Öyleyse, Hıristiyanlar olarak nihai umudumuz bu dünyadan gitmek değil, bu dünyayı Tanrı’nın restore etmesidir. Aslında söylemek istediğimiz bizim bu dünyayı bırakıp Tanrı’nın egemenliğine gitmemiz değil; Tanrı’nın egemenliğinin bu dünyaya gelmesidir. Bu yüzden Rabbin Duası’nda şöyle dua ederiz: “Egemenliğin gelsin. Gökte olduğu gibi yeryüzünde de senin isteğin olsun.” Bu nedenle Kutsal Yazılar gelecekteki evimizi somut ve maddi terimlerle, “yeni gökler ve yeni bir dünya” olarak resmetiyorlar. Başka bir deyişle, tamamen ruhsal bir dünyada dinlenmeyeceğiz. İyi ve güzel Tanrı’nın sonsuz mucizelerinde koşuyor, çalışıyor, enstruman çalıyor, şarkı söylüyor, gülüyor, dinleniyor ve canlanıyoruz.
Bu yüzden cennetteki sonsuzluktan bahsederken aslında hatırlamamız gereken yeni gök ve yeni yeryüzünün, Tanrımız ve Kralımızın huzurunda sonsuz, sürekli artan bir sevinç dünyası olduğudur.