Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Tek Günah Farkında Olmamaktır
Tek Günah Farkında Olmamaktır
Tek günah farkında olmamaktır ve tek erdemse farkında olmaktır. Bilinçsiz olmadan yapılamayacak olan şey günahtır. Yalnızca bilinçli olarak yapılabilecek olan şey ise erdemdir. Farkında olduğun zaman birini öldürmen olanaksızdır; eğer farkındaysan şiddet kullanman mümkün değildir. Tecavüz etmek, çalmak, eziyet etmek; bunlar farkındalık varken olanaksız olan şeylerdir. Yalnızca farkında olmamak üstün geldiğinde, farkında olmamanın karanlığının içinde kaldığında her türden düşman senin içine girebilir.
Buda şöyle demiştir: Eğer bir evin içinde ışık varsa hırsızlar ondan kaçınır ve eğer bekçi uyanıksa hırsızlar hiç denemeye bile kalkmazlar. Ve şayet insanlar içeride yürüyor, konuşuyorlarsa ve henüz uykuya dalmamışlarsa hırsızların içeriye girmeleri ve hatta onu düşünmeleri bile imkânsızdır.
Tamamıyla aynı durum senin için de geçerli: Sen hiç ışık olmayan bir evsin. İnsanın sıradan hali mekanik bir işleyiştir: Homo mekanikus. Sadece isim olarak sen insansın, aksi taktirde eğitilmiş, becerikli bir makinesin ve ne yaparsan yap yanlış olacak. Ve unutma ne yaparsan yap diyorum; senin erdemlerin dahi farkında olmadığında erdem olmayacak. Farkında olmadığında nasıl erdemli olabilirsin? Erdeminin ardında kocaman, dehşetengiz bir ego gelecek; böyle olması kaçınılmaz.
Senin büyük bir işgücü ve gayret gerektiren öğrenilmiş, kazanılmış azizliğin bile nafiledir. Çünkü o basitlik ve alçakgönüllülük getirmeyecektir ve o yalnızca ego ortadan kalktığında gerçekleşen ilahi olanın muhteşem deneyimini getirmeyecektir. Bir azizin saygı duyulan hayatını yaşarsın ama herkes kadar zavallı olarak; içsel olarak çürümüş, içsel olarak anlamsız bir var oluş halinde. Bu yaşamak değil bu bitkisel hayat. Günahların günah olacak, erdemlerin de günah olacak. Ahlaksızlığın ahlaksızlık olacak, ahlakın da ahlaksızlık olacak.
Ben ahlak öğretmiyorum ve ben erdem öğretmiyorum çünkü farkındalık olmadan onların sadece gösteriş, ikiyüzlülük olduğunu biliyorum. Onlar seni yapmacık hale getirir. Seni özgürleştirmezler, seni özgürleştiremezler. Tam tersine seni hapsederler.
Sadece tek bir şey yeterlidir: Farkındalık her şeyi açan anahtardır. O varoluşun tüm kilitlerini açar. Farkındalık senin an be an, uyanık halde, kendinin bilincinde olarak ve etrafında olan biten her şeye anında yanıt verme bilinciyle yaşaman demektir. Ayna gibisin, yansıtıyorsun. Ve bu yansıtma öylesine bütündür ki, bu yansıtmadan kaynaklanan her eylem doğrudur çünkü uygun düşer, varoluşla ahenk içerisindedir. Gerçekte senin içinden çıkmaz; sen onu yapan değilsin.
O tüm bağlamın içinden; koşullardan yükselir, sen ve her şey işin içindedir. Bu bütünlüğün içerisinden eylem doğar; o senin eylemin değildir, onu bu şekilde yapmaya sen karar vermedin. O senin kararın değil, senin düşüncen değil, senin kişiliğin değil. Sen yapmıyorsun, sadece onun olmasına izin veriyorsun.
Bu tıpkı güneş henüz doğmadan sabah erken yürürken yolda karşına bir yılan çıkması; düşünecek zamanın olmaması gibidir. Sadece yansıtabilirsin --ne yapıp yapılmayacağına karar vermek için zaman yoktur-- aniden zıplarsın!
Aniden sözcüğünü not et; tek bir an dahi kaybedilmez; aniden yolun kenarına sıçrarsın. Sonradan bir ağacın altına oturup üzerinde düşünebilirsin; ne oldu, nasıl yaptın. Ve kendi sırtını çok iyi becerdiğin için sıvazlayabilirsin. Ancak, aslında onu sen yapmadın; o oldu. O tüm bağlamın içinden çıkıp gerçek oldu.
Sen, yılan, ölüm tehlikesi, hayatın kendisini koruma gayreti... ve bin bir tane farklı şey işin içindeydi. Bu koşulların tümü bu eyleme neden oldu. Sen yalnızca bir aracıydın. Şimdi, bu eylem uygundur. Onu yapan sen değilsin.
Dini bir şekilde söyleyecek olursak Tanrı onu senin aracılığınla yaptı. Dini şekilde konuşmanın tek yolu budur, başka şekilde değil. Bütün, parça aracılığıyla eylem yaptı.
Erdem budur. Bunun için hiçbir zaman pişman olmazsın. Ve bu gerçekten özgürleştirici bir eylemdir. Bir kez oldu mu bitmiştir. Yeniden eylemde bulunmak için özgürsün; bu eylemi kafanda taşımayacaksın.
Psikolojik hafızanın bir parçası olmayacak; içinde hiçbir yara bırakmayacak. O kadar kendiliğindendi ki sende hiçbir iz bırakmayacak. Bu eylem hiçbir zaman karmaya dönüşmeyecek. Bu eylem hiçbir zaman sende sıyrık oluşturmayacak. Karma haline gelen bir eylem gerçekte eylem olmayan ama geçmişten, hafızadan, düşünceden gelen bir tepkidir.
Karar veren, seçen sensin. O farkındalıktan değil farkında olmamaktan gelir. O zaman hepsi günahtır.
BENİM TÜM MESAJIM SENİN BİR BİLİNÇLİLİĞE İHTİYACIN OLDUĞUDUR, KARAKTERE DEĞİL. Bilinçlilik gerçek olandır, karakterse sahte oluştur.
Karakter, bilinci olmayanların ihtiyaç duyduğu bir şeydir. Gözlerin varsa bir baston kullanıp el yordamıyla yolunu bulmaya ihtiyaç duymazsın. Eğer görebilirsen başkalarına, "Kapı nerede?" diye sormazsın.
Karaktere gerek duyulur çünkü insanlar bilinçsizdir. Karakter sadece bir makine yağıdır; hayatını daha yumuşak bir biçimde yürütebilmene yardımcı olur. George Gurdjieff karakterin bir tampon olduğunu söylerdi. Tamponlar demiryolu trenlerinde kullanılır; iki kompartıman arasında tamponlar vardır. Bir şey olursa bu tamponlar iki kompartımanın birbirine çarpmasını engeller.
Ya da süspansiyon gibidirler: Arabaların süspansiyonları vardır bu sayede yumuşak bir şekilde hareket edebilirsin. Süspansiyonlar devamlı olarak şokları emerler; onlara şok emici denir. Karakter de budur: Şok emici.
İnsanlara alçakgönüllü olmaları söylenir. Alçakgönüllü olmayı öğrenirsen, o bir şok emicidir; alçakgönüllü olmayı öğrenerek kendini başkalarının egolarına karşı korumayı öğrenirsin. Seni fazla incitemezler; sen alçakgönüllü bir adamsın. Eğer bir egoist olursan defalarca incinmen kaçınılmazdır --ego çok hassastır-- o yüzden sen de egonu alçakgönüllülük battaniyesiyle sarmalarsın. Sana yardım eder, belli bir yumuşaklık sağlar. Ama seni dönüştürmez.
Benim işim dönüşümü içerir. Bu simyasal bir okul; ben senin bilinçsizlikten bilinçliliğe, karanlıktan aydınlığa geçmeni istiyorum. Sana bir karakter veremem, sana sadece bir içgörü, farkındalık verebilirim. Benim tarafımdan ya da toplum tarafından, kilise tarafından, devlet tarafından belirlenmiş bir kalıba göre değil, an be an yaşamanı isterim.
Senin kendi küçük farkındalık ışığına göre, kendi bilincine göre yaşamanı isterim.
Her ana cevap vermeye hazır ol. Karakter senin hayatın her türlü sorusuna verilecek belirli bir hazır cevabının olması demektir, yani ne zaman bir durum ortaya çıksa belirlenmiş kalıplara göre karşılık veriyorsun. Kullanıma hazırlanmış cevaplarla karşılık verdiğin için o doğru yanıt olmuyor, o sadece bir tepki oluyor. Karakteri olan kişi tepki verir, bilinci olan kişi ise yanıt verir:
Durumu içine alır, onu yansıtır ve bu yansıtmadan çıkarak eylemde bulunur. Karakteri olan kişi tepki verir, bilinci olan kişiyse eylemde bulunur. Karakteri olan adam mekaniktir, robot gibi işler. Zihninde bilgiyle dolu bir bilgisayar vardır; herhangi bir şey sor ona ve hazırlanmış cevap bilgisayarından akmaya başlasın.
Bilinci olan kişi geçmişten ve hafızadan değil yalnızca anın içinde eylemde bulunur. Onun eyleminde bir güzellik, doğallık vardır ve duruma karşı verdiği yanıt samimidir.
Karakteri olan kişi her zaman eksik kalır çünkü hayat sürekli değişiyor; hiçbir zaman aynı değil. Ve senin yanıtlarınsa hep aynı, hiç gelişmiyor; gelişemezler onlar ölü.
[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!]
|