26 Ekim 2025, 19:37
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Quentin Tarantino’nun Seçtiği En Mükemmel 7 Film Quentin Tarantino’nun Seçtiği En Mükemmel 7 Film Usta yönetmen, sinema tarihinin “mükemmel” örneklerini kendi bakış açısıyla paylaşıyor.  Usta senarist ve yönetmen Quentin Tarantino, 2022 yılında konuk olduğu Jimmy Kimmel Live! programında, sinemaseverlerin sıkça sorduğu bir soruya kendi cevabını verdi: “Bir filmi mükemmel yapan nedir?”
Tarantino’ya göre bu filmler yalnızca kişisel olarak sevdiği yapımlar değil; estetik, anlatı ve duygusal düzeyde “her şeyi aşan” türden, neredeyse evrensel bir kusursuzluğa sahip filmlerdi. Ünlü yönetmen, programda bu tanımını şöyle açıklamıştı:
“Mükemmel film, tüm estetik anlayışları bir şekilde keser geçer. Belki sizin zevkinize uygun değildir ama hakkında kötü bir şey söyleyemezsiniz.” Tarantino’nun “kusursuz” olarak tanımladığı bu yapımlar, sinema tarihine yön veren teknik, dramatik ve anlatı başarılarıyla dikkat çekiyor. Listeye hangi filmleri dahil ettiğini duyduğunuzda kimi seçimlerine katılabilir, kimilerine itiraz edebilirsiniz ama Tarantino’nun gözünde bu filmler eleştirinin ötesinde bir yerde duruyor. Teksas Katliamı - The Texas Chainsaw Massacre 
Bazılarına göre şaşırtıcı olsa da Tarantino’nun listesine Tobe Hooper’ın korku klasiğiyle başlaması gayet mantıklı.
Kimmel bu seçime şaşırsa da, 1974 yapımı bağımsız korku filmi türü kökten değiştiren ve sinema tarihine yön veren bir yapıma dönüştü.
Çekim süreci adeta bir kâbustu: Ekip haftalarca, 40 derecenin üzerindeki Teksas sıcağında günde 16 saat çalıştı. Bu fiziksel yorgunluk ve rahatsızlık, doğrudan perdeye yansıyarak filmin gerilimini daha da somut hale getirdi.
Ekranda aslında çok az şiddet sahnesi bulunmasına rağmen, film sinema tarihinin en etkili korku deneyimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Jaws

Tarantino’nun bir sonraki tercihi "Jaws" oldu. Bu seçim için fazla savunma yapmaya gerek yok. Film, 1975 yılında “blockbuster film” kavramını icat etti.
Ancak yapım süreci öylesine sorunluydu ki, Steven Spielberg kariyerinin bittiğini düşünüyordu. Bunun yerine, Hollywood’u sonsuza dek değiştiren bir başyapıt ortaya koydu. Ünlü mekanik köpekbalığı sürekli bozulduğu için Spielberg daha az göstermeye, daha çok ima etmeye yöneldi. Bu zorunluluk, filmin en büyük gücüne dönüştü.
"Jaws", köpekbalığını filmin ilk yarısında neredeyse hiç göstermiyor; bunun yerine gerilimi imalarla ve John Williams’ın efsanevi iki notalı müziğiyle tırmandırıyor.
Filmin en meşhur repliği bile, sette yaşanan prodüksiyon sorunlarına yapılan bir espriden doğdu.
Yapımın gerilim anlayışı ise Hitchcock’un “göstermediğin şey, gösterdiğinden daha korkutucudur” felsefesini birebir yansıtıyordu. Şeytan - The Exorcist

1973 yılında vizyona giren William Friedkin imzalı film, seyircileri adeta şoke etti. Gösterimler sırasında insanların bayıldığı, salonları panikle terk ettiği bildirildi. Ancak Friedkin’in zihninde bu bir “korku filmi” değildi. O, bir belgesel kadar gerçek hissettiren bir yapım ortaya koymak istiyordu.
Friedkin, şeytanın ele geçirdiği kızın odasındaki buharla çıkan nefesleri gösterebilmek için, çekim yapılan stüdyoyu kelimenin tam anlamıyla dev bir soğuk hava deposuna çevirdi.
Yapım, En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil olmak üzere 10 dalda Oscar’a aday gösterildi. Bu da onu Akademi tarihinde en çok adaylık alan korku filmlerinden biri yaptı.
Friedkin’in titizliği ve detaylara olan takıntılı ilgisi, bugün bile ham, sarsıcı ve gerçekçi hissettiren bir film yaratılmasını sağladı. Annie Hall
Tarantino’nun listesi, Woody Allen’ın 1977 yapımı filmine yer vermesiyle kısa süreliğine romantik komedi türüne yöneliyor.
"Annie Hall", kesinlikle benzersiz bir yapım. Dördüncü duvarı yıkıyor, bölünmüş ekranlar kullanıyor, animasyon sahneleri içeriyor ve zaman sıçramalarıyla anlatımını zenginleştiriyor.
Amerikan Senaristler Birliği, filmin senaryosunu tüm zamanların “en komik senaryosu” olarak seçti. "Annie Hall", Akademi Ödülleri’nde de büyük bir başarı yakaladı; En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu (Diane Keaton) ve En İyi Özgün Senaryo dahil olmak üzere dört Oscar kazandı.
Woody Allen’ın karakter odaklı mizah anlayışını sinema tarihine kazıyan film, modern romantik komedinin sınırlarını yeniden tanımlayarak türün kalıplarını altüst etti. Young Frankenstein Mel Brooks’un 1974 tarihli Universal’ın canavar filmlerine getirdiği parodi, hem eğlenceli hem de sevgi dolu bir saygı duruşu niteliğinde. Filmin fikri, Brooks’un "Blazing Saddles" setinde birlikte çalıştığı Gene Wilder tarafından ortaya atıldı.
"Young Frankenstein: The Story of the Making of the Film" kitabında aktarıldığına göre, Wilder bu filmleri yaparken o kadar keyif almıştı ki çekimlerin bitmesini istememişti.
The New York Times yazarı Vincent Canby, filmi Brooks’un “bugüne kadarki en komik ve en bütünlüklü komedisi” olarak nitelendirdi. Ünlü eleştirmen Roger Ebert ise yapımı “Brooks’un en disiplinli ve görsel açıdan en yaratıcı filmi.” olarak övdü. Geleceğe Dönüş - Back to the Future

Quentin Tarantino, Robert Zemeckis’in 1985 yapımı zamanda yolculuk klasiği “Back to the Future”ı da “mükemmel” bir film olarak tanımladı.
Zemeckis ve Bob Gale tarafından kaleme alınan senaryo, hayata geçmeden önce 40’tan fazla kez reddedilmişti. Ancak bugün, sinema tarihinin en sevilen bilimkurgu filmlerinden biri olarak kabul ediliyor ve her izleyişte aynı keyfi veren, bitmeyen bir yeniden izlenebilirlik gücüne sahip.
Filmin ikonik saat kulesi sahnesi, Zemeckis’in ustalıkla kurduğu gerilim yapısı sayesinde, seyirciyi her saniyede diken üstünde tutuyor. Hikâye boyunca dikkatle yerleştirilen ipuçları ve finaldeki çarpıcı çözülme, filmin senaryo mimarisini kusursuz hale getiriyor.
1985’in en çok hasılat yapan filmi olan "Back to the Future", gişe başarısıyla da tarihe geçti ve sinema tarihinin en sevilen serilerinden birinin temelini attı. Zemeckis ve Gale, yıllar içinde bu kült eserin dokunulmazlığını korudu; yönetmen Vanity Fair’e verdiği röportajda, “Bu film yeniden yapılmayacak. Bob ve ben öldükten sonra bile.” diyerek net bir tavır ortaya koydu. Vahşi Belde - The Wild Bunch

Tarantino’nun listesi bu noktada ilginçleşiyor. Ünlü yönetmen, Sam Peckinpah’ın 1969 tarihli sert western klasiği “The Wild Bunch”ı seçtikten hemen sonra fikrini değiştirdi.
“Filmin kusurları aslında onun görkeminin bir parçası.” diyen Tarantino, ardından “The Wild Bunch’ı listeden çıkarayım.” diye ekledi.
Ama artık çok geçti. Peckinpah’ın Eski Batı’ya yazdığı kanlı ağıt mükemmel olmak zorunda değildi; sinema tarihindeki yerini çoktan almıştı.
Vizyona girdiğinde, film şiddet sahneleriyle seyircileri şoke etmiş, tartışmalar yaratmıştı. Roger Ebert yıllar sonra filmi, “modern sinemanın en belirleyici anlarından biri” olarak tanımladı. Özellikle finaldeki efsanevi çatışma sahnesi, sinema tarihinin en iyi yönetilmiş aksiyon sekansları arasında gösteriliyor.
“The Wild Bunch”, iki dalda Oscar adaylığı kazandı ve 1999 yılında ABD Ulusal Film Arşivi’ne dahil edilerek kült statüsünü perçinledi. Tarantino’nun kararsızlığına rağmen, Peckinpah’ın bu filmi kendi dönemini ve de western türünü sonsuza kadar değiştiren, kusurlarıyla bile kusursuz bir başyapıt olarak kalmaya devam ediyor.
| |
|
| |