Tasavvuf öyle bir hakikattir ki ne dilin ne de sözün olmadığı yerde olur (laf ile tasavvuf olmaz). Tasavvuf ehil olan kimselere evliya ve meşayih tarafından gelen bereketlerden onların Adab ve ahlâkının tesirinden meydana gelir. Eğer bir müride mürşidin Nazari tesir eder ona o nazar sebebiyle bereketler geçerse bu bereketler onun Göğsünü açar kalbini nurlandırır. Yüce Allah buyurmuştur; "Rabbinin Göğsünü İslâm'a açmış olduğu kimse Rabbinden bir nur üzerinde değil midir?" (Zümer 22)
Bunun ne demek olduğu Hz. Peygamber sav'den soruldu şöyle cevap verdi:
- O kalbe atılan bir nurdur onunla göğüs açılır Huzura erer.
- Bunun bir belirtisi var mıdır diye sorunlunca buyurdu ki:
- Gurur evinden uzaklaşmak ebediyet evine yönelmektir. (Beyhakî Zühd 974; Ebu Nuaym Hilye 9 / 246)
Bu da dünyaya Bugz etmek onu sevmemek ondan ve ona yönelenlerden yüz çevirmekle; dünyaya önem vermenin havas (seçkinler) için mekruh peygamberler için haram olduğunu bilmekle olur.
Şunu iyi bilmelidir ki başlangıcı doğru olanın sonu daha mükemmel olur. Zira oğlu başa duruyor. Eğer Salik doğru çalışırsa sağlam sonuca ulaşır. Çünkü hizmeti daha halis olanın müşahedesi daha net olur. Hali daha doğru olanın veliliği daha yüksek olur. İlmi daha tam olanın işleri Allah'a Havalesi daha güzel olur. Marifeti daha sağlam olanın teslimiyeti daha mükemmel olur.
Hakikate Erme Mertebeleri Yüce Allah hakikatlere kavuşma sebeplerini derecelere ayırarak buyurmuştur ki: "Kim Allah'a ve Elçisine itaat ederse işte onlar Allah'ın nimet verdiği peygamberler sıddîkler şehitler ve salihlerle beraberdir. Onlar da ne güzel arkadaştır" (Nisa 69)
Makamların ve mertebelerin başı salah mertebesi sonu da sıddîklik rütbesidir. Nübüvvet ve risalet ise halka mahsus hallerden değildir. Onlar yaratılmışların hallerinden tamamen BAŞKADIR. Çünkü peygamberler hallerin en yükseğine sahiptirler. Halk ise o hallerin ancak kenarında Gezerler. Salah makamından sonra Şehitlik Makamı gelir.
Şehit ve Sıddık
Zahirde şehit ancak Savaşta öldürülmekle olur. Hakikatte şehit nefsin şehvetlerini öldürmekle olur. Nefsin Hareketleri (görünümü) kalır ama şehvetleri olur ve o zaman müritlerin edeplerine ve huylarına Uyar.
Şehitler makamından sonra sıddîkler Makamı gelir. Sıddîklik de mutasavvıfların hallerinden biridir. Sıddîkler makamının en yücesi gerek emirlerinde gerek işlerinde Hz. Peygamber sav'e uymak hiçbir davranışında onun huyuna aykırı hareket etmemektir. Salik önce Peygamber sav'in hallerine uymaya çalışır. Bunu yapar gücü yeterse yetmezse bu dereceden inip onun ahlâkına uymaya çalışır. Yine gücü yetmezse bu dereceden de inip onun adabına uymaya çalışır.
Bu makamların hiçbirine uymaya gücü yetmezse sünnetine uyar. Hiçbir suretle sünnete uymaktan daha aşağı bir hale inmemelidir ve bilmelidir ki nübüvvet makamlarının en aşağısı velâyet ve tasavvuf makamlarının en yükseğinden üstündür ve ondan tamamen ayrıdır. Çünkü rasuller ve Nebiler hiç aldanma olmayan ve şüphe bulunmayan vahiyle gaybı müşahede ile halkın hükümlerini (durumlarını iç yüzlerini) görmekle kuvvetlendirilmişlerdir. Rasuller ise nebilerin velilerin sıddîklerin şehitlerin ve sâliklerin üstündedirler.