Bazı kadınlar anlatmaz. Bekler. Herkesin konuştuğu bir çağda, susarak var olmak bir güçtür. Beklemek, çoğu zaman edilgenlikle, güçsüzlükle karıştırılır. Ama Penelope... O, zamanın içinden sabırla geçen, inancını el emeğiyle ilmek ilmek örüp geceleyin söken kadındır. Homeros’un Odysseia destanında, İthaka kraliçesi Penelope, Troya’ya giden ve bir türlü dönmeyen kocası Odysseus’u tam yirmi yıl bekler. Penelope’yi yalnızca “sadık eş” olarak görmek büyük bir haksızlık olur. O, aklıyla taliplerini oyalayan, gündüz örüp gece söktüğü kefeniyle zamanı yöneten, kendi kaderini geciktire geciktire yazan bir bilgedir. Aşkı beklemenin, inancını yitirmemenin, sabrın ve zekânın simgesidir.
Penelope isminin kökeni Antik Yunan’a dayanır. Yunancada “pēnē” (πήνη) kelimesi “iplik” ya da “dokuma yünü” anlamına gelir ve ev içi üretim, sabır, ince işçilikle ilişkilendirilir. Bu sözcük, Penelope’nin gündüz dokuyup gece söktüğü kefenle doğrudan bağlantılıdır. Bazı etimologlar ismin ikinci bölümünü “lepō” ya da “opē” köklerine bağlar; bu da “örtmek”, “gizlemek” ya da “yarık/delik” gibi anlamlar taşır. Ancak daha yaygın görüş, ismin aslında “penelops” (πηνελόψ) adında bir tür su kuşundan geldiğidir. Bu kuş, eski Yunan mitinde sadakatiyle anılır. Dolayısıyla Penelope adı, hem ev içi üretkenliğe, sabır ve zekâya hem de eşine olan bağlılığa gönderme yapan çok katmanlı bir isimdir. Hem sembolik anlamı hem fonetiğiyle, kendi kaderini ilmek ilmek dokuyan bir kadının adıdır Penelope.