11 Temmuz 2025, 17:31
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Azra Erat (1914-1972) Azra Erat (1914-1972)
Edebiyat ve kültür sorunları üzerine inceleme, deneme yazmıştır. Hümanist bir bakış açısıyla Anadolu kültürünün kökenlerine inip, tarihsel süreç içindeki gelişiminin önemi belirtilmiştir. Dost
- Neymiş hümanizma?
- Hümanizma, insanın kendine örnek seçtiği bir insanda bütün insanlığı görerek, bularak, severek insanlığı insanlık yolunda daha ileri götürecek işler yapmasıdır.
- A dostum, gene çok kesin, keskin bir tanımlama yaptın… Haydi insanlığı insanlık yolunda daha ileri götürmeye peki diyelim, ama bir insanda bütün insanlığı görmek, bulmak, sevmek ne demek? İlle de bir insanı mı seveceksin insancı olmak için? Belli bir insanı değil de, bütün insanlığı sevsen daha doğru olmaz mı?
- Olmaz: bulanık, dağınık, esnek bir sevgi olur, bulutlarda kalır. İnsanı bir ahlak disiplinine götürmez. İnsana kendi kendini aşıp yapıcı olmak fırsatını vermez. İnsan tanrıyı ülkü diye ortadan kaldırdı mı, ister istemez insanlar arasında bir iki insan seçecek ve onların yolunda çalışacaktır ereğe varmaya. İnsanın soyut ülkülere bağlanarak yürümesinin insanlık için ne korkunç sonuçlar doğurduğunu çok gördük. Soyut Ülkü adamı insancı değildir, onu kalem sil, kalıyor insanlığa faydası dokunmuş, iyi işler görmüş büyük adamlar. Hepsi insancı mı? Yalnız bilim sevgisi, millet sevgisi de itmiş olabilir. Bilmem. Evet diyesim geliyor, çünkü bu seçme bir gönül işidir, insan onu açığa vurmaz, bağır bağır bağırmaz şunu seçtim, seviyorum diye. Ama sonradan belli olur. Her gerçek büyük adamda insanı çok sevdiğini açığa vuran sözler söylemiştir bir kez: Pasteur’leri, Einstein’ları düşün. Onlar hümanist şüphesiz. Hem hümanizma yalnız insanlığı sevmek, insanlığın iyiliğini gözetmek değildir. Hümanizma bir tutumdur ki, onu philanthropia denilen insan severlikle karıştırmamalı. Yoksullara yardım, hayır dernekleri kurmak gibi duygusal davranışlara yol açan insanseverliğin nice nice bencil ve çıkarcı eğilimleri örtmeye yaradığını gördük biz.
- İyi ama günümüzün bütün filozofileri, ideolojileri kendilerine insancı diyorlar.
“L’existentialisme est un humanisme” diyor. Sartre, marxist hümanizma komünizmin bel kemiğidir, biri düşüncesinin olabildiği kadar insancı olmasına çalışıyor, öteki insancılığı bugün tam değilse, yarın harfi harfine gerçekleştireceğine söz veriyor. Bu kadar büyük akımları kaplarken bu insancılık kavramı, sen tutmuş bana bir insanı örnek almaktan, onun yoluna baş koymaktan, hizmet etmekten, sevmekten dem vuruyorsun. Kendini ve kendi yaşantını söylemeye uğraşıyorsun habire. Kendi küçük çevrene indiriyorsun koca davaları. Hep sen, sen… anladık işte, bıktık artık bu laflardan. Başka bir telden çal, ara bul, söyleyecek başka bir şey bul…
- Çok aradım özledim.
Yeri gökü aradım
Buldum insan içinde
- Yunus Emre! O da ne oluyor şimdi?
- Hiç, türkü söylüyorum kendi kendime:
Dost bağında bülbül olan
Ötem her dost deyu deyu
- Dost mu? Yunus Emre’nin dost dediği Allah’tır. Hem Yunus Emre bir tasavvuf şairidir, yani senin batılı anlayışınla bir mistik. Onun ne işi var burada?
- Mistik! Bir söz bulmuşsunuz her salçaya uyduruyorsunuz. Mistik dediğin ne? Yunanca Mystikos bazı tanrıların kültünde açığa vurulmayan ve yalnız o külte gizli bazı törelerle bağlanan kimselerin bildiği ve katıldığı ayinlere verilen bir sıfattır; bu gizli ayinlere mysteria, onlara katılanlara da mystes denir.
- Aman, aman sus, anladık, Yunanca bildiğini de biliyoruz. Bilgiçlik taslamayı bırak da. Yunus Emre’yi buraya almakla nedir amacın, onu söyle. Hümanizma tanrı fikrinin ortadan kaldırılması ve yerine insan ve insancılık ülküsünün getirilmesiyle başlar diyorsun bir yandan, öte yandan da Yunus Emre gibi bir dine, bir tarikata bağlı olduğu su götürmez bir şairi öne sürüyorsun bu kitapta incelemeye kalkıştığım insancılık akımına örnek diye. Ama nereye varmak istediğin gözümden kaçıyor sanma: Homeros’tan tuttun Beethoven’in 9’ncu senfonisindeki insancılık ülküsüne kadar getirdin, kendin de söyledin ki Sevinç türküsünde yüceltilen Varlık Hristiyanlığın Tanrısı değil, uyum içinde birleşmiş bütün insanlığın ülküsüdür. Insan’dır. Ama hep Batıda dolaştım durdun, | |
|
| |