AŞIK MAHZUNİ ŞERİF ASLINDA KİM? (Sadece Bir Türkücü Sanıyorsanız Yanılıyorsunuz) 👇
Onu "İşte Gidiyorum Çeşmi Siyahım" veya "Dom Dom Kurşunu" gibi efsaneleşmiş türküleriyle tanıdık... Çoğu kişi onu sadece sahne ışıkları altında bir sanatçı sandı. Ama o beyaz mahcup yüzün ardında; Tunceli Hozat'tan Maraş Berçenek'e savrulan bir sülalenin evladı, ordudan kovulmayı göze alacak kadar özgürlük tutkunu bir Hakikat Savaşçısı saklıydı!
Biliyor muydunuz?
Asıl adı Şerif Çırık olan Mahzuni, sadece bir icracı değil; ömrü boyunca kaç eser ürettiğini kendisinin bile hatırlayamadığı bir "üretim devidir." Henüz 12 yaşında sazı eline alan bu kara kuru çocuk, Mersin Astsubay Okulu ve Ankara Ordu Donatım Teknik Okulu’na devam ederken, sırf istediği yaşam biçimine kavuşmak için kendini ordudan kovdurtmuştur! 1967'de ilk plağını yaptığında henüz yirmili yaşlarının başındaydı ama Aşık Veysel gibi devler onun için "Aramıza büyük bir ozan katıldı" diyerek ceketini iliklemiştir.
Onu asıl farklı kılan ne biliyor musunuz?
Pir Sultan Abdal ve Şah Hatayi’den sonra eserleri dünyada en çok okunan Alevi ozanı olmasıdır. O, hiçbir siyasal kurumla organik bağ kurmadan, sadece "yoksul Anadolu insanının sesi" olmayı seçmiştir. Köyündeki tarlasına el koyan ağaya karşı feryadı, aslında tüm Güneydoğu köylüsünün feryadı olmuştur. Hapislerden geçse de, yasaklarla dursa da; ölümü Hakk'a kavuşmak olarak görüp "hoş geldi sefa geldi" diyecek kadar derviş ruhlu kalmıştır.
Biz ne yaptık? Yıllarca onu sadece kaset kapaklarından, politik sloganlardan tanıdık; ama o derviş sabrını, Pulyanlı Elif Ana’nın önündeki mahcubiyetini ve Hacıbektaş'taki mezarı üzerinde bostan ekilmesini isteyecek kadar derin tevazusunu bazen ıskaladık. Eğer Mahzuni’yi sadece bir "ozan" sanıp, o asırlık geleneği kente taşıyan kö
prü olduğunu unuttuysak, asıl haksızlığı biz yaptık. Şimdi bu sarsılmaz mirasa bir ❤️ bırakalım! 👇👋