Esselamü aleyküm canlar,
Bu aralar bir düşünce sardı beni, içimi kemiriyor adeta. Tasavvuf dediğimiz yol, hakikate ulaşma, nefs terbiyesi, Allah'a yakınlaşma yolu değil mi? Peki ya bu yolda ilerlerken, etrafımızda gördüğümüz haller, duyduğumuz sözler ne kadar samimi?
Bazen bakıyorum, sohbetler ediliyor, zikirler çekiliyor ama kalpte bir huzur, bir tevazu göremiyorum. Laf lafı açıyor, illa bir ilim sahibi gibi konuşmalar, bir makam beklentileri... Hani nerede o "ben acizim, ben yetersizim" diyen kul hali? Nerede o her şeyi Allah'tan bilme, O'na sığınma hali?
Özellikle bazı başlıklar dikkatimi çekiyor, "Aşk Bir İdrak Seviyesidir" gibi, evet doğru, ancak bu idrakin ne kadarının gönülden geldiğini, ne kadarının gösteriş olduğunu ayırt etmek zorlaşıyor sanki. "ABDALLık ile APTALLIK arasındaki ince çizgi" konusu da cabası. Bu devirde gerçekten abdal olmak mı zor, yoksa aptal görünmek mi daha kolay, emin olamıyorum.
Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Gerçekten samimiyetin kalpten geldiğini nasıl anlıyoruz? Bu yolda ilerlerken, etrafımızdaki bu "yapmacıklık" hissinden nasıl sıyrılabiliriz? Bu devrin insanlarına karşı bir sabır mı göstermeliyiz, yoksa daha mı dikkatli olmalıyız?
Paylaşımlarınızı bekliyorum, Allah gönlünüzdekini hakkıyla bilendir. Vesselam.