MELİKE DEMİRAĞ'IN GENÇLİK IŞILTISI (1975)
Bazı sanatçılar daha yolun çok başındayken bile, taşıdıkları sadelikle ve yüzlerine sinen ifadeyle başka bir yerde durur. Melike Demirağ da 1975 yazında tam böyle bir gençlik ışıltısıyla öne çıkıyordu. Doğal güzelliği, gösterişsiz duruşu ve içten gülüşüyle, yalnızca dönemin dikkat çeken genç isimlerinden biri değil, aynı zamanda ekrana ve dergi sayfalarına çok yakışan bir yüz olarak görülüyordu.
TV’de 7 Gün dergisinin 21 Temmuz 1975 tarihli 24. sayısında, Melike Demirağ’ın televizyon için ikinci filmini çevirmekte olduğu anlatılıyor. Habere göre genç sanatçı, 7 bölümlük bir televizyon dizisinde her bölümde başka bir genç kadını canlandırmaya hazırlanıyor. Sekreter, işçi, köylü kızı, tezgâhtar kız, sanatsever bir kadın, hayır işlerine gönül vermiş bir genç kadın ve kaçakçı kızı gibi birbirinden farklı tiplerle ekranda olacaktı. Derginin asıl vurgusu da burada beliriyor: Melike Demirağ artık yalnızca sesiyle değil, oyunculuğuyla da konuşulmaya başlayan genç bir sanatçıydı.
Bu haberin dikkat çeken yönlerinden biri, Melike Demirağ’ın sinema ve müzik yolculuğunun aynı metin içinde birlikte anlatılması. Dergi, onun sanat dünyasına “Arkadaş” filmiyle girdiğini, aynı adla bilinen “Arkadaş” şarkısıyla da müzik dünyasında kendini kabul ettirdiğini özellikle hatırlatıyor. Bir yıl kadar aradan sonra yeniden kamera karşısına geçmesi, bu yüzden yeni bir dönemin işareti gibi sunuluyor. Melike Demirağ da röportajda, ekranda yalnızca şarkıcı olarak değil, bir sinema sanatçısı olarak da izleyici karşısına çıkmak istediğini açık biçimde hissettiriyor.
Metinde yer alan en ilginç ayrıntılardan biri de, Melike Demirağ’ın çocuk yaşta kamera önüne geçmiş olması. Babası Turgut Demirağ’ın çektiği “Üç Kızgın Cengaver” filminde, henüz altı yaşındayken kısa bir rol almış. Buna rağmen Melike Demirağ, bu yapımı kendi gerçek başlangıcı olarak görmüyor ve açıkça “Benim ilk filmim Arkadaş’tır” diyor. Bu cümle, onun sanat hayatına nasıl baktığını göstermesi bakımından çok kıymetli. Çünkü o dönemde kendi kimliğini artık çocukluk hatırasıyla değil, bilinçli biçimde seçtiği sanat yoluyla kurmak istiyor.
Röportajda aile tarafı da dikkat çekiyor. Annesi Ruçhan Çamay, babası Turgut Demirağ. Televizyon için gelen teklif karşısında önce uzun uzun düşündüğünü, sonra ailesiyle konuşup karar verdiğini anlatıyor. Teklifin ilginç yanı ise yalnızca oyunculuk değil, istenirse şarkı da söyleyebileceği bir yapıya sahip olması. Bu da Melike Demirağ’ın o yıllarda neden farklı bir yerde konumlandığını daha iyi anlatıyor. Çünkü o, yalnızca bir oyuncu ya da yalnızca bir şarkıcı değil; iki alan arasında doğal biçimde dolaşabilen genç bir sanatçı olarak görülüyordu.
Haberde dizinin taşıdığı toplumsal taraf da güçlü biçimde hissediliyor. 1975 Dünya Kadınlar Yılı vesilesiyle hazırlanan bu 7 bölümlük yapımda, Türkiye’nin farklı kesimlerinden kadınların hayatlarına ve sorunlarına değinilmesi amaçlanıyor. Haziran ayında düzenlenen kadın hakları toplantılarında konuşulan meselelerin televizyon diliyle ekrana taşınacağı belirtiliyor. Yani Melike Demirağ’ın canlandıracağı karakterler sadece birbirinden farklı tipler değil; aynı zamanda dönemin kadın dünyasına açılan ayrı pencereler olarak düşünülüyor.
Melike Demirağ, röportaj boyunca “Arkadaş” filminin kendisinde bıraktığı etkiyi de saklamıyor. Bu filmden sonra sinemadan kopmadığını, ama birdenbire sinema yıldızlığına koşmak gibi bir niyeti olmadığını hissettiriyor. Müziği çok sevdiğini, yıllarını radyo ve televizyon mikrofonları arasında geçirdiğini söylüyor. Buna rağmen “Arkadaş”ın onda sinemaya karşı ayrı bir ilgi uyandırdığı anlaşılıyor. Hatta eğer bu televizyon dizisi başarılı olursa, bunun ardından başka bir filmde daha oynamayı düşünebileceğini dile getiriyor. Yani 1975’te Melike Demirağ’ın önünde, hem müzikte hem oyunculukta açılan çift yönlü bir yol bulunuyor.
Aynı sayıda Melike Demirağ’ın kapağa da taşınmış olması boşuna değil. Çünkü dergi, onun yükselişini yalnızca haberle duyurmuyor; onu doğrudan haftanın öne çıkan yüzlerinden biri olarak sunuyor. Bugün bu kareye bakınca görülen şey sadece genç bir sanatçının güzelliği değil. Aynı zamanda 1970’lerin ortasında, müzikten televizyona, sinemadan dergi dünyasına uzanan çok yönlü bir çıkışın ilk güçlü izleri.
Kaynak: TV'de 7 Gün dergisi, 21 Temmuz 1975, Sayı 24