Gökyüzüne bakıp acizce yalvarmak mı?
Hayır.
Dua; evrenin kaynak kodlarına sızmak ve gerçekliği bükmektir.
Ama bunun acımasız bir formülü vardır: TUTARLILIK (Coherence).
Bir şeyi zihninde net olarak görmüyor ve onu kalbinde
"Şu an oluyormuş gibi" hissetmiyorsan, o duanın evrende hiçbir karşılığı yoktur.
Gerçekleşmesi ancak kör bir şansa kalır.
Neden mi?
Nörobilim der ki: Düşünceler beynin yaydığı
ELEKTRİKSEL sinyallerdir.
Duygular ise kalbin yaydığı
MANYETİK sinyallerdir.
İkisi birleştiğinde etrafınızda bir
"Elektromanyetik Alan" oluşur.
Eğer zihnin
"Zengin olmak, başarmak istiyorum" diye bağırırken; kalbin
"Ama ben fakirim, ya yapamazsam, korkuyorum" diye fısıldıyorsa...
Sinyal bozulur.
Evren karmaşık sinyallere cevap vermez.
Zihnin görüyorsa ama kalbin inanmıyorsa; sistem çöker.
Kalbin inanıyor ama beynin (mantığın) seni sabote ediyorsa; sistem yine çöker.
Zihin (Elektrik) ve Kalp (Manyetizma) aynı hedefe kilitlendiğinde, evren o kapıyı açmak
ZORUNDADIR.
Zaman dediğiniz o yavaş, sıkıcı kavram sadece bu 3 boyutlu maddi dünyaya
(Matrix'e) aittir.
Kuantum Fiziği buna "Süperpozisyon" der: Geçmiş, an ve gelecek aynı anda bir olasılık dalgası (Kuantum Alanı) olarak mevcuttur.
Tasavvuf buna
"Mana Alemi" (Alem-i Misal) der.
Orada zaman yoktur.
Her şey çoktan
"Ol" (Kün) emriyle yaratılmış ve bitmiştir.
Yani istediğin o para, o insan, o başarı...
Mana aleminde zaten
VAR.
Senin yapman gereken onu
"Yoktan var etmek" değil; zaten var olan o gerçekliğin frekansına
ŞİMDİDEN GİRMEKTİR.
Ona sahipmişsin gibi titreşmektir.
Anlatabiliyor muyum?
Bunu okumak kolay, uygulamak cehennemdir.
Çünkü gözünü kapattığında kendini o zaferin içinde hissedersin, frekansın yükselir; ama gözünü açıp faturayı, borçları veya eski hayatını gördüğünde frekansın
KOPAR. İnsanın en büyük zayıflığı budur: Maddeye aldanmak.
Önemli olan; o inancı bir anlık bir
"Gaz" olarak yaşamak değil, o titreşimi 7/24 stabil tutabilmektir.
Tasavvufta buna
"Mutmain Olmak" (Kalbin Tatmini/Şüphesizlik) denir.
Şüphe, frekansın virüsüdür.
Zihninde o filmi
(Hedefini) HD kalitesinde izleyeceksin.
Kalbinde o zafere ulaşmış adamın
"Rahatlığını ve Gücünü" hissedeceksin.
Mantığını susturacak, kalbini ikna edeceksin.
Dua budur.
Tevekkül ve Tefekkür.