TASAVVUF NEDİR?
Tasavvuf İslamiyet güneşinin Peygamber Efendimiz tarafından dünyayı aydınlatmasından sonraki 2.yüzyılda Arabistan bölgesinde başlamış olan bir din felsefesi ve yaşam tarzıdır.
Kelime; Arapçadaki te (etmek-yapan-ettirmek) ve kaba kumaş manasındaki savf kelimesinden gelmiştir.Tasavvuf inancına göre Dünya insanla Allah arasındaki bir örtü değildir.İnsanla Allah arasında Yunus'un dediği gibi ne arz ne de arş perdedir.Allah insanın kalbindedir.Yani başka bir insanın kalbini kırdığınız ve incittiğiniz zaman aynı zamanda bu Allah'ın gücüne gidecek laf söylemek gibidir.Bu nedenle tasavvuf yoğun hoşgörü ve insan sevgisi ile beslenmiş bir felsefedir.
TASAVVUF'UN ÖZELLİKLERİ
Tasavvuf özellikler bakımdan bazı şeyleri yasaklamıştır.Bu şeyler genellikle Allah ile aramızda engel teşkil edecek olaylardır.Bunların hepsini saymak mümkün değildir elbet ama kısaca bu yasakları günahlar ve insanları kırmak denilebilir.Bu yasaklar insanın ruhu ile Allah arasındaki perdeyi kalınlaştıran kalpleri katılaştıran olaylardır.Tasavvufa girmiş her mutasavvufmutlaka o güzelliği erişemiyecektir.Çokları sabredemeyecek ve bu işi bırakacaktır.Ancak büyük bir istikrar ve istek ile işlerini sabit bir azimle sebat eyleyenler bu olaydan müstesnadır.Çünkü insan kendinin aynasıdır.Ayna da neyi görmek isterse onu görecektir.Bu konu hakkında size Feridüddin Attar'ın yazdığı Divan Edebiyatı döneminde Gülşehri tarafından Edebiyatımıza kazandırılan Mantık-ut Tayr isimli tasavvufi parçayı sunacağım.Aşağıdaki anlatım tarzı bana aittir.Yani esasen güzel bir eserdir ama ben aşağıda kötü anlatabilirim
Birgün Hz.Süleyman'ın haberci kuşu Hüthüt kuşlara geldi ve şöyle seslendi.
Ey kuşlar!Bütün kuşların bir padişahı vardır.O padişah ne heybetlidir ki ne heybetli.Ona ulaşmak isterseniz Kaf dağını aşmalıyız.Ben sizi götürürüm dedi.Binlerce kuş havalandı bir anda...Etraf toz duman içinde kaldı.Yolda giderken kimisi yorulup döndü kimisi hastalandı kimide açlıktan bitkin düştü. Yalnızca 30 kuş Kaf dağını aştı ve padişaha geldi.Padişahın ismi Simurgdu.
Birde baktılar karşılarındaki Simurg kendileriydi.Her birinin ayrı bir padişahı vardı.Sonra hepsi anladılar ki karşılarındaki bir aynaymış.Ayna'dan ibaretmiş. Si Farsça otuzmurg ise pehlevi dilinde kuş demektir.Bu dünya aynadan ibarettir.Aynamıza bugün ne kadar güzel şeyler yansıtırsak öbür dünyada da karşımıza güzel şeyler yansıtılacaktır.Hele hele bugün başkalarının kalplerindeki aynaları kırarsak öbür dünyada yansıtacağı görüntüyü siz düşünün...
İnşallah yazabilirim.Allah'a emanet...
هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Huvel'evvelu vel'âhıru vezzâhiru velbâtınu ve huve bikülli şey'in 'aliym
O ilk ve sondur. Zâhir ve Bâtın'dır. O her şeyi hakkıyla bilendir.
(Hadid Suresi 3.ayet)