Şarkı Çevirileri Dinlediğiniz müzisyenlerin şarkı sözlerini burada paylaşabilirsiniz.


Konu Bilgileri
Konu Basligi
Empire Of The Clouds | Iron Maiden - İngilizce Sözler ve Türkçe Çeviri
Konudaki Cevap Sayisi
0
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
165
Konu Bilgileri : Şarkı Çevirileri
Konu Basligi
Empire Of The Clouds | Iron Maiden - İngilizce Sözler ve Türkçe Çeviri
Konudaki Cevap Sayisi
0
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
165

Kullanıcı Etiket Listesi


  
 
LinkBack Seçenekler Görüntüleme stilleri
Alt 25 Mart 2026, 23:03  
Çevrimiçi
WoodStock 🤘☮
 
Leydihan kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
mektup Empire Of The Clouds | Iron Maiden - İngilizce Sözler ve Türkçe Çeviri

Empire Of The Clouds | Iron Maiden - İngilizce Sözler ve Türkçe Çeviri





Empire Of The Clouds

Bulutların İmparatorluğu

To ride the storm, to an empire of the clouds
Fırtınayı, bir bulutlar imparatorluğuna sürmek için

To ride the storm, they climbed aboard their silver ghost
Fırtınayı sürmek için, Gümüş hayaletlerini havalandırdılar

To ride the storm, to a kingdom that will come
Fırtınayı gelecek olan bir krallığa sürmek için

To ride the storm, and damn the rest, oblivion
Fırtınayı sürmek ve kalanları lanetlemek, kayıtsızlık...

Royalty and dignitaries, brandy and cigars
Kraliyet ve devlet adamları, Brendi ve sigaralar

Grey lady giant of the skies, you hold them in your arms
Göklerin devi - boz hanımefendisi, ellerinin arasında

The millionth chance they laughed, to take down his majesty's craft
Majestelerinin aracını alt edecek olan milyonda bir ihtimale güldüler

"To India," they say, "magic carpet float away," an October fateful day
"Hindistan'a", "Sihirli halı süzülüyor" dediler, can alıcı bir ekim günüydü.

Mist is in the trees, stone sweats with the dew
Sise bulanmış ağaçlar, çiyle terleyen taşlar

The morning sunrise, red before the blue
Sabah gün doğarken önce kırmızı, sonra mavilikler

Hanging at the mast, waiting for command
Askısında duruyor, emir için bekliyor.

His majesty's airship, the R101
Majestelerinin zeplini: R101

She's the biggest vessel built by man, a giant of the skies
O, İnsan yapımı en büyük hava aracı, göklerin devi,

For all you unbeliever*s, the titanic fits inside
Siz inanmayanlar: İçine Titanik sığabiliyor.

Drum roll tight, her canvas skin, silvered in the sun
Davul gibi gerilmiş, Güneşte ağarmış beyaz bir kanvas cilt

Never tested with the fury, with the beating yet to come
Öfkeyle, yaklaşmakt*a olan bir darbeyle hiç test edilmemiş,

The fury yet to come…
Yaklaşmakta olan bir öfkeyle....

In the gathering gloom, the storm rising in the west
Kasvet ortalığı sarmış, batıda fırtına yükseliyor

The coxswain stared into the plunging weather glass
Serdümen, hava camına baktı ve dedi ki:

We must go now, we must take our chance with fate
Derhal gitmeliyiz, yazgımızla yüzleşmeliyiz

We must go now, for a politician he can't be late
Derhal gitmeliyiz, politikacı geç kalamaz

The airship crew awake for thirty hours at full stretch,
Zeplinin mürettebatı otuz saattir uyanık duruyor

But the ship is in their backbone, every sinew, every inch
Ama gemi onların omurgasında, her parçasında, her karışında.

She never flew at full speed, a trial never done
Asla son hızda uçmadı, dava hiç kapanmadı

Her fragile outer cover, her Achilles would become
Kırılgan kaplaması, onun muhtemel en zayıf noktası

An Achilles yet to come...
Onun en zayıf noktası yolda, geliyor...

Sailors of the sky, a hardened breed
Göklerin kaptanı, sağlamlaştırılmış bir model

Loyal to the king, and an airship creed
Krala ve bir zeplinin inancına sadık bir gemi

The engines drum, the telegraph sounds
Motorlar gürlüyor, telgraf sesiyle birlikte

Release the cords that bind us to the ground
Bizi yere bağlayan kordonları salıveriyo*rlar

Said the coxswain, "Sir, she's heavy, she'll never make this flight."
Serdümen "Efendim, gemi çok ağır, uçuşu gerçekleşt*iremez." diyor.

Said the captain, "Damn the cargo! We'll be on our way tonight."
Kaptan ise "yükü siktir et, bu gece yola çıkıyoruz" diyor.

Groundlings cheered in wonder, as she backed off from the mast
Gemi, yerden yükselirken, yer görevlileri hayretle tezahürat ettiler,

Baptizing them her water, from the ballast fore and aft
Geminin ön ve kıçtaki ağırlıklar*ını su ile vaftiz ettiler.

Now she slips into our past…
Şimdi ise geçmişimizde öylece duruyor...

Fighting the wind as it rolls you
Seni ilerleten rüzgarla savaşa savaşa

Feeling the diesels that push you along
Motorların seni itişini hissede hissede

Watching The Channel below you
Altında kalan Manş Denizini izleye izleye

Lower and lower, into the night
Gecenin içine doğru, alçala alçala

Lights are passing below you
Işıklar altında akıp gidiyor

Northern France, asleep in their beds
Kuzey Fransa, yataklarında uyuyor

Storm is raging around you
Fırtına ise etrafında hiddetleniyor

A million to one, that's what he said
Milyonda bir ihtimalmiş, öyle demişti

Reaper standing beside her
Biçerdöver, iliklerine kadar kesen

With his scythe cuts to the bone
Tırpanıyla birlikte yanında duruyor,

Panic to make a decision
Karar verirken panik yapılıyor

Experienced men, asleep in their graves
Deneyimli adamlar, mezarlarında uyuyor

Her cover is ripped and she's drowning
Zeplinin kaplaması yıprandı, batıyor

Rain is flooding into the hull
Yağmur gövdeden içeriye sızıyor

Bleeding to death and she's falling
Ölümüne kanıyor ve düşüyor

Lifting gas is draining away
Gemiyi kaldıran gaz dışarıya sızıyor

"We're down, lads!" came a cry, bow plunging from the sky
"Beyler, düştük!" diye bir ağlama geldi, Göklerden bir selamlama ile

Three thousand horses silent as the ship began to die
Üç bin beygir, geminin ölmesiyle sessizliğe büründü

The flares to guide her path ignited at the last
Yoluna rehberlik yapan işaret fişekleri sonunda ateş aldı

The empire of the clouds, just ashes in our past
Bulutların imparatorluğu, sadece geçmişimiz*deki küller oldu

Just ashes at the last…
Sonunda sadece küller...

Here lie their dreams as I stand in the sun
Onların hayalleri tıpkı benim güneşte durduğum gibi burada yatıyor

On the ground where they built, and the engines did run
İnşa ettikleri ve motorları çalıştırdıkları yerde

To the moon and the stars, now what have we done?
"Aya ve yıldızlara doğru" idi, peki ya şimdi ne oldu?

Oh the dreamers may die, but the dreams live on
Hayalperestler ölebilir ama hayaller yaşayacak

Dreams live on
Hayaller yaşayacak...

Dreams live on
Hayaller yaşayacak...

Now a shadow on a hill, the angel of the east
Şimdi ise tepede bir gölge, doğunun meleği

The empire of the clouds may rest in peace
Göklerin imparatorl*uğu huzur içinde yatabilir

And in a country churchyard, laid head to the mast
Fransa'da kırsalındaki bir kilisenin bahçesinde, Kırk sekiz tane ruh

Eight and forty souls, who came to die in France…
Kafalarını direklere yasladılar ve hayata veda ettiler.


__________________

 
  

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
Çeviri, clouds, empire, iron, maiden, sözler, türkçe, İngilizce


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)
 

Gönderme Kuralları
Konu açma yetkiniz yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesaj düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık





JRodix Logo
ForumKalbi.Com, JRodix.Com Sunucularında Barınmaktadır.

FK

ForumKalbi

ForumKalbi cebinde, tek dokunuş uzağında

1️⃣ Safari'de Paylaş ⬆️ butonuna basın
2️⃣ Ana Ekrana Ekle seçeneğini seçin
3️⃣ Sağ üstten Ekle deyin

Yükleniyor