31 Aralık 2024, 01:43
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Öğrenmenin Esası Öğrenmenin Esası Genç bir adam, değerli taşlarla ilgi duyduğu için ve mücevher ustası olmaya karar vermiş. “ Bu mesleği yapacaksam, iyi bir mücevher ustası olmalıyım,” diye düşünmüş ve ülkedeki en iyi mücevher ustasını aramaya başlamış. Sonunda bulmuş, yanına gitmiş. Bir süre bekledikten sonra usta tarafından kabul edilmiş.
“Anlat, dinliyorum,” demiş usta. Genç adam, taşlara ilgi duyduğunu ve iyi bir mücevher ustası olmaya karar verdiğini heyecanla anlatmış. Yaşlı usta sesini çıkarmadan genç adamı dinlemiş, sözleri bitince de ona bir taş uzatmış…
“Bu bir yeşim taşıdır, “ dedikten sonra, genç adamın avucuna taşı bırakmış ve avucunu kapatmış.
“Avucunu aynen böyle kapalı tut ve bir yıl boyunca hiç açma. Bir yıl sonra tekrar gel. Haydi şimdi güle güle,” demiş ve şaşkın genç adamı öylece bırakıp kalkmış, sonra da odadan çıkmış. Genç adam evine dönmüş, kendisini merakla bekleyen annesiyle babasına neler olduğunu anlatmış. Anlattıkça da kendisine çok anlamsız gelen bu hareketi ve soğuk konuşması nedeniyle ustaya olan öfkesi gittikçe artmış.
Günler geçmeye başlamış. Genç adam sürekli söyleniyor ama yine avucunu hiç açmıyormuş. “Nasıl böyle budalaca bir şey yapmamı ister? Bir de bu ülkenin en iyi mücevher ustası olacak! Bu saçmalığa bir yıl boyunca nasıl katlanacağım? Böyle bir eziyetle nasıl yaşarım? Bu ne biçim ustalık… Ustalık kaprisi yapacaksa, bari başından yapmasaydı…”
Devamlı söyleniyor, her önüne gelene ustadan yakınıyor ama avucunu hiç açmıyormuş. Avucu kapalı uyuyor, bütün işlerini diğer eliyle yapıyormuş. Zamanla bu duruma giderek alışmaya, diğer elimi çok rahat kullanmaya başlamış. Uyurken de yanlışlıkla avcu açılıp taş düşmesin diye hep yarı uyanıkmış.
Böylece bir yıl geçmiş. Her günü zorluklarla dolu, her gecesi de yarım uykuyla yaşanmış bir yılı tamamlamış.
Ve o gün gelmiş. Usta bir süre beklettikten sonra, büyük ustanın karşısına çıkmış. Usta bir süre beklettikten sonra yanına gelince, genç adam ne kadar saçma bulursa bulsun bu sınavı başarıyla tamamlamış olmanın verdiği gururla elini uzatmış, avucunu açmış.
“İşte taşın, demiş. “Bir yıl boyunca avucumda taşıdım. Peki şimdi ne yapacağım?”
Yaşlı usta sakin bir sesle cevap vermiş:
“Şimdi sana bir başka taş vereceğim, onu da aynı şekilde bir yıl boyunca avucunda taşıyacaksın.”
Bu söz üzerine genç adam bütün sükûnetini kaybetmiş, bağırıp çağırmaya başlamış. Yaşlı ustayı bunaklıkla, delilikle suçlamış. Mücevher ustalığını öğrenmek isteyen genç bir insana böyle eziyet ettiği için bağıra bağıra yaşlı ustanın hasta olduğunu söylemiş.
Genç adam bağırıp çağırırken, yaşlı usta ona hissettirmeden bir taşı avucuna sıkıştırmış. Öfkeden yüzü kıpkırmızı genç adam, bir yandan bağırıp çağırırken avucundaki taşı hissetmiş. Durmuş, taşı biraz sıkmış ve heyecanla konuşmuş;
“Bu taş, yeşim taşı değil usta!”
Bu, ustanın bir usta olmak için insanın ne kadar sabırlı olması gerektiğini anlatma yoluymuş.
Alıntı | |
|
| |