Yaşam Hikayeleri Yaşamla ilgili size ilham verebilecek hikayeler.


Konu Bilgileri
Konu Basligi
Orta Odayı Açma | Öyküler
Konudaki Cevap Sayisi
0
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
115
Konu Bilgileri : Yaşam Hikayeleri
Konu Basligi
Orta Odayı Açma | Öyküler
Konudaki Cevap Sayisi
0
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
115

Kullanıcı Etiket Listesi


 
 
LinkBack Seçenekler Görüntüleme stilleri
Prev Önceki mesaj   Sonraki mesaj Next
Alt 23 Kasım 2024, 18:55  
Çevrimdışı
 
Asrevya kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan Orta Odayı Açma | Öyküler

Orta Odayı Açma | Öyküler

Dağ tepe, sessiz orman içlerinden geçerek, yorgun argın döndüğüm bir bisiklet gezisinden sonra, evde, masanın üstünde bırakılmış bir notunu buldum karımın:
"Orta odayı açma! Yaralı bir kuş var!"

Önce sözlerin bir şaka olduğunu düşündüm, bir anlam verememiştim çünkü; "orta oda" diye, bir odamız var mıydı?
Varsa, yaralı bir kuşun o odada işi neydi?
Sorular beni aldı götürdü.

Orta oda insanın binlerce yıllık yaşam serüveninde keşfini bekliyor.
Yanındaki iki oda arasında, kapısı pek sıkça açılmayan, açılsa da içini görmekte zorlandığımız bir oda. Oysa, önemli bir oda, insan evinin kararlarını, yaşamını belirleyen gücü var.

Orta odamda, nice geceler çığlıklar duydum. Büyük patlamalarla sarsıldım. Güzel sesler de işittim:

Kapısından eve yayılan nâmeler sıcak, hafif kıpırtılı, dingin heyecanlar yaşattı bana. Kimi zaman odanın kapısını parçalayan çok iyi tanımlayamadığım güçler, evimi alt üst etti.

Yarattıkları dehşetin izlerini aylarca yaşadım evimin her köşesinde. Sıkı sıkıya kapattım kapısını, üzerine tahtalar çaktım. İçinden o bilmediğim güçler çıkmasın da, evimde beni perişan etmesin diye. Sol odamdan (arkamı dönünce sağıma düşüyor!) çelik levhalar alıp, mühendislik hüneriyle örttüm kapının tümünü. Çelik sol odamdandı, sol odam güven odamdı. Öyle biliyordum.

Sonra?

Orta odamdan, kalın kalkanlarla gizlenmiş kapısının boğuculuğunda, hiç ses gelmemeye başladı. Ev, sessiz, cansız, ölü evine döndü. Dayanamadım bu sessizliğe:

Sessizliği dinleyemediğim için değil, sessizliğin sesini duyabilmek için orta odadan alacağım kulaklıklara gerek vardı.

Çocukluğumda farketmiştim:

Orta odada, müzik yayını olduğu gibi, dinleme aygıtları vardı. Silahlar da vardı, çelik yelekler, miğferler:
Masanın üstünde çiçekler, açılmamış şaraplar, odanın bir kenarında ucunu bucağını göremediğim bir bahçeye açılan bir kapı daha vardı. Oda sanki, kendi içinde diğer odalara, bahçeye, bahçelere açılan kapılarla doluydu.

Peki azını açabilmiş içlerine bakabilmiştim. Kimi kapılardan gördüklerimden irkilmiş, kimilerinden utanmış, kimilerini açar açmaz kapatmıştım.

Yaşlandıkça anlamaya başladım. Orta oda kapalı tutulamazdı.
Kapalı tutulamazdı ama, içeriye girip, sol odadan aldığım planlarla düzenlemeler de yapılamazdı. Oda her türlü düzenlemeye direniyordu.

Her insan bireyi bir evdir. Evin bir tarafında üç oda yan yana bulunur.

Sağdaki oda bedenimizin işletildiği, beden işletim odasıdır.
O odanın kapısını pek açamadım. Evimin o odadan gelen enerjiyle yaşadığını biliyorum. Işıklarım onunla yanıyor, onunla ısınıyorum. Odamın havalandırılması da onunla çalışıyor. Sağ odamın sağlık odam olduğunu görüyorum. Beden odam.

Sol odam akıl odam. Gözlem evim bu odada, labaratuvarlarım, kütüphanem, bilgisayarım.

Orta odam, can odam.

Duygu odam. Evimin kalbi. Orada fIrtınalar yaşıyorum, sarsılıyorum, üzülüyorum, seviyorum, nefret ediyorum. Kapısına çelik kalkanlar çakıp, sonra vazgeçiyorum.
Yaşama sevincini orada, oradan duyuyorum. Acılarım onun karanlığında yaşanıyor.

Orta odamda bir yaralı kuş var.

Karımın notundan anlamış değilim bunu:

Kimin orta odasında yaralı bir kuş yok ki?

Orta odasında güvercinleri, bülbülleri, serçeleri, giderek kartalları, akbabaları olmayanların yaralı kuşları da olmaz.

Orta odamın kocaman penceresinden gökyüzüne saldığım kuşlar, umut kuşları, beklenti kuşları, sevgi bülbülleri, aşk güvercinleri, dostluk serçeleri bilmediğim evlerin odalarına süzülüyorlar.

Kimileri yollarda telef olup gidiyor, kimisi hiçbir eve ulaşamadan çöllerde ölüp yok oluyor, kimileri gagalarında haberlerle orta odama, sol ya da sağ odama dönüp geliyor, kimileriyse güç bela ulaşabildikleri orta odamın penceresinden içeriye kendilerini zor atıyor yaralı olarak.

Yıkıntılarımın, incinmişliklerimin, düşkırıklıklarımın yaralı kuşları. Okşayıp severek bakıyorum onlara. Sol odamın gereçleriyle iyileştirmeye çabalıyorum.

Tuhaftır, orta odamda, her ân bir yaralı kuşum oluyor, artık.

(Okura not: Karımın notu, meğer bizim evin bahçesinde bir kedinin avladığı kuşla ilgiliymiş.

Karım kuşu kedinin ağzından zorla almış. Yaralarına merhem sürüp evdeki kedilerin zarar vermemesi için evimizin orta odasına koymuş. Yanlışlıkla açıp kuşa zarar vermeyeyim diye bana o notu bırakmış !)

Ahmet İnam

__________________
Değeri Değere Değen Kavrar...
 
 

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
açma, odayı, orta, Öyküler


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)
 
Seçenekler
Görüntüleme stilleri

Gönderme Kuralları
Konu açma yetkiniz yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesaj düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık





JRodix Logo
ForumKalbi.Com, JRodix.Com Sunucularında Barınmaktadır.

FK

ForumKalbi

ForumKalbi cebinde, tek dokunuş uzağında

1️⃣ Safari'de Paylaş ⬆️ butonuna basın
2️⃣ Ana Ekrana Ekle seçeneğini seçin
3️⃣ Sağ üstten Ekle deyin

Yükleniyor