27 Aralık 2024, 19:05
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Anneme… Anneme… Bir duvar dibi buluyorum. Karanlıkta, saklanmak için ne hoş bir yer. Orası bile senden daha şefkatli ve sıcak bakıyor bana.
Sokaktan gelip geçenler bile senin suretinden daha bir tanıdık geliyor. Biliyor musun, hayatım boyunca en çok sana yabancıydım. Yağmurlar, dokunmadığım saçlarımı okşuyor narin elleriyle. Toprak, kokusunu bana sunuyor senin esirgediğin kokuna inat. Sahi, ben daha senin nasıl koktuğunu bile bilmiyorum.
Göz bebeklerim büyümüyor artık zira korkmuyorum. Korkmuyorum kazanamadığım seni, acı çekerek kaybetmekten. Sen, avuçlarımdasın biliyorum.
En çok da bu yakıyor canımı. Beni istemeyişin, benden kaçışın ama buna rağmen yanı başımda oluşun. Bense sana ait değerli bir taş gibiyim, ama ilgisizliğinden kaybolmak üzere olan.
Ne alıp basıyorsun bağrına ne de satmaya yelteniyorsun.
Çok uzaklaşmadın biliyorum zira yüreğimdeki yerin hâlâ sıcacık.
Mesela; “anne” kokar mı, bilmiyorum. Özensizce çıkardığın ayakkabın her an giyilmeye hazır. Sen, her an gidecekmiş gibi yapmayı seversin. Uykulara daldığın odanın perdelerini açtın bu sabah. Bu, bana o sabahları poğaça kokusu dolan evleri hatırlatmaya yetiyor. O sıcacık, tebessümlerin dolduğu, iltifatların yücelttiği evleri…
Gece oldu, koydum başımı göğsüne.
Sen saçlarımı kokladın ve okşadın saatlerce.
Ben, sıkıca sarılıp sana “iyi ki varsın” dedim.
Tüm bunları, şimdiki annemle değil, içimden söküp almayı unuttuğun annemle yaptım ben.
Bedenini alıp gittin de evimden, bende ki anneyi unuttun be kadın.
Esra Ezmeci'nin Süt Lekesi Kitabından.. | |
|
| |