08 Ekim 2024, 18:23
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Zemzem Kuyusunda Bulunması Zemzem Kuyusunda Bulunması Abdülmüttalib bir gece uyurken bir ses işitti.
“- Ey Şeybetül Hamd! Ey Abdülmüttalib! Kalk Tayyibe’yi kaz!” dedikten sonra ses kesildi. Ertesi gün.
“- Kalk Berre’yi kaz! “ dedi aynı ses. Üçüncü günde,
“- Kalk Masune’yi kaz!” diye seslendi. Kureyş’in genç başkanı.
“- Masune nedir? “ Nasıl bir şeydir?” diye sordu. Fakat yanıt alamadı. Uykudan uyandı yine derin düşüncelere daldı. Bütün bu olanlar bir muammaydı ve bunları nasıl çözeceğini bilmiyordu. Kâbeye gitti, fakat hiç kimseye sırrını açmadı. O günde düşünceli dolaştı durdu. Akşam eve döndü, yüreği heyecan içinde çarpıyordu. Acaba bu gece de aynı sesi duyacakmıydı.
Dördüncü gece yine aynı sesi rüyasında duydu. Fakat ses bu kez daha gür ve daha kararlıydı.
“- Ey Abdülmuttalip, kalk zemzemi kaz!”
“- Ya meçhullerin sesi, zemzem nedir, nasıl bir şeydir?”
“- Bütün hacıların suyunu verecek olan kuyu. Cebrail’in kanadıyla vurduğu yerden çıkan su, İsmail için yaratılmıştır. Fers ile Sen arasında kırmızı gagalı bir karga gelir, gagasıyla orayı eşer. Karganın eştiği yerde bir karınca yuvası vardır. İşte orası Zemzem yeridir.”
Bu yanıttan sonra ses kesilir. Uykusundan uyanan Abdülmuttalip hemen oğlu Haris’i yanına çağırır.
“- Bana bir kazma, bir kürek, bir de küfe al, gel!” diye buyurur. Baba - oğul, kazma, kürek ve küfeyi yüklenerek Kâbe’nin avlusuna gitmek için evden çıkarlar. Kâbe avlusunun katıldığını duyan Kureyş uluları hemen gelip çevresini sararlar.
“- Ya Abdülmuttalip, burada ne yapıyorsun?”
Kureyş’in genç başkanı Zemzem kuyusunu bulmak için kazı yaptığını öğrenince de hep birlikte:
“- Ya Abdülmuttalip direnince anlaşmazlık büyüyerek neredeyse kavgaya kadar dayanacaktı. Aralarından biri her iki tarafın uzlaşması için ortaya bir teklif attı.
“- Ey Kureyşliler! İşin en iyisi bir bilgin kişinin hakem olmasıdır. O ne buyurursa biz de onu kabullenelim” der.
Her iki taraf fa bu teklifi kabul eder. Öneriyi ortaya atan:
“- Şam ilinde Saadoğlu kabilesinde bir kâhin vardır: Bütün Arapların zor işlerini o çözer. Biz de onun yanına gidelim, derdimizi anlatalım. O ne hüküm verirse hepimiz ona boyun eğelim.
Taraflar bu öneriyi kabul ederek develerine binip çöle açıldılar.
Şam’la Hicaz arasında susuzluğuyla anılan bir yer vardı. Kafile buraya ulaşınca hayvanlar çölün sıcağından kurumuştu. Herkes develerinden inip belki bir su damarına rastlar umuduyla birer kuyu kazmaya başladı.
Fakat bir damla su bulamadılar:
Fazla beklemenin yararı olmayacağından yeniden yola çıkmak kararı verilince herkes devesine binmeye başladı. Abdülmuttalip devesine binmek için devesini çöktürdü. Bir ayağını devenin üstüne koydu. Öteki ayağını da kaldırmak üzereyken topuğunu yere vurdu. O anda bir mucize gözleri hayret içinde bıraktı.
Yerden bir Pınar akmaya başlamıştı.
O zaman Kureyş uluları toplanarak Abdülmuttalib’e:
“Bizler Şam’a gitmekten vazgeçtik. Senin merteben öylesine büyüktür ki, ayağının dibinden su fışkırdı. Biz de kanaat getirdik, Zemzem kuyusunu arındırmak, kazmak şerefi yalnız sana verilmiştir,” diyerek Mekke’ye dönerler.
Böylece Peygamber Efendimizin dedesi Abdülmuttalip’in gördüğü rüya gerçekleşmiş, zemzem kuyusunun yeri bulunmuş ve yapılan bir kazıdan sonra da hacca gelenlerin susuzluğunu gidermek için kuyu açılmış bulunuyordu. | |
|
| |