04 Şubat 2025, 21:54
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Sükûttaki Kelâm Sükûttaki Kelâm
'Eskiler bir lisân-ı hâl demişlerdir. Kâlden öte hâlde kemâl bulan bir lisân. Sükûtun da kendi içinde sessiz harfsiz sözsüz bir lisânı vardır. Sevenle sevilen arasında kalan mahrem bir lisân gibidir o. Orada harfler alev alsa tutuşsa yansa içten içe sızlasa bile şikâyetlerin sesi duyulmaz. Aslında insan bazen sadece bir hüzne müptela olmak için bazen de sadece bir sükûta dalmak için yaşamıştır ama farkında değildir. Her bir yaşayış insanı bir yerden alır bir yerlere götürür. Tıpkı aydınlıktan karanlığa karanlıktan aydınlığa gibi. Ve defineler… Defineler ise hep viranelerde bulunurmuş.
Yıkılmadan hâneyi harap etmeden o hazineye varılmaz. Sükût kendi içinde yangın gibi sırların sır olduğu hazine gibi bir âlemi saklar. O âleme belî diyen oradaki mahremiyet demine o demdeki o şevke o aşka bende olan sonunda en uçsuz bucaksız diplerde bulunan bir mananın aydınlığına kavuşur; ilham incilerinden kelâmı bulur. Sükûttaki o kelâm ses olup iki dudak arasından aksa hece olup sayfalara dolsa parlar; lisân-ı hâl olur ruhları aydınlatır âdeta irşât eder. Öyle ki sükût sanki hikmet kapısını açan bir anahtardır; yahut da sükûta eren hikmete erer hikmete eren sükûta erer dersek belki de en doğrusu olacaktır.'
ALINTIDIR | |
|
| |