Almanya’dan halamlar geldiğinde ev bayram yerine dönerdi.
Her bavul açıldığında kafalar çevrilirdi.
İçinden sanki Avrupa değil, sihir çıkardı.
Bir kakao.
Bir saat.
Bir şampuan.
Bir çikolata.
Ve yüzlerce balon.
Hala balon fabrikasında çalışıyordu.
Enişte çikolata fabrikasında.
“Bu balonları çocuklara ver,” dediler.
Verdim.
Mahallede bir anda popüler oldum.
Hiç anlaşamadığım Numan bile mahçup kapıya kadar geldi.
Normalde selam vermez.
“Balon dağıtmışsınız… varsa ben de bir tane isterim?” dedi.Dev bir balon verdim.
Elinde dev balonla gezen çocukları görünce mutlu oldum.
Kuzenle sokağa çıktık.
Parkın köşesinde ıslak kum yığını bırakılmıştı.
Kaldırımı yenileyen işçiler gitmiş.
Yağmur yağmış.
Çamur olmuş.
Kuzen durdu.
“Bu size normal geliyor?” dedi.
“Biliyor musun,” dedi,
“bazı şeyler içinde yaşanınca normal gelir…
ama dışarıdan bakınca hemen görünür.”
Omuz silktim.
Biz alışmıştık.
Aradan 30 yıl geçti.
Kuzen ara ara tekrar geldi.
Bu sefer gururla gezdirdim mahalleyi.
Yağmur kanalları yapılmış.
Çamur yok.
Çöp yok.
Kaldırımlar pırıl pırıl.
“Bak,” dedim gururla.
Başını salladı.
“5 yıl önce şu yan daire kirası 300 euroydu. Şimdi ne kadar?”
Söyledim.
Euro’ya çevirdi.
“1000 euro olmuş… bu normal değil.”
Kahveciye gittik.
“Bu normal değil.”
Lahmacun söyledik.
“Bu normal değil.”
Duraksadım.
“Pandemi oldu,” dedim. “Dünyada üretim azaldı fiyatlar her yerde arttı”
Kuzen yine başını salladı.
“Bizde de arttı ama en fazla yüzde 30.
Sizde bazı şeyler euro bazında 3 kat artmış.
Bu normal değil
Bir de insanların yüzü çok asık kuzen”
Bu normal değil.
Bir an sustum.
“Ne yapsak beğenmiyorsun sanki kıskanıyorsun biraz pozitif ol,” dedim.
Kuzen bana baktı.
“Ben beğenmek için değil, gerçekleri görmen için söylüyorum,” dedi.
“Çamur gitmiş… ama başka bir şey birikmiş.
Eskiden balonları şişirirdiniz.
Şimdi fiyatları.
Sizce kim haklı? Neden haklı?