Kutsal Kitap’ın Vaiz bölümüne göre Tanrı, insanların kalbine sonsuzluğu koymuştur (Vaiz 3:11). Tanrı bizleri kendi benzerliğinde yarattığı için ebedi yaşam için doğuştan özlem ve kapasiteye sahip sonsuz varlıklarız. Sonsuz bir yaşam için yaratıldık.
İnsanlığın bitmeyen, sonsuz mutluluk arzusu doyumsuz ve yadsınamaz boyuttadır. Dünyanın en başarılı, zengin, ünlü insanlarının yaşadığı derin huzursuzluk ve memnuniyetsizliği düşünün. Her şeye sahiptirler ancak bir şeyler hep eksiktir. Hollywood yıldızı Jim Carrey’nin bir zamanlar söylediği gibi: “Herkesin zengin ve ünlü olmasını ve hayal ettiklerini yapmalarını, böylece bunun asıl cevap olmadığını görmeleri gerektiğini düşünüyorum”.
Aynı şekilde ünlü Fransız düşünür Blaise Pascal da şöyle der: “Her insanın kalbinde yalnızca Tanrı’nın doldurabileceği bir boşluk vardır”.
Yüzüklerin Efendisi’nin yazarı J. R. R. Tolkien, ”Peri Masalları Üzerine” ismini verdiği bir denemesinde, insanların masalları bu kadar sevmesinin temelinde yatan nedenleri irdeler. Tolkien’e göre masallarda insan ruhuna hitap eden özellikler bulunur. Bunlar; kahramanca fedakarlıklar, zamanın dışına çıkmak, insan olmayan varlıklarla ilişki içerisinde olmak, kötülük üzerinde zaferli olmak, ölümden kaçış ve sonsuza kadar süren aşk/sevgi.
Masallar, gerçekçi kurgunun dokunamayacağı arzulara dokunuyor. Entelektüel olarak hiçbir şeyin gerçek olamayacak kadar iyi olamayacağına ne kadar ikna olsak da bu arzularımız bizi bir an bile yalnız bırakmaz. Bizi derinden kemiren bir şüphe ile dünyanın olması gerektiği gibi olmadığı ve gelecekte dünyanın her zaman olduğu gibi bir yer olmayacağı umudu doğurur. İşte masallar bizi, “başka yerlere” götürürken aslında, “burada” bulunan, bizim ayrılamaz parçamız olan duygularımıza hitap ederler. Aslında her şeyin altında yatan ve ruhlarımızın derinliklerinde hissettiğimiz gerçeğe işaret ederler.