Vicdanın Orucu :
"Açlığın Tokluğa Yenildiği Günler..."
"Gerçek açlık midede değil,
paylaşılmayan o tek lokmanın
ağırlığında saklıdır..."
On bir kilit vurulmuşsa merhamet
kapılarına, anahtarın nerede olduğunu
sormak manasız kalır. Sofran ne kadar
kalabalık olursa olsun, sessiz yatan
canları fark etmediysen o masada
aslında tek başınasın demektir. İnsan,
komşusunun feryadına kulak tıkadığında
sadece sesleri değil, kendi insanlığını da
dışarıda bırakır. İnancın özü, bir yetimin
mahcup tebessümünü dünya güneşine
tercih edebilmektir...
Midenin gurultusuyla terbiye olduğunu
sananlar, gönül gözündeki
doyumsuzluğu görmezden gelirse,
tuttukları sadece bir bekleyişten
ibaret kalır...
Sabır, elindekini bölüşürken kendinden de
bir şeyler verebilme cesaretidir. İnsanı
sadece belli takvim yapraklarında değil,
nefes aldığın her an gözetmek gerekir.
Zamanın dişleri arasında ezilen birine
elini uzatmadıysan, vaktin nasıl geçtiğini
sormanın da bir kıymeti yoktur. İçindeki
o büyük boşluğu doldurmadan,
başkalarının açlık halini merak etmek
sadece bir meraktan öteye geçmez.
Önce kendi içindeki bencilliğin orucunu
tutmalı insan...
"Merhamet, paylaştıkça
çoğalan yegâne hazinedir..."
~ Hakan Elieyioğlu ~
?
Kendi içindeki o bitmeyen açlığı
doyurmadan, başkasının sofrasına
uzanabilir mi insan...?