20 Şubat 2024, 19:24
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Dini Hikayeler - Örücü Kıssası Dini Hikayeler - Örücü Kıssası “Mal cimride, silah korkaklarda, karar da zayıflarda ise düzen bozuktur.” Hz. Ebû Bekir
Fakültedeki ilk dersim için yeni aldığım takım elbiseyi giymiş ve aynı renkteki çantamla yola çıkmıştım. Arabamı bıraktığım otoparka giderken, kendimi bir anda yerde buldum. Herhalde biraz fazlaca kasılmış ve önümdeki tümseği görmemiştim. Pantolonumun bir dizi yırtılmış ve sol avcum çöp kutusuna çarparak yarılmıştı. Hemen toparlanıp ayağa kalktım ve yırtığı çantamla örterek eve döndüm.
Yırtılan pantolonu, daha sonra bir örücüye götürdüm. Bu arada, başımdan geçen macerayı anlatmış ve laf olsun diye de avucumdaki yarayı göstermiştim. Yaşlı bir adam olan örücü, gözlüğünü takarak ilk önce elimdeki yarayı, daha sonra da pantolonu inceledikten sonra, “Hafta sonu gel yavrum!” dedi. “Ancak o zaman olur.”
İşlerim çok yoğun olduğu için örücüye ancak bir ay sonra uğratabildim. Pantolonu tamir edip üst rafa kaldırmıştı.
İndirirken, “ Değişik bir kumaşmış!” dedi. “Beni çok uğraştırdı. Borcunuzu üzerine yazmıştım.”
Pantolona eklediği kağıda göz atınca, “Acaba bu miktar fazla değil mi?” diye sordum. “Tamir edilen yerler de belli oluyor.”
Örücüyü kızdırmış olmalıydım. Gözlüğünü çıkartırken, “Bak evlat!” dedi. “Kırk senedir bu meslekle uğraşıyorum. Eğer yırtıkları benden iyi tamir eden bir sanatkâr bulursan, senden bir kuruş almayacağım.”
Yaşlı adamı daha fazla üzmemek için susmayı tercih ettim ve para çıkartmak için elimi cebime attım. Paralar, yarası tamamen kapanmış olan avucuma değmiş ve sanki beynimde bir şimşek çakmıştı.
Âdeta bağırarak, “Buldum örücü, buldum!” dedim. “Bahsettiğin o sanatkârı buldun!..Elimi ona doğru uzatırken, “Bak!” dedim. “Sana anlattığım kazada, pantolonumla birlikte avucum da yırtılmıştı. Bak bakalım, o yırtıktan herhangi bir iz kalmış mı?”
Yaşlı adam donup kalmış gibi hareket bile etmeden elime bakıyordu.
Dudaklarının titrediğini ve gözlerinin dolduğunu hissettim. Titrek bir sesle, “Haklısın evlat,” dedi. “Bilsen ne kadar haklısın… Hayatımı bu mesleğe verdiğim hâlde, nasıl oldu da o ustayı fark edemedim?”
Yaşlı örücüyü, hiç olmazsa az bir para alması İçin zor ikna ettim. Ve daha sonraki günlerde sık sık dükkânına uğrayarak hal hâtır sordum. Ustasını tanımanın rahatlığıyla, “Kırk yıl sonra çırak oldum,” diyordu.
Kitaptan yazılmıştır... | |
|
| |