Evrensel Dil: Tuhaf, Şiirsel ve Komik
Matthew Rankin’in tür kalıplarını zorlayan yeni filmi Evrensel Dil, üç farklı hikâye üzerinden Tahran ve Winnipeg arasında tuhaf bir yolculuğa çıkarıyor izleyiciyi. İlk bakışta Kanada’da geçen bir film gibi görünse de, konuşulan dil çoğunlukla Farsça. Bu dil ve kültür karışımı, Rankin’in tarzını İran Yeni Dalgası sinemasına selam veren bir nostalji ile buluşturuyor.
Bir hikâyede, iki kız kardeş buz tutmuş dev bir banknot bulur ve sınıf arkadaşlarının parasını ödemek için onu geri almaya çalışır. Başka bir hikâyede, ilgisiz turist grubunu sıradan Winnipeg manzaraları arasında gezdiren hoşnutsuz bir tur rehberi var. Son hikâyede ise Rankin, hafızası zayıflayan annesini görmek için evine dönen Matthew karakterini oynuyor. Görünüşte farklı olan bu hikâyeler, çoğu zaman beklenmedik ve şaşırtıcı yollarla kesişiyor. Evrensel Dil, tanıdık ve yabancı, misafirperver ama tuhaf, komik ve hassas bir dünya sunuyor.
Rankin, önceki filmi Yirminci Yüzyıl’da olduğu gibi, stilleri, tarihi ve kültürü özgürce harmanlıyor. Ancak bu filmde çılgın dışavurumculuk yerine daha şiirsel ve sakin bir görsellik tercih edilmiş. Karakterler uzun mesafeli, statik planlarla ve sade renk paletiyle sunuluyor; çoğu renk çocuk montları veya turkuaz çinili dükkanlardan geliyor. Hikâyeler yumuşak bir akıcılıkla birbirine bağlanıyor ve doruk noktasına kadar karakterler arasındaki sınırlar silikleşiyor.
Rankin’in yarattığı bu tuhaf dünyaya rağmen, filmde gerçekçilik de var. Oyuncular doğal, duygular sahici; izleyici kolayca empati kurabiliyor. Kız kardeşlerin banknot yolculuğu, Arkadaşın Evi Nerede?’deki çocukluk arayışını hatırlatıyor. Filmdeki mizah ve absürd sahneler, sahte 80’ler tarzı hindi reklamlarından, otoyol kenarındaki mezarlık sahnelerine kadar çeşitleniyor. Tur rehberi Mesut’un (Pirouz Nemati) grubu terk edilmiş bir alışveriş merkezinde dolaştırması gibi detaylar, filme hem mantık hem de absürtlük katıyor.
Görüntü yönetmeni Isabelle Stachtchenko ile Rankin, her sahneyi özenle çerçeveliyor. Karakterler bazen beton kemerlerin arasından, bazen devasa bir binanın gölgesinde gözlemleniyor. Okul sahnesinde uzaktan başlayan çekim, oyuncak evine benzer bir cephe üzerinden devam ediyor; öğretmenin koşuşturan hareketleri ve öğrencilerin telaşı incelikle yakalanıyor. Süper 16 kullanımı, geçmişe ait otantik bir his veriyor ve filmin gri-bej renklerini kar beyazı üzerinde daha da çarpıcı kılıyor.
Evrensel Dil, hem Winnipeg hem de Tahran’a özgü kültürel detaylarla dolu; ancak evrensel duyguları başarıyla aktarıyor. Kız kardeşlerin arkadaşlarına yardım etmesi, Matthew’un annesine bakışı ve eve dönüş yolculuğu izleyiciyi derinden etkiliyor. Film durağan ama anlatı dinamik; komik ve kasvetli sahneler saniyeler içinde birbirini takip ediyor. Rankin’in absürt ve şiirsel dünyası, gözümüze çarpan her tuhaf detayla iç içe geçiyor ve izleyiciye tekrar ziyaret etmek isteyeceği bir evren sunuyor.