İnanç boyutu kişinin çevresel ve kişisel faktörlere bağlı olarak topladığı çeşitli bilgi ve öngörülerle oluşturduğu çoğu zaman da sürü psikolojisi içinde gruba kendisini uyumladığı yapılardır. Böyle geliştirilen ve sadece inanç veya sanı diyebilecegimiz düşünce ve davranışların temeli olamazfelsefesi olamazbu inanç/sanılar ayrıca içselleştirilemez de.Dolayısı ile kalıcı ve sürekli de olamazlar degişkendirler.
Baktıgımız zaman görüyoruz ki toplumumuzun ve diger Dünya toplumlarınında kahhar çoğunluğu(%85 diyelim)bu şekilde bir dinsel inanç taşırlar. Bunlar içinde doğdukları toplumun dinini yarım ağız benimsemiş neye inandığını da pek bilmeyen kalabalıklardır. Yinene kadar aydın-entel takılıyor olsalarda bu grubun inançsızlarıda aslında neye inanmadığını bilmezler. Yani bu grup için(inananlar/zannedenler) şu önerme cuk oturur: İnananlar neye inandığınıinanmayanlar da neye inanmadığını bilmiyorlar. Bu boyutta olan insanlardan bazıları aklını işleterek usulcana ve yaşadıkları kalabalığa da çaktırmadan düşünmeye başlar. Arayışa girerben ne yapıyorum diye sorar.Dünyanın ve çevresinin riyakarlığınımenfaatçiligini ve vahşetinikirini görüpbunlarda bir rahmet olmadığı ve olamayacağı gerçegine varır.
Sonluda mutluluk olmadığınımutluluğun sonsuzda olduğu idrakine varır. Kozmostaki ve Dünyadaki dengeye bakarakeşyaya ve onun ötesine bakmaya çalışarakmevcut olanın altında var olanbir koku gibi süptil bir şekilde varlıgını hissettiren bir gücü bir enerjiyi hissetmeye tehayül etmeye başlar. Yavaş yavaş yalancımaddecitaklit-yapay dünyadan kurtularak hakiki olana doğu bir yönelişe geçer. İşte bu noktada...
İnanç ağacı içinde yavaş yavaş kururken; Aynı anda içinde taze bir fidan büyümeye başlar:
Bilme ağacı.
Kişi burada tam tevhide''Saf Tevhid''e doğru yol almaya başlar.
Artık....iyi-kötügüzel-çirkinküçük-büyüktatlı-acı vs.
bu ikilemlerden kurtulmaya başlar.
Bunların eski yapay dünyasının artıkları olduğunu hisseder.
Artık kişi....Ottayapraktataştasuda O Latif Nur'u
seçmeyehissetmeye başlar.
Anlar kiO Latif Nur...O Başlangıcın Babası...
O Tarif edilemeyen ve edilemeyecek olanİsimlendirelemez
olan O(Huve)...
Sadece O var...O İrade-i İlahi'den başka birşey yok.
Sonra Aynanın arkasına segirir...seyr eder.
Aynanın parlak ön yüzünündesırlı arka yüzününde aynı
AYNA oldugunu farkeder.
O artık şeytana bile gülümseyecek hale gelimiştir. Bilenler kervanına katılmış...sınavdan kurtulmuştur. ORabbinden razı olmuş...Rabbide ondan razı olmuştur. Gerisi artık Yaşatan ile...yaşayan arasındadır. ''Rabbini Bime'' işte budur.
ALINTIDIR