kolların dışında bir yerlerde olmamız evren zaman ölçüsüne göre pek uzak sayılmayan bir gelecekte evren çöktüğünde dünyamız bu çöküşten en son etkilenen nadir gök cisimlerinden birisi olacağı anlamına da gelir.
Ayrıca sarmal kolların içinde olsaydık görüntümüz dikkate değer ölçüde bozulacak etrafımız diğer gök cisimleri tarafından çevrelendiğinden evreni bu günkü gibi net ve temiz bir şekilde görüp incelememiz mümkün olmayacaktı.
Bu konunun uzmanlarından Prof. Michael Denton Doğanın Kaderi adlı kitabında bu konuda şunları yazmaktadır.
-Son derece çarpıcı olan bir başka gerçek evrenin sadece bizim varlığımıza ve biyolojik ihtiyaçlarımıza olağanüstü de-recede uygun olması değil aynı zamanda bizim onu anlama-mıza da son derece uygun olmasıdır.
Güneş sisteminin bir galaktik kolun kıyısında bulunması gök-yüzünü inceleyerek uzak galaksileri görebilmemizi ve evrenin genel yapısı hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlamaktadır.
Eğer bir galaksinin merkezinde yer alsaydık hiçbir zaman bir spiral galaksinin yapısını gözlemleyemez ya da evrenin yapısı hakkında bir fikir sahibi olamazdık.
Spiral kollar arasında yer alan yıldızlar normalde yerlerinde uzun süre tutunamaz sonunda bu kolların içerisine çekilirler.
Ancak güneş sistemimiz son 4.5 milyar yıldır galaksinin spiral kolları arasındaki sabit yörüngesinde konumunu muhafaza etmektedir.
Sistem konumunun sabitliği güneşin galaktik ortak dönüş yarıçapı adı verilen bir hat üzerinde yer alan ender yıldızlardan biri olmasından kaynaklanır.
Bir yıldızın iki spiral kol arasında sabit kalabilmesi için sadece galaksi merkezinden belli bir mesafede olması ve tam olarak galaksi kollarının merkez çevresinde döndüğü hızda yol alması gerekmektedir.
Şaşırtıcı bir şekilde galaksideki milyarlarca yıldız arasında yalnız Güneş bu çok özel ve ayrıcalıklı konuma ve hıza sahiptir.
Yıldızların yoğun olarak bulunduğu ve bu nedenle çekim güçlerinin gezegen yörüngelerinde aksamalara yol açabileceği spiral kollar dışında oluşumuz evrenin en güvenli yerlerinden birinde bulunmamız anlamına gelir.
Daha öncede belirttiğimiz gibi bu konum Güneş sistemini dev yıldızlar olarak nitelenen süpernova patlamalarının öldürücü etkilerinden uzak tutar.
Güneş sistemi süpernova patlamalarının etki alanında olan bir yerde bulunsaydı yaşam için oluşma asla mümkün olmayabilirdi.
Bu ise sistemin içinde özel bir yeri olan Dünyanın var edildikten sonra yaşamın başlaması için gerekli olan dört milyar yılı her hangi bir aksaklığa uğramadan geçirmesini bu önemli görev için hazırlanmasını sağlamıştır.
Sistemin en önemli unsurları Güneşin etrafında dönen dokuz (sekiz) gezegendir.
Bunlar Güneş sistemi var olalı beri dönmektedirler ve bu durum pek çok insana doğal geliyor olabilir.
Oysa bu dokuz gezegenin hepsinin düzenli bir biçimde yani yörüngelerinden sapmadan dönmeleri inanılmaz derecede hassas hesapların sonucudur.
Gezegenlerin yörüngelerinde kalmalarını sağlayan neden Güneşin çekim gücü ile gezegenlerin sahip oldukları merkez-kaç kuvveti arasındaki dengedir.
Güneş sahip olduğu büyük çekim gücü nedeniyle tüm gezegenleri çeker onlar da dönmelerinin verdiği merkez-kaç kuvveti sayesinde bu çekimden kurtulurlar.
Ama başlangıçta eğer Güneşin çekim gücü biraz daha fazla olsaydı ya da gezegenlerin dönüş hızları biraz daha yavaş olsaydı o zaman bu gezegenler hızla güneşe doğru çekilirler ve sonunda Güneş tarafından büyük bir patlamayla yutulurlardı.
Bunun tersi de mümkündü.
Eğer başlangıçta Güneşin çekim gücü daha az olsaydı ya da gezegenler daha hızlı dönselerdi bu kez de Güneşin çekim gücü onları yörüngelerinde tutmaya yetmeyecek ve gezegenler dış uzaya savrulacaklardı.
Oysa çok hassas olan bu denge tam zamanında ve yerinde kurulmuştur ve sistem bu dengeyi koruduğu için devam etmektedir.
Bu arada söz konusu dengenin her gezegen için ayrı ayrı kurulmuş olduğuna da dikkat etmek gerekir. Çünkü gezegenlerin Güneşe olan uzaklıkları çok farklıdır.
Dahası kütleleri yoğunlukları değişiktir.
Bu nedenlerle hepsi için ayrı dönüş yörünge ve hızlarının tespit edilmesi gerekir ki Güneşe düşmekten ya da uzaklaşıp uzaya savrulmaktan kurtulsunlar.
Tüm bunlar sistemin çok hassas bir denge üzerine kurulduğunu gösterir.
Ancak hepsi bu kadar da değildir. Hesapları daha da karmaşıklaştıran bir başka faktör daha vardır ki bunlarda gezegenlerin uydularıdır.
Bu uydular ile bağlı oldukları gezegenler arasındaki ilişki Güneş ile gezegenler arasındaki ilişki gibidir.
Gezegenler uydularını çekerler uydular ise dönüşlerinin verdiği merkez-kaç kuvvetiyle bu çekimi dengelerler.
Eğer bu denge kurulmasaydı uydular gezegenlere düşer onlarla birleşir ya da kopar uzayda kaybolur giderlerdi.
Örneğin Ay şu an sahip olduğu dönüş hızından biraz daha yavaş dönse hızla dünyaya çarpar ve böylece hem kendinin hem de Dünyanın sonunu getirirdi.
Güneş Sistemi'ndeki gezegenlerin toplam 61 tane uyduya sahip olduklarını hatırladığımızda ise var olan dengenin muhteşemliği iyice açığa çıkar.
Alıntı | |
|
| |