Tasavvuf Allahü teâlâyı, görür gibi ibadet etmek..


Konu Bilgileri
Konu Basligi
İlmi Ledün - Ledün İlmi Nedir?
Konudaki Cevap Sayisi
0
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
91
Konu Bilgileri : Tasavvuf
Konu Basligi
İlmi Ledün - Ledün İlmi Nedir?
Konudaki Cevap Sayisi
0
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
91

Kullanıcı Etiket Listesi


 
 
LinkBack Seçenekler Görüntüleme stilleri
Prev Önceki mesaj   Sonraki mesaj Next
Alt 05 Şubat 2025, 00:29  
Çevrimiçi
Tu me manques.
 
Mesmerize kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan İlmi Ledün - Ledün İlmi Nedir?

İlmi Ledün - Ledün İlmi Nedir?

Ledün ilmi, Allahü teâlânın ihsanı ile kalbe ilham edilen İlahi sırlara ait bilgilerdir. Görünüşte akla ve nakle zıt gelebilir. İlm-i ledün sahibi olanlar olaylardaki gizli sırları ve hikmetleri bilir.

Abdülgani Nablusi hazretleri buyuruyor ki:
İlmi bâtından habersiz olanlar tasavvuf kitaplarını okuyunca âriflerin sözlerini küfür ve sapıklık sanıyorlar. Anlamadıkları marifet bilgilerine inanmayıp tasavvuf büyüklerine dil uzatıyorlar. Bâtın bilgilerine inanmayan dinimizin sırlarına inanmamış olur. Böyle kimse bid’at ehli ve sapıktır. (Hadika)

Kehf suresinde geçen bir olay bâtıni ilimden ilm-i ledünden bahsetmektedir. Ubey ibni Ka’b hazretleri bildiriyor ki:,
Resulullah efendimiz şöyle anlattı:

Musa aleyhisselam kavmine (İnsanların en âlimi benim) dedi. Allahü teâlâ onu ikaz edip (Denizlerin birleştiği yerdeki kulum senden âlimdir) buyurdu. Musa onu nasıl bulacağını sordu. (Bir sepet içine balık koy balık nerede kaybolursa oradadır) buyurdu. Musa sepete bir balık koyarak Yuşa ile birlikte yola çıktılar. Bir kayanın dibinde uyudular. O sırada sepetteki ölü balık canlanıp denize yüzerek gitti. Denizde izi belli oluyordu. Yuşa buna hayret etti. Bir müddet daha yol aldıktan sonra Musa gence (Yorulduk gıdamızı getir) dedi. Halbuki Musa emredilen yere kadar yorulmamıştı. Genç: (Biz uyurken balığın denize gittiğini söylemeyi unuttum) dedi. Geri dönüp oraya geldiklerinde orada elbisesini üstüne örtmüş birisini gördüler.

Bu Hızır idi. Musa ona selam verdi. Hızır (Sen kimsin?) dedi. (Ben Musa’yım) dedi. Hızır (Beni İsrail’in peygamberi Musa mı?) diye sordu. (Evet. Bildiğin ilimlerden bana öğretmen için seninle gelebilir miyim?) dedi. Hızır (Benimle arkadaşlığa sabredemezsin. Çünkü Allahü teâlânın bana bildirdiği ilmi sen bilmezsin sana bildirdiği ilmi de ben bilmem) dedi. Musa (İnşallah beni sabredenlerden bulursun) dedi. Hızır da (O halde yaptığım işlerin hikmetini sorma) dedi.

Deniz kenarına gittiler az sonra gemi geldi. Hızır’ı tanıdıkları için gemiye bunları ücretsiz aldılar. O sırada bir serçe gemiye kondu ve denizden bir iki damla su aldı. Hızır (Ya Musa benim ilmimle senin ilmin şu serçenin denizden aldığı su kadar değildir) dedi. Sonra geminin bir tahtasını söküp attı. [Açılan delikten gemi su almaya başladı.] Musa dayanamayıp (Adamlar bizi ücretsiz gemiye bindirdiler. Sen gemiyi mi batıracaksın?) dedi. (Ya Musa sen benimle yoldaşlığa dayanamazsın demedim mi?) dedi.Musa (Mazur gör unuttum) dedi.

Gemiden indikten sonra oynayan çocuklara rastladılar. Hızır çocuğun birini tutup öldürdü. Musa yine dayanamayıp (Ortada bir şey yokken suçsuz yere bir cana nasıl kıyarsın? Ne kötü şey bu) dedi. Hızır (Ya Musa sen benimle arkadaşlık yapamazsın demedim mi sana?) dedi.Musa (Bunu da mazur gör. Bir daha işine karışırsam arkadaşlığı bırakırsın. Çünkü artık yüzüm kalmaz) dedi.

Nihayet bir köye geldiler. Köylüler onları misafir etmedi yemek istediler köylüler vermedi. Orada yıkık bir duvar var idi. Hızır eli ile [kerametle] duvarı kaldırıp doğrulttu. Musa bu işe de hayret edip (İsteseydin ücretle yapardın) dedi. Hızır (Ya Musa artık ayrılma zamanımız geldi) dedi.

Musa aleyhisselam eğer sabretseydi çok ibretli olaylarla karşılaşacaktı. (Buhari)

Daha sonra Hızır aleyhisselam yaptığı işlerin hikmetini şöyle anlattı:

Gemiciler on kardeşti. Geminin kazancı ile geçiniyorlardı. Bir derebeyi sağlam gemileri zorla alıyordu. Bu geminin arızalı olduğunu duyunca içine su alıp yolcular canını zorla kurtardığını öğrenince almaktan vazgeçti. Biz de böylece iyiliğe iyilik etmiş olduk.

Günahsız çocuğa gelince bunun ana babası salihti. Çocuk büyüyünce onları küfre zorlayacak zulüm ve işkence edecekti. Kendisi de kâfir olarak ölecekti. Onu bundan kurtardık. Bunun yerine hayırlı bir evlat vermesi için Allahü teâlâya dua ettim. [Yeni doğan hayırlı evlattan yetmiş peygamber meydana geldi.]

Doğrulttuğum duvar öksüz çocuklara aitti. Babaları duvarın altına bir hazine saklamıştı. Duvarı düzeltmeseydim yıkılıp hazine meydana çıkacak başkalarının eline geçecekti. Onun için biz öksüzlere iyilik etmiş olduk.

Bahsedilen hazine üzeri yazılı bir altın levha idi. Levhada da şöyle yazılı idi:

“Ölümü bildiği halde gülüp neşelenen kadere iman ettiği halde üzülen rızka Allahü teâlânın kefil olduğunu bildiği halde lüzumsuz zahmetlere giren kıyamette sorgu suale inandığı halde gaflete dalan fani olduğunu bildiği halde dünyaya bel bağlayan kimseye hayret etmemek imkansızdır.”

Musa aleyhisselam gibi büyük bir peygamber bile Allah’ın emri ile nebi veya veli olduğu söylenen bir zattan bâtın ilmini öğrenmek için gidiyor. Gayba ait böyle ilimleri Allahü teâlâ herkese bildirmiyor dilediklerine bildiriyor. Hazret-i Hızır’ın bu ilmi bildiği anlaşılmaktadır. Bu ilmi bilenler evliya veya peygamberdir.

Kıyamet yaklaştıkça insanlar dinden uzaklaşmaya başlamaktadır. Eskiden kerameti görülen evliya çoktu. Fakat dinden uzaklaştıkça evliya azaldı kerametler görülmez oldu. Ledün ilmi unutuldu. Sapıklar çoğaldı keramet inkâr edilmeye başlandı.

Kur’an-ı kerimden keramet için üç örnek daha:
1-
Hazret-i Süleyman “Sebe Melikesinin tahtını bana kim getirebilir?” dedi. Cinlerden bir ifrit: “Sen yerinden kalkmadan önce onu getiririm buna gücüm yeter” dedi. İlmi ledün [ilmi bâtın] sahibi olan vezir Asaf bin Berhiya ise “Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm” dedi ve bir anda getirdi. (Neml 38-40)

[Vezir de cin de peygamber değildi. Vezir bu işi kerametle yapmıştı. Cin müslüman ise kerametle kâfir ise sihirle yapacaktı.]

2- Hazret-i Meryem peygamber değildi. Kocasız çocuk doğurdu ve mabette yaşar yiyecekleri kerametle hep yanında hazır olurdu. Bir âyet meali:

(Hurma dalını kendine doğru silkele taze hurma dökülsün.) [Meryem 24]

Hazret-i Zekeriya Hazret-i Meryem’in yanında taze meyveleri görünce hayret ederdi. Bir âyet meali:

(Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya onun yanına mabede her girişinde orada bir rızık görür "Ey Meryem bunlar sana nereden geliyor?" der; o da: Bunlar Allah tarafından” diye cevap verirdi.) [Al-i imran 37]

3- Eshab-ı kehf yiyip içmeden bir zarara uğramadan 309 yıl uykuda kaldılar. Bir âyet meali:

(İşte bu Allah’ın kudretini gösteren delillerden biridir. Uykuda iken sen onları uyanık sanırdın.) [Kehf 17 18]
Kaynak : Dinimiz İslam Kütüphanesi

Alıntı:Cafer İskenderoğlu. Hakan Yılmaz Çebi

 
 

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
ledün, nedir, İlmi


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)
 

Gönderme Kuralları
Konu açma yetkiniz yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesaj düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık





JRodix Logo
ForumKalbi.Com, JRodix.Com Sunucularında Barınmaktadır.

FK

ForumKalbi

ForumKalbi cebinde, tek dokunuş uzağında

1️⃣ Safari'de Paylaş ⬆️ butonuna basın
2️⃣ Ana Ekrana Ekle seçeneğini seçin
3️⃣ Sağ üstten Ekle deyin

Yükleniyor