08 Ekim 2024, 18:21
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Kaynaklarda Geçen Bazı Büyük Şahısların Rüyaları - Rum Meliki’nin Rüyası Kaynaklarda Geçen Bazı Büyük Şahısların Rüyaları - Rum Meliki’nin Rüyası
Peygamber efendimizin doğumundan otuz yıl öncesi…
Rum ülkesinin Arabistan’a yakın sınırında hüküm süren bir Melik vardı. Bir çok yerlerde buyruğu buyruktu. Bir çok melikler onun hükmü altındaydılar. Bu Rum Meliki, bir gece yatağında derin bir uykuyadaldığı sırada, korkulu bir rüya görür. Hemen adamlarına seslenerek tabirci başısını çağırır. Gördüğü rüyayı anlatmaya başlar.
“ - Rüyamda bir karanlık yerde oturduğumu gördüm. Öyle karanlıklar içindeydim ki heybetinden korkmuştum. Başımı, yüzümü, elbisemin etekleriyle örtüyordum. Birdenbire nereden geldiğini bilemediğim bir ses işittim. Bu ses bana,
“ - Aç gözünü!”
diyordu. Yavaş yavaş göz kapaklarımı kaldırdım. Bir de ne göreyim. Yerden göğe kadar nurdan bir direk dikilmemiş mi? Öyle bir nur ki, her tarafı aydınlatıyordu. Bu aydınlıkta boyun uzun, harikulâde yaratıklar duruyordu. Bu yaratıklar deveye benzemiyordu; fakat üzerlerinde ay yüzlü, ak sarıklı kişiler binmişti. Bu, canavara benzeyen yaratıkların birinin üstüne de bir yeşil kubbe dikilmişti. Bu yeşil kubbeyi götüren yaratığın başı cedel yakuttandı. Boynu ak incideydi. Dört ayağı gümüşten, tırnağı altından, kulağı yeşil zeberceddendi. Kuyruğu da mercandandı. Bu harikulâde yaratığın üstünde bir yiğit oturmuştu. Elinde bir yalın kılıç vardı. Yiğit halka hitap etmekte, sorulara yanıt vermekteydi. Kubbenin içinde de bir kimse vardı. Dört bir yanda görülen aydınlık onun yüzünün nurundan geliyordu. Kubbenin üzerinde bir bayrak dalgalanmaktaydı. Bayrağın başında bir hilâl vardı. İşte, yüreğim bu korkulu şeylerle korkarak uykudan uyandım. ”
Melik bir süre sustuktan sonra rüya yorumcularına dönerek,
“ - Şimdi bana bu korkunç rüyanın yorumunu yapın! “ diye buyurdu.
Yorumcuların tümü susmuş; kubbe, bayrak ve hilâlin ne anlama geldiğini düşünüyor, o harikulâde canavarın ne olabileceğini kendi aralarında tartışıyorlardı.
Fakat kimse Melikin görmüş olduğu bu rüyayı yorumlayamadı. Nihayet yorumcu başı Melike:
- Yâ Melik buraya yakın bir yerde bir tapmak vardır: O tapınağın içinde yaşlı bir rahip bulunmaktadır. Bu rüyanızı yorumlarsa ancak o yorumlayabilir.
Bunun üzerine Melik o kişinin getirilmesini buyurdu. Sözü edilen yaşlı rahip hemen Melikin huzuruna çıkarıldı. Melikin rüyasını dinledikten sonra Melike başbaşa kalmalarını söyledi.
Herkes dışarı çıktıktan sonra yaşlı rahip yorumunu yapmaya başladı.
“ - Ey Melik,” dedi. “Bu rüyanın ortasında gördüğün karanlık küfür karanlığıdır. O elbisenin ucu ile yüzünü örtmen ise bu batıl dinine karşı gönlündeki tiksinmeyi gösterir. Bu yerden göğe doğru yükselen Nurdan direk ise “İslam Nuru”dur. O harikulâde, o sana canavar görünen yaratık is yaradanın mücevherleriyle bezenmiştir. Ondaki sıfatlar, üstüne binecek Mescid-İ Aksa’ya gelecekti. Melik büyük bir şaşkınlık içindeydi. Rahip yorumlarını sürdürdü.
“O Burak’ın üzerinde bir ak kubbe görmüştün değil mi? O kubbenin içinde güneş yüzlü bir kişi de oturmuştu. Öyle mi?
“ - Evet ya rahip! Öyle gördüm.”
“ - İşte, o gördüğün yüzü parlak insan, Kureyş oğullarından Abdullah oğlu Muhammed’dir. Mekke şehrinde doğacaktır. Ahir zaman Peygamberleridir. “ Melik bu sözlerle büsbütün şaşkınları. Rahibe söyleyecek bir karşılık bulamadı. Ama gördüğü rüya yaşlı rahibin yorumladığı gibi zamanı gelince gerçekleşecekti. | |
|
| |