Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Gazze Nerede? Gazze Nerede?
Gazze (Arapça: غزة, [ˈɣazːa]; İbranice: עזה Azza, [ˈʕaza]), Filistin'in güneybatısında bulunan, Gazze Şeridi'nin en büyük şehri. Akdeniz sahilinden 4 km içeride kurulmuş olan Gazze'nin nüfusu yaklaşık 650 bindir. Gazze'deki insan yerleşim tarihi bu şehri dünyadaki en eski şehirlerden biri yapacak şekilde 5 bin yıla ulaşmaktadır.
Kuzey Afrika ve Levant arasındaki Via Maris denilen ticaret rotası üzerinde yer aldığı için tarihinin büyük bir bölümünde Güney Filistin'in değerli bir antreposu ve Kızıldeniz üzerinden gelen Baharat Yolu üzerinde önemli bir mola yeri olarak işlev gördü. Romalılar ve daha sonra Bizanslılar altında, Gazze ve göreceli barış dönemi yaşayarak önemli bir yerleşim birim oldu. 635 yılında, İslam Ordusu tarafından fethedildi ve hızlı bir şekilde İslami bir hukuk merkezi haline geldi.
Gazze Şeridi
Ancak, Haçlılar istilası ile şehir harap oldu. Aşağıdaki bölümlerde bir tarihçinin Haçlılar'ın şehri "insansız ve harap bulduğundan" bahsettiği yazmakta olup bu konuda kesin kaynak yoktur. Sonraki yüzyıllarda, Gazze seller ve Moğol akınları yüzünden birçok sıkıntı yaşadı. 16. yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğu'na dahil olduğunda bir köy durumundaydı. Osmanlı hakimiyetinin ilk yarısında, Rıdvan Hanedanı yönetiminde şehirde büyük ticaret ve barış içinde dönem geçti. Gazze I. Dünya Savaşı sırasında, İngiliz kuvvetlerine teslim oldu ve İngiliz Mandası altında Filistin'in bir parçası haline geldi. 1948 Arap-İsrail Savaşı sonucu, Mısır yönetiminde Gazze Şeridi'nde bazı gelişmeler olmuştur. 1967 yılında İsrail tarafından Altı Gün Savaşı sonucu ele geçirildi; ancak 1993 yılında, şehir yönetimi Filistin Ulusal Yönetimi'ne geçti. Hamas, 2007 yılında yapılan seçimleri kazanarak şehri El Fetih'den teslim aldı ve o tarihten beri İsrail tarafından abluka altında tutulmaktadır.
Gazze'nin Filistin Ulusal Yönetimi'ndeki konumu Gazze'nin temel ekonomik faaliyetleri küçük ölçekli sanayi, tarım ve işçiliktir. Ancak, ekonomi abluka ve devamlı süren çatışmalar ile ekonomik olarak şehir kötü durumdadır.
Nüfusunun çoğu Müslüman olan şehirde, çok az Hristiyan azınlık vardır. Gazze halkının yaklaşık %75'i 25 yaşın altındadır ve dünyada mülteci olarak başka bölgelerde yaşayan en yüksek sayıda halka sahip şehirdir. Etimoloji Zev Vilnay'a göre, Arapça "Ġazza" kelimesinden gelen "Gazze" adı, orijinal olarak İbranice "güçlü" anlamındaki (ʕZZ)'den gelmektedir ve Arapçaya, Fransızca "güçlü yer", İngilizce "güçlü kale" anlamına gelen İbranice "ʕazzā" kelimesinden geçmiştir. Mariam Shahin'e göre Kenanlılar şehre Gazze adını verdi, Antik Mısırlılar bu şehre "Ghazzat" ("değerli şehir") derdi ve Araplar, Gazze'de toprağa verilen Muhammed'in dedesinin babası Haşim bin Abdimenaf'ın onuruna bu şehri "Gaza Haşim" diye anmaktadır. Tarihi Tunç Çağı Gazze bölgesindeki yerleşimin tarihi, Kenan bölgesinde bir Antik Mısır kalesi olarak inşa edilen ve bugünkü şehrin güneyinde bulunan bir yerde kurulan Tell as-Sakan'a kadar gitmektedir. Bölgeden tarımsal ürünlerin sağlanması yoluyla gelişen Kenan şehirlerinin liderlerinin Mısır ile ticaret antlaşmaları sayesinde Mısır ve Kenan ilişkileri ciddi bir şekilde değiştikçe, Tell as-Sakan ekonomisi ilerledi. Ne var ki, Mısır'ın ekonomik öncelikleri Lübnan ile sedir ticaretine yönelince Gazze'nin önemi mal taşıyan gemiler için sadece bir liman olmaya dönüştü ve ekonomik bir çöküş yaşadı; böylece şehir Mısırlılar tarafından bir kenara itilmiş oldu ve bütün Erken Tunç Çağı boyunca bu durum değişmedi. Gazze buna rağmen nüfus ve ekonomi açısından büyüme gösterdi ve yerli Kenan halkı Tell as-Sakan'da yerleşmeye başladı; ancak MÖ 2250'de, bölgede büyük bir uygarlık çökmesi yaşandı ve Gazze bölgesindeki bütün şehirler MÖ 23. yüzyılda yıkıldı. Bunların yerine Erken Tunç Çağı boyunca orada yer almaya devam edecek olan basit evlerden oluşan kırsal yerleşimlerle birlikte yarı-göçer kültürler ortaya çıkmıştır. Gazze Vadisi nehir yatağı boyunca Tell al-Ajjul diye bilinen bir şehir merkezi oluşmaya başladı. Orta Tunç Çağı süresince, Tell as-Sakan Filistin'in en güneyindeki yerleşim birimiydi ve bir kale olarak görev yaptı ve MÖ 1650'de, Mısır Kenanlı Hyksoslar tarafından işgal edildiği dönemde ilk Tell as-Sakan yıkıntıları üzerinde ikinci bir şehir yükseldi. Yaklaşık bir yüzyıl sonra Hyksoslar Mısır'dan çıkarılınca, şehir yıkıldı.
MÖ 15. yüzyılda Mısır Gazze'yi tekrar kurdu ve şehir üçüncü kez kurulmuş oldu. Şehir Tunç Çağı'nın sonu olan 14. yüzyıla kadar ayakta kalmayı sürdürdü.
 Via Maris (mor renkte), Kral Yolu (kırmızı renkte), ve diğer tarihi Levant ticaret yolları, y. MÖ 1300 Antik dönem MÖ 15. yüzyıldan itibaren yerleşim yeri olan Gazze, tarihi boyunca birçok farklı medeniyet ve kavmin yönetimi altında yaşamıştır.
Mısır egemenliği  Gazze'de bulunan ve İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenen Zeus heykeliGünümüzdeki Gazze şehri, daha çok Tell al-Ajjul'un şehrinin yıkıntıları üzerinde olmak üzere gelişti ve Kenan bölgesinde Mısır'ın idari merkezi oldu. Bölge Mısır valisinin ikamet ettiği yerdi. İlk zamanlardan itibaren stratejik önemi olan bir kervan merkezi olarak, burası düzenli olarak Mısır ve Filistin ile Suriye ve Mezopotamya güçleri arasında savaşlara sahne oldu ve sık sık Mısır ve Asur kayıtlarında adı geçti. III. Thutmose'nin krallığı döneminde, Suriye-Mısır kervan yolu üzerinde olduğu belirtilmiş ve Amarna mektupları 'nda "Azzati" olarak gözükmektedir. Antik Mısır tarafından 350 yıl yönetildikten sonra MÖ 12. yüzyılda Ege kökenli denizci bir kavim olan eski Filistin halkı tarafından ele geçirilen Gazze Filistin pentapolislerinden biri haline getirilmiştir. Yahudi, Hristiyan ve Antik Yunan inanışında Gazze, Samson'un hapsedildiği ve kendi ölümüyle karşılaştığı yerdir. (Judges Kitabı 16:21) Amos ve Zephaniah peygamberler Gazze'nin çöl olacağı kehanetinde bulunmuşlardır. İncil'e özgü hesaplamalara göre Gazze, MÖ 11. yüzyılda Kral Davud'un egemenliğinden itibaren İsrailoğulları'nın yönetimindeydi. Daha sonra Gazze Asurlular tarafından III.Tiglat-Pileser ve II. Sargon yönetiminde MÖ 730'da fethedilip yönetildi. 7. yüzyılda tekrar Mısır egemenliğine girdi ancak (MÖ 6. ve 4. yüzyıllar arasında) Pers İmparatorluğu sırasında uzun süre bağımsız kalmış ve zengin bir kent olmuştu. Şehir, MÖ 529'da I.Kambises'in saldırısına direndikten sonra MÖ 520 yılı civarında Yunanlar şehirde bir ticaret merkezi kurdu. İlk madeni paralar MÖ 380'lerde Atina modelinde basıldı. Büyük İskender Mısır'a giderken ona direnen en son şehir olan Gazze'yi beş ay kuşattıktan sonra MÖ 332'de aldı. "Batis" adında bir yönetici tarafından yönetilen ve paralı Arap askerler tarafından savunulan Gazze bir fırtına tüm direncini yıkana kadar kuşatmaya direndi. Askerler ölünceye kadar şehri savundular. Şehir, İskender'in yönetimine sıcak bakan komşu Bedevilerin yönetimine verildi. İskender şehri bir şehir devlet gibi düzenledi ve Helenik öğrenme ve felsefe merkezi olarak itibar kazanan Gazze'de Yunan kültürü kök saldı.İlk önce Ptolemaios hanedanı'na dahil olduktan sonra MÖ 200'de Selevkos İmparatorluğu'na geçti. MÖ 1. yüzyılda ve MS 1. yüzyılın ilk yarısında, Nebatiler'in Kızıldeniz'deki Eilat limanından veya Petra'dan gelen kervanlarının Akdeniz kıyısındaki varış noktasıydı. MÖ 96'da, Hasmonean kralı Alexander Jannaeus şehri bir yıl boyunca kuşattı ve sonunda Nebati kralı II.Aretas'dan yardım bekleyen halk katledildi ve şehir Janneus tarafından yıkıldı. Roma ve Bizans dönemi  PompeyGazze, MÖ 63'te komutan Gnaeus Pompeius Magnus tarafından Roma İmparatorluğu'na katıldı ve Vali Aulus Gabinius tarafından yeniden inşa edildi. Roma İmparatorluğu yönetimi, Orta Doğu ve Afrika arasında zengin bir liman ve bir ticaret merkezi olarak büyüyen şehre altı yüzyıl süren görece bir huzur ve refah sağladı. Yeni Ahit'te, şehrin Mısır kervan yolu üzerinde olduğundan bahsedilir. (8:26). MS 30'da Roma imparatoru Augustus tarafından kral olarak atanan Hirodes kendi krallığı içinde Idumea valisi Cosgabar'ın şehrin yönetiminde olduğu ayrı bir bölge oluşturdu. Hirodes'in krallığının idari bölümlenmesine göre Gazze Suriye prokonsülünün altında yer aldı. Hirodes'in MS 4'te ölümünden sonra, Augustus Gazze'yi Suriye Eyaletine bağladı. 66'da Gazze Romalılara isyan eden Yahudiler tarafından yakıldı ancak Kudüs'ün yıkılmasından sonra bile önemli bir şehir olarak kaldı. Roma dönemi boyunca, Gazze zengin bir şehirdi ve değişik imparatorlardan hediye ve takdir kazandı. 500 kişilik bir Senato tarafından yönetilen şehrin nüfusu Filistinliler, Yunanlar, Romalılar, Kenanlılar, Fenikeliler, Yahudiler, Mısırlılar, İranlılar ve Bedevilerden oluşuyordu. Gazze'de üstünde Tanrıların ve İmparatorların büstlerinin yer aldığı madeni paralar basıldı.[18] MS 130'daki ziyareti sırasında İmparator Hadrianus, daha sonra İskenderiye'den Şam'a kadar ünlenen yeni stadyumda yapılan güreş, boks ve hatiplik yarışmasını bizzat seyretti. Şehir, ana kült Dagon olmak üzere birçok pagan tapınak ile bezendi. Diğer tapınaklar Zeus, Helios, Afrodit, Apollo, Athena ve yerel Tike'ye adanmıştı. Hristiyanlık ilk önce Maiuma limanından başlayarak Gazze'de MS 250 civarında yayılmaya başladı. İç bölgelerdeki nüfusun içinde yayılmaya başlayınca engellerle karşılaşmaya başladı çünkü ana pagan inanışı Marnas kültü olmak üzere pagan inancı çok güçlüydü. Aynı zamanda 303'teki Diocletianus zulmü sırasında Hristiyanlar ciddi bir baskıya uğradılar. Gazze'nin ilk piskoposu, İsa'nın 72 müridinden biri olduğuna inanılan Philemon'du ancak ilk papazı, 310'daki Maximian kovuşturması sırasında diğer 30 Hristiyan ile beraber tutuklanıp ölüme mahkûm edilen Saint Silvanus'tu. O sıralarda Silvanus Gazze yakınlarındaki bir manastırın başında bulunuyordu. Piskopos Asclepas 325'teki Birinci Konsil'de yer aldı. Roma İmparatorluğu çökerken Gazze bundan etkilenmemişti. Gazze'de Hristiyanlığa geçiş yayıldı ve 396 ve 420 yılları arasında Aziz Porphyrius zamanında da tamamlandı. Aziz Porphyrius, MS 402'de şehirdeki sekiz pagan tapınağının yıkılmasını emretti, ve dört yıl sonra İmparatoriçe Aelia Eudocia Marnas Tapınağı'nın üstüne bir kilisenin yapılması emrini verdi. 540 yılları sırasında Gazze Sina Yarımadası yapılan hac yolculuklarının başlangıç noktası oldu. Erken Hristiyanlık döneminde de Gazze önemli bir şehirdi ve birçok önemli akademisyen, en çok bilineni Gazzeli Procopius olmak üzere retorik akademisinde dersler verdi.
Ünlü Aziz Sergius Kilisesi bu yüzyılda yapıldı. MS 600'de yapılan Madaba Haritası mozaiğinde görüldüğü gibi, şehir Filistin'in güney kıyısının en önemli siyaset ve ticaret merkeziydi. Yaklaşık yarısı korunmuş olmakla birlikte burada çok küçük kazılar yapılmış olmasından ve üzerinde hala insanların oturduğu Bizans Gazze'sinden dolayı, bu kadar geniş bir alana yayılmış olarak gösterilmesi kolayca açıklanamaz. Müslüman egemenliği Gazze; Müslümanların eline geçmeden önce, şehrin Yunanca konuşan Hristiyan halkı arasında zaten çok sayıda Müslüman vardı. Bizans döneminin sonuna doğru, Gazze daha sonra İslam Devletinin 2. Halifesi olacak olan Ömer ibn Hattab'ın da dahil olduğu Mekkeli Arap tacirlerin etkisi giderek artan grubunun evi oldu. Muhammed İslam peygamberi olmadan önce şehri bir kez ziyaret etmişti. MS 635'te Gazze, Bizans İmparatorluğu ve Hilafet Devleti Ordusu arasında Filistin'in merkezinde yapılan Ecnadeyn Muharebesi'ni takiben general Amr Bin El-as tarafından kolayca kuşatıldı ve ele geçirildi. Kuşatma sırasında şehrin Yahudi toplumu Bizans garnizonun yanında savaştı. Şehrin kolayca ele geçirilmesi Arapların stratejisi, Bizans'ın zayıflığı ve Gazze'deki Arapların etkisi ile açıklanmaktadır.
Gazze Müslümanlar tarafından ilk ve Ebu Bekir'in halifeliği döneminde ele geçirilen tek Filistin şehridir. Muhammed'in büyük babası Haşim bin Abdimenaf'ın defnedildiği şehir olarak bilindiği için şehre herhangi bir zarar verilmedi. Müslüman Arapların Gazze'yi ele geçirmesi Gazze'de ciddi değişimlere yol açtı; kiliseler,şimdi Gazze Büyük Camii dahil olmak üzere, camiye dönüştürüldü, insanlar hızla İslam dinine yöneldiler ve Arapça resmi dil oldu. Halifenin atadığı valiler yönetiminde, Hristiyanlar ve Yahudiler, şehri 723'te ziyaret eden St. Willibald'ın notlarında belirtilği gibi ticaret ve ibadetlerine devam etmekle beraber cizye vergisi ödüyorlardı. Gazze Emeviler döneminde Filistin Eyaleti'nin içinde yer alıyordu ve bu durum Abbasiler döneminde de devam etti. MS 750'de Emeviler dönemi sona erdi ve Gazze'nin İslam hukuk yazımı konusundaki merkezlerden biri olmasını sağlayacak Abbasiler yönetimi ele geçirdi. 767'de İmam Şafii Gazze'de doğdu ve ilk çocukluğunu burada geçirdi.
Şafii, kendisinden sonra Şafii mezhebi olarak adlandırılacak önemli İslam mezheplerinden birini kurdu.. 796'da Gazze o bölgedeki Arap aşiretleri arasında bir iç savaşa sahne oldu.
Ancak Gazze, "burası Hicaz yöresinin insanları için büyük bir pazardı" diye betimlediği Gazze'deki tüccarın zenginleştiğini yazan İranlı coğrafyacı Eştakri'nin de ifade ettiği gibi 9. yüzyılda bariz bir biçimde toparlandı. Gazze limanı yoğunluk açısından iniş çıkışlar sergiledi ve bunu Filistinli yöneticiler arasındaki çekişmeler ve şehre iç bölgelerden gelen ticaret yollarındaki kervanlara Bedevilerin yaptığı saldırılar yüzünden ticarette genel bir düşüş takip etti. Ne var ki, MS 10. yüzyılda, Abbasiler döneminde, Arap coğrafyacı Al-Makdisi Gazze için şunları yazmıştır: "Çölün kıyısında Mısır yolu üzerinde büyük bir şehirdir. Mutlaka görülmesi gereken büyük bir eser olarak bu şehirde Halife Ömer adına yapılmış Gazze Büyük Camii vardır." Tolunoğulları Gazze'yi MÖ 868'den 905'e kadar yönetmiştir, ve 909 civarında Maiuma limanı önemini korusa da Gazze'nin düşüşüne neden olacak şekilde Mısır'daki Fatimiler egemenliğine girdi. Bölge MS 943 civarında ise Hindistan'dan gelen bir meyve olan portakal ile tanıştı. MS 977'de Fatimiler Selçuklu Hanedanı ile bir anlaşma yaparak Gazze'nin kontrolünü ve Mısır da dahil olmak üzere şehrin güneyindeki topraklarda egemenliklerini devam ettirdiler. Haçlılar, Eyyubiler, Memlûklar  Gazze'de Memlûk döneminden kalma Altın PazarHaçlılar Haçlılar, Fatimiler'den Gazze'yi 1100'de aldılar. Tarihçi Surlu Vilyam'a göre Haçlılar burayı insansız ve harabe bir halde buldu. Gazze'nin üstünde kurulduğu tepe düzlüğünü yeniden düzenlemek şehrin mali yetersizliğinden dolayı imkânsız olduğundan Kral III.Baldwin orada 1149'da küçük bir kale inşa ettirdi. Bu, Fatimilerin elinde tuttuğu Aşkelon şehrinin askeri açıdan çevrelenmesini kuzey tarafından da tamamlamış oldu. Kalenin tamamlanmasından sonra kaleyi ve çevresindeki bölgeyi Tapınak Şövalyeleri'ne verdi. Aynı zamanda Gazze Ulu Camii Saint John Katedraline çevirdi. 1154'te Arap gezgin El İdrisi Gazze için şunları yazmıştı: "Gazze günümüzde çok kalabalık ve Haçlıların yönetiminde." Surlu Vilyam, 1170'te kalenin etrafındaki alanda sivillerin yerleşmesinin ve bu insanları çevreleyecek şekilde çok güçlü olmayan tahkimat ve kapılar yapımının teşvik edildiğini teyit etmektedir. Aynı yıl, Kral I. Amalrik Gazze'li Tapınak Şövalyelerini Deir al Balah yakınlarında Selahaddin Eyyubi tarafından komuta edilen Eyyubilere karşı birlikte savaşmak üzere çağırdı.
Ancak, Selahaddin Eyyubi, Haçlı Kuvvetleri ile savaşmak yerine doğruca Gazze'ye saldırdı ve Plancy'li Miles'ın yönettiği kalenin çevresindeki yerleşimi yıktı. Yedi yıl sonra (1177), Tapınak Şövalyeleri Gazze'yi tekrar Selahaddin Eyyubi'ye karşı savunmak için hazırlandılar ancak bu sefer kuvvetleri Aşkelon'a saldırdı. Eyyubiler Gazze, 1187 yılında Selahaddin Eyyubi tarafından Haçlılardan geri alındı. 1187'de, Aşkelon'un kuşatılmasını takiben Tapınak Şövalyeleri büyük ustaları Gérard de Ridefort'ın serbest bırakılması için Gazze'den çekildi.
Selahaddin Eyyubi, 1191'de şehrin bütün tahkimatını yıktırdı. Gazze'yi tekrar ele geçirdikten bir yıl sonra, I. Richard gözle görülecek şekilde şehrin surlarını güçlendirdi ancak aylar sonra 1193'te yapılan Ramla Antlaşması'nın bir sonucu olarak surlar yıkıldı. Eyyubiler'in yönetimi 1260'ta Hülagû Han'ın hükümdarlığındaki Moğollar'ın Gazze'yi-en güneydeki fetihlerinin son noktası olarak- yıkmasına kadar sürdü. Memlûklar Yaklaşık yirmi yıl sonra, 1277'de, Gazze'de Memlûkların yönetimi başladı. Gazze'yi, adını da verdikleri Gazze vilayetinin merkezi yaptılar. Bu bölge; büyük şehirleri Kakun, Lod ve Ramla olmak üzere, güneyde Refah'tan kuzeydeki Kayserya'ya, doğuda Samarya'nın batı yükseltilerine ve Hebron tepelerine kadar uzanan kıyı şeridini kapsıyordu. Coğrafyacı Abu al-Fida'ya göre, Gazze, 13. yüzyılın ilk döneminde bahçeleri ve denize kıyısı olan orta büyüklükte bir şehirdi. Suriyeli coğrafyacı al-Dimashqi Gazze'yi şöyle tarif ediyordu: "1300'ler civarında ağaçlardan yana o kadar zengin bir şehir ki brokar kumaş gibi görünmektedir." 1348'de yaşayanların çoğunu öldüren veba salgını şehri vurdu ve 1352'de Gazze, Filistin'in bu kurak kesiminde nadiren görülen bir sel felaketine uğradı Gezgin İbn Batuta 1355'te şehri ziyaret etti ve şehri şöyle tarif etti: "geniş, kalabalık ve birçok camisi var. Ancak etrafında hiç sur yok.
Burada eski ve güzel camii (Büyük Camii) var ancak şimdi kullanılanı Emir Jawli'nin yaptırdığıydı". Emir Jawli 1288'den 1319'a kadar Gazze'deki Memlûk valisiydi. 1401'de, çekirge sürüleri tüm ekili alanları yok etti. Memlûklar Gazze mimarisine camiler, medreseler, hastaneler, kervansaraylar, hastaneler ve Es-Sammara Hamamı da dahil olmak üzere hamamlar kattılar. Osmanlı yönetimi  Harry Fenn'in arka planda Gazze olmak üzere Kur'an okuyan müslümanlar tablosu  David Roberts, 1839 tarihinde yaptığı Gazze tablosuArtık pek çalışmayan limanı ile küçük bir şehre dönüşen Gazze 1516'de Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi sırasında Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı Ordusu kendisine karşı gelişen küçük ölçekli bir kalkışmayı hızlı ve etkili bir biçimde bastırdı, ve yerel halk Osmanlıları da Ehl-i Sünnet oldukları için genelde benimsedi. Şehir, Şam Eyaletine bağlı Gazze Sancağı'nın merkezi yapıldı. Rıdvanlar, Vali Rıdvan Paşa'dan sonra böyle anıldılar, Gazze'yi yöneten ilk aile oldu ve takip eden yüzyıl boyunca şehri yönetmeye devam ettiler. Rıdvan ailesinin yaşam öykülerinde bir açıklama bulunmamasına rağmen, bu ailenin Gazze'yi memleketleri kabul ettiği ve kendi aile kasırları (Bahçe Kasrı) için uygun gördükleri aşikardır. Rıdvan ailesinden Hüseyin Paşa 17. yüzyılda Gazze'nin yönetimini ailenin tekeline aldı. Onun yönetimi Gazze açısından huzur ve refah doluydu ve şehirdeki ahali ve çevrede yerleşmiş bedeviler arasındaki çatışmaları oldukça azaltmış olması açısından itibarı çok yüksekti. 1649 tarihinde Gazze'yi ziyaret eden Evliya Çelebi şehirde; 11 cami, 2 hamam, 600 dükkân ve 1300 ev bulunduğunu Seyahatname ismindeki eserinde belirtmiştir.
1660'ta Gazze, şehrin hızlı kalkınmasını ifade edecek şekilde Filistin'in başkenti olarak düzenlendi. Bir yandan hamamlar ve pazar yerleri büyütülürken, Büyük Camii onarıldı ve altı tane cami yapıldı. Osmanlı merkez yönetimi kendisini görevden almak için Hac kervanını koruyamadığı şikayetlerini bahane olarak kullandı. Hüseyin'in veliahtının ölümünden sonra Osmanlı merkez yönetimi Rıdvan ailesinin dışından birini atadı. Rıdvanların dönemi Osmanlı İmparatorluğu yönetiminde Gazze'nin son altın çağı olarak kabul edilir ve onlar yönetimden uzaklaştırıldıktan sonra Gazze'nin canlılığı sönmeye başladı. Gazze 1799'da Napolyon Bonapart komutasındaki Fransız Ordusu tarafından işgal edildi. Ancak aynı yıl Akka Kuşatması'nda Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusunu yenemeyince şehri boşaltmak zorunda kaldı. 1800'lerin başından itibaren Gazze komşu Mısır tarafından kültürel olarak yönlendirildi. 1832'de Kavalalı Mehmet Ali Paşa Gazze'yi ve Filistin'in çoğunu fethetti.Amerikalı akademisyen Edward Robinson 1838'de ziyaret ettiği Gazze'yi, şehir merkezi bir tepenin üstünde, kenar mahalleleri bu tepenin çevresinde yer almak üzere Kudüs'ten daha büyük ve çok kalablık bir şehir olarak tanımlamaktadır. Takip eden yıllarda Gazze limanı işlevsizleşti, ne var ki şehir sabun üretimi ve Bedevilerle keten ticareti ile olduğu kadar Mısır ve Suriye arasında kervan yolu üzerinde olması nedeniyle ticaret ve pazardan yararlandı. Robinson sürekli çatışma ve yerleşime bağlı olarak, Gazze'deki bütün tarihi ve antik dönem izlerinin kaybolduğunu da belirtiyordu.1839'da veba bir kez daha şehri vurdu ve şehir siyasal ve ekonomik düzen açısından tam anlamıyla bir belirsizliğin içine düştü. 1840'ta Mısır ve Osmanlı orduları Gazze'nin hemen dışında Osmanlıların zaferiyle biten ve Mısır'ın Filistin üzerindeki hakimiyetini bitiren bir savaş yaptılar. Şehir tam vebadan dolayı yaralarını saracakken savaşlar şehre daha fazla ölüm ve yıkım getirdi. 20. yüzyıl İngiliz mandası ve Mısır yönetimi 20. yüzyıl Gazze'de 1903 ve 1914'teki iki yıkıcı depremle başladı. 400 yıl Osmanlıların idaresinde kalan Gazze, I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlılarla İngilizler arasında meydana gelen üç büyük savaşa sahne oldu. Bu savaşlardan ilk ikisini Osmanlılar üçüncüsünü ise İngilizler kazandı. Türkler Çanakkale Savaşında olduğu gibi burada da Anzak askerleriyle savaştı. 1917'de şehir İngiliz mandasının idaresine girdi. 1930 ve 40'larda Gazze'de, kıyıda Güney ve Doğu'daki düzlüklerde ve isyan ve savaşlarda harap olan yerlerde yapılan yeni yerleşmelerle ciddi bir büyüme meydana geldi. Bu gelişmelerin büyük çoğunluğu uluslararası kurum ve misyoner gruplarından gelen maddi yardımla gerçekleşiyordu. 1947'deki 181 sayılı Birleşmiş Milletler Paylaşım Planı'na göre Gazze, Arap devletine bırakılmıştı. 1948 Arap-İsrail Savaşı'ından sonra şehrin yönetimi Mısır'a bırakıldı. Gazze'nin artan nüfusu İsrail tarafından ele geçirilen yakın şehir, kasaba ve köylerden kaçıp gelenlenlerin etkisiyle ciddi oranda arttı. Şehrin nüfusu 100 binin üzerine çıktı. 1957'de Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır Gazze'de, eğitim seçeneklerinin ve yerel hizmetlerin geliştirilmesini, konut yapımını ve yerel kolluk kuvvetlerinin oluşturulmasını da içeren bir dizi yenileşme/reform politikası açıkladı. Altı Gün Savaşı ve İsrail işgali 1967'deki Altı Gün Savaşı'nda İsrail Ordusu'nun Mısır Ordusu'nu yenmesinden sonra Gazze Şeridi'yle beraber Gazze şehrinde de, 27 yıl sürecek İsrail dönemi başladı. 1970'lerden itibaren, şehirde Filistinliler ve İsrailli yöneticiler arasında 1987'de İlk İntifada'yla sonuçlanan sık çatışmalar yaşandı. Gazze, bu ayaklanma sırasında direnişin odağı oldu. Bunun sonucu olarak, şehirdeki ekonomik koşullar kötüleşti. Oslo Barış Antlaşması ve sonrası 1993 yılında imzalanan Oslo Barış Anlaşması'ndan sonra Mayıs 1994 yılında İsrail askerleri şehirden çekildi ve Gazze'nin idaresi Filistin Ulusal Yönetimi'ne devredildi.
Yaser Arafat liderliğindeki FUY bölgenin idari merkezi olarak Gazze'yi seçti. Filistin Ulusal Meclisi ilk oturumunu Mart 1996'da Gazze'de yaptı. 28 Eylül 2000 tarihinde, El Aksa İntifadasının başlamasından sonra Gazze şehri çeşitli tarihlerde İsrail'in hava saldırılarına uğradı. 21. yüzyıl  İsrail bombardımanlarında ağır hasar gören Yaser Arafat Uluslararası havaalanıİsrail ablukası ve saldırısı 2007 yılında El Fetih grubunun yapılan seçimlerin sonucunu kabullememesi sonucu, Hamas ile giriştiği yoğun çatışmalar sonuç vermedi ve Gazze, Hamas'ın kontrolüne geçti. Bu gelişme üzerine Gazze, İsrail tarafından abluka altına alındı. Filistin İnsan Hakları Merkezi, İsrail'in 27 Aralık 2008 - 18 Ocak 2009 tarihleri arasında Gazze'ye düzenlediği saldırılarda 960'ı sivil toplam 1.434 kişinin öldüğünü açıkladı. Açıklamaya göre ölen sivillerin 288'i çocuk, 121'i ise kadın. Yaralı sayısı ise, Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre 1.606'sı çocuk 828'i kadın olmak üzere 5.303 kişi. Yeni Saldırılar İsrail 22 Kasım 2009 günü Gazze'den kaynaklanacak saldırılara karşı önleyici amaçlı olarak şehirdeki belli noktalara savaş uçakları ile saldırı düzenlediğini açıkladı. 2010 Gazze'ye yardım konvoyu İngiltere'den yola çıkan "Filistin'e yol açık" adlı uluslararası yardım konvoyu Mısır'lı yetkililerle çıkan anlaşmazlıkların kısmen aşılmasıyla Gazze'ye hareket etti ve bazı araçlar sınırdan Gazze'ye geçti. Bu arada göstericilerle Mısır polisi arasında yaşanan arbedede konvoydan 40 ve Mısır polisinden de 15 kadar yaralı oldu ve 1 Mısır güvenlik görevlisi Filistin tarafından açılan ateş sonucu öldü. Diğer Saldırılar İsrail uçakları, 9 Ocak 2010 tarihinde Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde bir grup Filistinlinin bulunduğu alana füze saldırısı düzenledi. Deyr El-Balah'ın doğusuna düzenlenen saldırıda, İslami Cihad grubunun askeri kanadı Saraya El Kudüs militanları olduğu belirtilen 3 Filistinli öldü. Ölenlerin kimliği henüz tespit edilmedi. "Rotamız Filistin" Konvoyuna Saldırı Ana madde: Gazze filosu saldırısı İsrail Deniz Kuvvetleri'ne bağlı Şayetet 13 komandoları, Gazze'ye insani yardım ulaştırmayı hedefleyen gemilerden Mavi Marmara'ya çıkarak ateş açtı. Baskında 8 Türk ve 1 Türk asıllı Amerikan vatandaşı öldü. Bu hadiseden sonra Mısır, Refah sınır kapısını açtı. İsrail, ablukayı hafifletti ve Gazze'ye girecek malzemeler listesini güncelledi. Öldürülen dokuz Türk vatandaşının isimleri Gazze'deki bazı sokaklara verildi. Türkiye-İsrail ilişkileri durma noktasına geldi. Coğrafya  Gazze kıyısıGazze şehir merkezi, 45 rakımlı alçak, yassı ve yuvarlak bir tepenin üstüne kurulmuştur. Modern şehrin büyük bir kısmı, Gazze'nin dış mahallelerini oluşturacak şekilde özellikle kuzeye ve doğuya doğru genişlemiştir. Gazze'nin sahili ve limanı şehrin merkezinin 3 km batısında konuşlanmıştır ve aralarındaki boşlukta yassı tepelerle doludur. Gazze Kudüs'ün 78 km güneybatısında, Tel Aviv'in 71 km güneyinde, ve Refah'ın 30 km kuzeyindedir. Çevresindeki yerleşim yerleri ise kuzeyde Beyt Lahya, Beyt Hanun ve Cibaliye, güneyde Abu Middein köyü, Bureyc Mülteci Kampı ve Deir al Balah şehridir. Günümüzde şehrin belediye sınırları yaklaşık 45 bin km2'dir. İngiliz Mandası olduğu zamanlarda, Gazze'nin kırsal alanı 143.063 km2 iken, yerleşim bölgesinin yüzölçümü 7.960 km2'ydi. Sulu tarım yapılan alan 24.040 km2 ve tahıl ekilen alanlar 117.899 km2'dir. Gazze'de yaşayan halk içme suyu, sulama suyu ve günlük kullanım için tek seçenek olarak yeraltı suyuna bağımlıdırlar. En yakın kaynak, sahil boyundaki Abu Middein'den çıkan güneydeki Gazze Vadisi'ndedir. Kışları çok cılız akan su, yazları tamamen kurur. Bu suyun büyük kısmı İsrail tarafından kullanılmaktadır. Sahil boyundaki Gazze akiferi Gazze Şeridi'ndeki ana akiferdir ve çoğunlukla pleistosen kumtaşı içermektedir. "Tell al-Muntar" olarak bilinen Gazze'nin güneydoğusundaki ünlü tepenin yüksekliği ise 82 metredir. Burası yüzyıllar boyunca Samson'un kadim Filistin şehrinin kapılarını getirdiği yer olduğu iddia edilmiştir. Tepede Müslümanlar tarafından Ali al-Muntar adına yapılmış bir türbe bulunmaktadır. Ağaçların arasında müslüman mezarları ve türbenin kapısının üstünde iki tane ortaçağa ait Arapça yazı levhası vardır. Eski şehir ve mahalleler Eski şehir Gazze'nin merkezinin esas kısmını oluşturur. Kabaca iki kısma ayrılır; Kuzey kısmı Daraj bölgesi (aynı zamanda Müslüman bölgesi olarak da bilinmektedir) ve Güney kısmı Zeytun bölgesi (burası da Hristiyan bölgesi olarak bilinmektedir). Yapıların çoğu Memlûk ve Osmanlı döneminden kalmış olsa da daha önceki dönmelerden de kalma eserler vardır. Eski şehrin içindeki antik kısım yaklaşık olarak 1,6 km2'lik bir alanı kaplamaktadır. Eski şehrin yedi tane tarihi kapısı vardır: Bab Askalan (Aşkelon Kapısı), Bab al-Darum (Deir el Balah Kapısı), Bab al-Bahr (Deniz Kapısı), Bab Marnas (Marnas Kapısı), Bab al-Baladiyah (Şehir Kapısı), Bab al-Khalil (Hebron Kapısı) ve Bab al-Muntar (Tell al-Muntar Kapısı). Önemli camileri Gazze Ulu Camii ve Seyyid Haşim Camii'dir. Eski binaların bazıları Memlûk döneminde revaçta olan kırmızı ve beyaz duvarlarla farklılaşan "ablak" denilen mimari yaklaşım ile donatılmıştır. Gazze'nin birkaç ana pazarı, Altın Pazar gibi burada yer almaktadır.[61] Zeytun kısmında Aziz Porphyrius kilisesi, Vilayet Camii ve Es-Sammara Hamamı bulunmaktadır. Eski şehrin dışında Gazze sekiz mahalleden ibarettir Gazze'nin şehir merkezinin dışındaki ilk yerleşim uzantısı Eyyubiler zamanında doğudaki bir tepe üstüne kurulan Shuja'iyya bölgesidir. 1930'larda ve 1940'larda, yeni ve özel bir yerleşim bölgesi Rimal, şehir merkezinin batısındaki kumluk saha üzerinde inşa edildi ve şehrin Zeytun kısmı, Shuja'iyya mahallesi Doğu'ya doğru genişlerken, Gazze'nin güney ve güney batı sınırlarında oluştu; bu mahalle ("Yeni") "al-Judeide" olarak bilinmektedir. Rimal ve Eski şehir arasındaki bölgelerde al-Sabra ve al-Daraj yerleşimleri oluştu. Kuzeybatıda ise, 1950'lerde Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır adına kurulan Nasır yerleşim bölgesi bulunmaktadır. Kuzeydoğuda batı ve doğu mahalleri olmak üzere iki kısımdan oluşan Tuffah yerleşim birimi yer almaktadır. Şeyh Rıdvan, Eski şehrin 3 km. kuzeyindedir ve bu bölgede yaşayan Şeyh Rıdvan'ın türbesi yapıldıktan sonra bu adı almıştır.Gazze İsrail sınırındaki al-Kuba köyü olduğu gibi sahildeki al-Şati mülteci kampı'nı -kamp belediyenin yönetiminde olmasa da- içine almıştır. 1990'ların sonunda Filistin Ulusal Yönetimi Rimal yerleşim bölgesinin güney kenarında yer alan Tel al-Hava mahallesini kurdu. İklim Gazze, ılık kışları ve kuru, zaman zaman sıcak yazları ile görece ortalama bir Akdeniz iklimine sahiptir. İlkbahar Mart - Nisan aylarında başlar ve ortalama 33 °C'lık sıcaklık ile Temmuz ve Ağustos en sıcak aylardır. En soğuk ay 7 °C'lık sıcaklık ortalaması ile Ocak ayıdır. Yağmur nadir olarak Kasım ve Mart ayları arasında, yıllık ortalama 295 mm'lik bir yağış miktarı ile yağar. |