20 Aralık 2024, 14:31
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Etik Ahlak Ayırımı - Aöf Felsefe Dersleri Etik Ahlak Ayırımı - Aöf Felsefe Dersleri Ahlakbir kişininbir grubunbir halkınbir toplumsal sınıfınbir ulusunbir kültür çevresinin v.s belli bir tarihsel dönemde yaşamına giren ve eylemlerini yönlendiren inançdeğernormbuyrukyasak ve tasarımlar topluluğu ve ağı olarak karşımıza çıkar bu bakımdan ahlak(moral)her yanda yaşamımızın içindedir;o tarihsel olarak kişisel ve grupsal/toplumsal düzeyde yaşanan şeydir;ona her tarihsel dönemde her insan topluluğunda mutlaka rastlarız.Bir Hristiyan ahlakındanbir İslam ahlakındanbir Yahudi ahlakındanbir Budist ahlakından söz edildiğini biliyorur.
Öyle ki ahlak üzerine düşünmeye ahlak ahlak üzerine felsefe yapmaya başlayan kişininyani etik içine adımını atmış olan bir insanın gözlemsel düzeyde ilk saptadığı şeybir ahlaklar çokluğudur.Etiğe adımını atar atmaz bir ahlaklar çokluğu ile karşılaşan kişinin yapacağı ilk saptamalardan biribu çok çeşitli ahlakların dayandıkları değer norminanç ve düşüncelerin göreli kaldıklarıkısacası ahlak ilkelerinin göreliliği olabilir.
Emile Durkheimın dediği gibi Ahlaki görüş karşısında hiçbir zaman tam bir yumuşak başlılıkla eğilmek zorunda değiliz.Durkheim şöyle der: ahlaki gerçeklilik bize birbirinden kesin bir biçimde ayrılması gereken iki ayrı çerçevede görünür:nesnel çerçeve ve öznel çerçeve.Her toplum içintarihin belli bir döneminde bir ahlak söz konusudur.Ahlakta mutlakın geçerli olduğunu söylemek yanlış olurdaha doğrusu ahlak alanını dogmaların eline bırakmış olur.
Öte yandan insan dünyasını güzelleştiren güçlerden biri de çeşitliliktir.Böyle bir dünyada kötülükler üretmemekle ilginç olsa bile iyilikler üretmemekle de zavallı bi dünya olacaktır.Ancak görenekler toplumun hiçbir biçimde giderilemeyen temel taşlarıdır.Bir toplumun ortak davranış kuralları göreneklerde anlatımını bulur.Görenekler ortak ahlakın yazılı olmayan katı kurallarını oluştururlartoplumun bütün bireylerini bağlarlar ya da bağlamak isterler.
Görenekler her kişi üzerindeen aldırmaz kişinin üzerinde bile ağırlıklarını duyururlar.Görenekler şöyle der gibidirler:bana uymadan benden kurtulamazsın.Görenek zorlayıcıdırkesin biçimde kuralcıdır:getirdiği yükümlülüklerle kişiyi bunaltır.Göreneklerle savaşmak onlar karşısında kaçamak davranmaktan daha zordur.
Göreneklerden bir ölçüde kurtulmanın tek yolu onlara uyar gibi yapıp kaytarmaktır.Görenekler bütün bir toplumu sıkı sıkıya bağlarlar.Bazı düşünürler görenekleri çokça önemserler ve onlara belki de tüm sakıncalarına karşın benimsenmesi gereken belirleyiciler olarak görürler.Montesquieu Birçok devlet yasaları ayaklar altına alındığı için değil görenekleri ayaklar altına aldığı için göçtüder.
Gerçekte şu üç ayrı terimingörenek gelenek ve alışkı terimlerinin birbirine karıştırmamak gerekiyor.Gelenek bir toplumda yeni kuşaklara eski kuşaklardan geçensözleyazıyla ya da davranışla geçen değerler bütününü belirler.Alışkı toplumdaki bireylerin ortak davranış özelliklerini belirler.Buna göre hiçbir toplum göreneklere ters davranılmasını hoş karşılamaz.
Örneğin tekeşliliğin geçerli olduğu bir toplumda çokeşliliği geçerli saydıramayız.Çünkü görenekler bireyin topluma uyumunu öngörürleronların amacı en olumlu toplumsal bireyi oluşturabilmektir.uygar toplumlarda görenekler yasaların belirleyiciliği altındadır.
Gene de göreneklerle yasaların gül gibi geçinip gitmekte olduğunu söylemek zordur.Örneğin Montesquieu kişilerin kendi kafalarına göre geleneklere karşı çıkmalarının doğru olmadığını düşünür.Filozofa göre Görenekleri ve davranış biçimlerini değiştirmek istediğimizde onları yasalarla değiştirmeliyiz.Yasaları yapanların da elbet göreneklerle olumlu olumsuz ilişkileri vardır.
Alıntı | |
|
| |