Maji | Vefk Ezoterik öğretilerden majiler, büyüler, tılsımlar ve vefkler..


Konu Bilgileri
Konu Basligi
Hazreti Peygambere Yapılan Büyüler ve Yahudilerde Büyücülük
Konudaki Cevap Sayisi
43
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
596
Konu Bilgileri : Maji | Vefk
Konu Basligi
Hazreti Peygambere Yapılan Büyüler ve Yahudilerde Büyücülük
Konudaki Cevap Sayisi
43
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
596

Kullanıcı Etiket Listesi


Like Tree4Beğeniler

 
 
LinkBack Seçenekler Görüntüleme stilleri
Prev Önceki mesaj   Sonraki mesaj Next
Alt 22 Haziran 2025, 21:25  
Çevrimiçi
WoodStock 🤘☮
 
Leydihan kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan Hazreti Peygambere Yapılan Büyüler ve Yahudilerde Büyücülük

Hazreti Peygambere Yapılan Büyüler ve Yahudilerde Büyücülük



Bu çalışmada Hazreti Peygamber’e yapılan büyü incelenmiştir. Öncelikle büyü kavramı açıklanmış, daha sonra büyüyle alakalı terimler irdelenmiştir.


Tarih boyunca insanların bilimsel bir bilgi gibi kullandıkları büyünün tarihi seyri dile getirilmiştir. Semavi dinlerde özellikle Yahudilikte büyünün işlevi irdelenmiştir. Büyücü bir grup olarak adlandırılan Yahudi Kabalaistler anlatılmıştır.

Kendisi de bir büyücü ve Yahudi olan Lebid b. Asam’ın Hazreti Peygambere yaptığı büyü değişik kaynaklar vasıtasıyla ele alınmıştır. Ayrıca Hazreti Peygambere yapılan büyünün nevi’ üzerinde de durulmuştur.

ÖNSÖZ
Ademoğlu yeryüzünde hep kendini aramıştır. Ruh bedeb ilişkisini anlamlandırmak için medeni olsun veya olmasın bütün topluluklar çeşitli doktrinleri uygulama sahasına dökmüş böylece dünyevi problemlerine çareler aramıştır.

Karşılaşılan güç durumların üstesinden gelmek amacıyla kullanılan yöntem ve tekniklerin de genelde pragmatik yönüyle ilgilenmişlerdir. insanoğlunun kendi geçmişine denk sayılabilecek bir maziye sahip olan büyü de bu pragmatik amaç için kullanıldığı tarihi bir gerçektir.

İlkel veya medeni bir toplumda büyü varlığını her halükarda sürdürmüştür. Öyleyse isanların büyüden beklentileri ne olabilir? Nedir büyüyü insanlar açısından bu kadar cazip kılan? İşte bide bu sorulara cevap vermeye yönelik bir çalışma yapmayı uygun gördük.

İlk olarak büyü kelimesinin anlamı irdelenerek; büyüyle birlikte zikredilen büyüyle iç içe olan diğer kavramlar da açığa kavuşturulmaya çalışılmıştır.

İkinci bölümde ise büyünün tarihi seyri ele alınarak ilk çağlardan günümüze kadar büyünün işlevsel yönü dile getirilmiştir. Farklı kıtalardaki değişik medeniyetlerin ortak kültürü gibi görünen büyünün toplumlar üzerindeki ağırlığına da vurgu yapılmıştır.

Üçüncü bölümde ise semavi dinlerin büyüye bakış açısı ve Yahudi mitik hayatını bir anlamda dile getiren Kabala dmokrini üzerinde durukmuştur. Dördüncü ve son bölümde Hz.Peygamber’e yapılan büyü ele alınarak büyü hadisi çeşitli yönleriyle irdelenip vuzuha kavuşturulmaya çalışılmıştır. Ayrıca Hz.Peygamber’e yapılan büyünün ne tür bir büyü olduğu da irdelenmiştir.

Bu çalışmamızda maddi ve manevi desteğini ayrıca ilmi birikimini bizden esirgemeyen Sayın Hocam, Doç. Dr. Mustafa AĞIRMAN Bey’e teşekkürlerimi sunarım.

KISALTMALAR
a.g.e : Adı geçen eser
b. : Bin, İbn.
c. : Cilt
C.C : Celle Celaluhu
çev. : Çeviren
DBİA : Dünden Bu Güne İstanbul Ansiklopedisi
DİA : Diyanet İslam Ansiklopedisi
H. : Hicri
Haz. : Hazreti
hazr. : Hazırlayan
İA : İslam Ansiklopedisi
İst. : İstanbul
mad. : Maddesi
MEB : Milli Eğitim Bakanlığı
ö. : Ölüm Tarihi
s. : Sayfa
S.A.V. : Sellallahu Aleyhi Vesellem
TDV : Türkiye Diyanet Vakfı
v.d. : Ve devamı
v.s : ve sâir
Yay. : Yayınları
y.y. : Yüzyıl

BİRİNCİ BÖLÜM 1.SİHRİN TARİFİ VE SİHİRLE BİRLİKTE ANILAN BAZI KAVRAMLAR
Sihrin tarifini ve sihirle birlikte anılan bazı kelimeleri tahlil edip ilgili kavramları açığa kavuşturmak konunun ana arterini oluşturmaktadır. Konunun sınırlarını belirlemek amacıyla bu yaklaşımı sergilemek elzemdir.

1.1 Sihir Ne Demektir?
1.1.1 Sihrin Kelime Anlamı
es-Saha (Sihir): Sin’in fethi ve Ha’sın sükunu ve fethi ile ve Sin’in dammı ile lugattir; akciğere denir. Fi’l asl bir adamın sahrına, yani akciğerine vurup onu müteğayyir ve sersem eylemek manasına (gelen) mastar(dır). Zebun etmek, aldatmak, almak, cadılık etmek, batıl bir şeyi suret-i haktan göstermek, batılı hak suretinde çıkarmak, kapıp almak, me’hazı küçük ve ince her bir şey, şeytana yaklaştıran ve ondan yardım (gören) amel, sebebi gizli olmakla beraber, gerçeğin aksine tahayyül olunan yıldızcılık, şarlatanlık, hilekârlık yolunda cereyan eden her hangi bir şey, imkânsız şeyleri yapmakla ortaya çıkan, (Bir takım) özel kelimelerin söylenmesi veya özel işlemlerin yapılmasıyla oluşan gizil güç, belli bir amaca ulaşmak için doğaüstü güçleri kullanmayı hedefleyen eylem ve işlemler, fettanlık, şiir ve güzel söz söyleme gibi insanı bağlayan sanat, bilinen yollarla sağlanamayan şeyleri elde etmek, birine zarar vermek ya da zarardan korumak için bir takım gizli güçleri kullanarak doğayı ve doğa yasalarını zorla etkileme amacı güden işlemlerin tümü, tekil, özel bir kudret; türünde tek, yalnız insanın içinde bulunan, yalnız büyü sanatıyla serbest bırakılabilen, kendini sesiyle ifade eden ve ayinin uygulanması yoluyla aktarılan bir güç, eskii nançlardan geriye kalanlar, doğaüstünün kullanıldığı bir mekanizmayla, olayların akışını etkileyebileceğini iddia eden bir kimse tarafından ortaya konan sistemlerin cinsini belirleyen bir terim, tabiatüstü gizli güçlerle yahut kendilerinde gizli güçler bulunduğuna inanılan bazı tabii nesneler kullanılarak zararlı, faydalı veya koruma gayeli bazı sonuçlar elde etmek için yapılan işler, kişinin benzer koşullardaki bir insana davranacağı biçimde davranarak, ruhları etkileme sanatı, şeklinde değişik anlamları ihtiva etmektedir.

Yunanca veya Arapça’dan geldiği, ortak olduğu Avrupa dillerine Arapça’dan girdiği ileri sürülen tılsım sözcüğü15 herkesin bilip de çözemediği gizli şey, gizli sır, fevkalade kuvvet ve tesiri haiz olan şey, definenin bulunmasına mani olan mevhum şey, doğaüstü güç taşıdığına inanılan söz ve büyü formüllerini ifade eden yazıtlar, astrolojik ve sair sihirli işaretlere haiz bir yazı veya üzerinde bu kabil yazılar ve bilhassa tutulma dairesinden (ekliptik) veya takım-yıldızlardan şekiller ve hayvanlar bulunup, koruyucu ve kem gözü bertaraf edici sihirli muskalar olarak kullanılan her hangi bir nesne çare17 sari hastalıkların sirayetini önlemek maksadı ile olduğu gibi insanlarla hayvanların afetlerden korunması için yapılan işlemler18 anlamlarına gelmektedir. Büyü her zaman tılsımın, içinde bulunan bir güçtür. Büyünün en önemli öğesi tılsımdır.

Tılsım, büyünün gizli, büyüsel verasetle aktarılan ve yalnızca büyücünün bildiği bölümdür, ilkel halklar için büyücü bilgisi tılsım bilgisi anlamına gelir. Ve büyü olayının çözümlenmesinde, hep, merkezinde tılsımın bulunduğu saptanmaktadır.

Büyülü formül (Tılsım) her zaman büyü eyleminin çekirdeğidir. Tılsımların koruyucu güçlerinin var olduğu yönündeki inanca bağlı olarak tarihte tılsımlarla korunan şehirlere rastlanır. Örneğin, Evliya Çelebi Seyahatname’sinde İstanbul’un yerinde şehir halkını bela ve felaketlerden koruyan tılsımlar bulunduğunu söyler. Tılsımların babası sayılan Hâkim Balinus’un, şehirleri müdafaa etmek, fırtınalara, yılanlara, akreplere v.b karşı korunmak için muskalar yazdığı rivayet edilir.

1.2.2. Rukye
Bir işin olması için tabiatüstü güce başvurmak,20 dua, hastanın şifa bulması için kendisiyle ilticada bulunduğu (sığındığı) efsun, nefes, üfürük, okuyup üfleme21 anlamlarına gelmektedir.

Rukye esasen bir tedavi yöntemidir. Farsça Efsun kelimesiyle hemen hemen aynı işlevi görür. Doğal hayatın bir tezahürü olarak karşımıza çıkan rukye. Kısıtlı tedavi yöntemlerinin sayısız bela ve musibetlere karşı verdiği amansız mücadelede bir hamledir. İnsanların rukye ile tedavi olmalarını hiç garipsememek gerekir. Eskilerin dediği gibi “Koyunun olmadığı yerde keçi Abdurrahman Çelebi olur.” misali; doktoru, hastanesi olmayan insanlar bu tür tedavi yöntemlerini kullanıp geliştirmişlerdir.

İmkânları kısıtlı bütün toplumlarda da değişik isimlerde anılsa da rukye tipi tedavi usulleri kullanılmıştır.

İslam öncesi Arap toplumunda rukye ile tedavi oldukça yaygındı. Birçok hastalık rukye ile bertaraf edilirdi. Rukye ile uğraşmak mesleki bir bilgi gerektirirdi.

İkrime ve Mücahit’ten nakille cahiliye dönemi rukye anlayışının iplikler üzerinev urulan düğümlere okumak suretiyle gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Hadis-i Şeriflerde rukye ile tedaviden ve rukyenin hükmünden bahsedilir. Bu hadislerde, bazen rukyenin tedavi amaçlı olarak kullanılmasına binaen serbest bırakıldığı bazen de şirke düşürür tehlikesine karşılık yasaklandığı görülür.

Örneğin:
Avf bin Malik el-Eşcai’den rivayet edilen bir hadiste el-Eşcai şöyle demiştir.” Bizc ahiliyede rukye yapardık. Daha sonra biz: Ya Resulullah bunun hakkında ned üşünüyorsunuz? diye sorduk. Resulullah(s.a.v); Rukyenizi bana gösteriniz. Şirk olmadığı sürece rukyelerde beis yoktur. buyurdu.''

Kur’an-Kerim de bize rukyenin varlığını haber verir. Ancak Kur’an rukyeo kuyan kimselere meydan okuyarak rukyenin, ila nihaye bir tedavi usulü olmadığını, tedavide asıl olanın Allah’ın izni ve kudreti olduğunu bildirir. “(ve) etrafında bulunan ilgili kimseler tarafından (denilmiş olur ki: Tedavi edebilecek kim var?) onu da ölümden kurtarabilecek mütehassıs bir doktor mevcut mudur?”

Ayet-i Kerimede geçen “Rak” kelimesi rukyede dua ve efsunda bulunan, sözle ve ya fiille şifaya vesile olan doktor demektir. İrvasa yapan, naçarlık hallerinde son bir tedbir olmak üzere müracaat edilen okuyucu, bir nefes edici veya kavli, fiili bir irvasacı demektir ki: ölüm halinde çağrılan cismani veya ruhani tabipten, hekimden, okuyucudan eman olabilirse de daha ziyade ruhani olan okuyucu da zahirdir. İnanan da inanmayan da son bir teselli olmak üzere ona müracaat eder.

Ancak Allahu Teala ölüm vaki olacağı zaman hiçbir tedavi yönteminin kar etmeyeceğini rukyenin de bu husus da çaresiz kalacağını bildirmektedir. Hz Peygamber(s.a.v)’ den rukye ile ilgili rivayet edilen hadis-i şeriflerin genel itibariyle korunma ve tedavi amaçlı olduğunu söylemiştik.

Bunları dört ana başlık altında toplayabiliriz.

1.2.2.1. Zehirli Hayvanatın Sokmasına Karşılık Yapılan Rukye
Ebu Said el-Hudri(r.a)’den rivayet edilen hadis-i şerifte Ebu Said el- Hudri(r.a) şöyle demektedir.

” Biz(Resulullah(s.a.v)’ın çıkardığı) askeri bir seferdeydik. Bir yerde konakladık. Yanımıza bir cariye gelip: obamızın efendisi Selim’i bir zehirli soktu. Onunla meşgul olacak erkekler de şu anda yoklar. Sizde rukye yapan biri var mı? dedi.

Bunun üzerine bizden rukye hususunda maharetini bilmediğimiz bir adam kalkıp onunla gitti ve adama okuyuverdi. Adam iyileşti. Kendisine otuz koyun verdiler.

Bize sütünden içirdi. Ona: Yahu sen rukye bilir miydin? dedik. (Oda) Hayır, ben sadece Fatiha okuyarak rukye yaptım. dedi. Biz kendisine ‘Resulullah(s.a.v)’a sormadan (bu verilenlere) dokunma! dedik. Medine’ye gelince, durumu O’na söyledik. Hz. Peygamber(s.a.v):’Fatihanın rukye olduğunu (tedavi amacıyla okunabileceğini) sana kim söyledi? (verdikleri koyunları paylaşın, bana da bir hisse ayırın!) buyurdular.”


1.2.2.2. Cinlere ve Nazara Karşı Yapılan Rukye
Ebu Said el-Hudri(r.a) anlatıyor.”Resulullah(s.a.v) cinlerden ve insanın göz değmesinden (nazardan) (çeşitli dualar) okuyarak Allah’a sığınırdı. Muavvezeteyn (Felak ve Nas ) sureleri nazil olunca bu iki sureyi esas aldı, diğerlerini terk etti.”

Diğer bir hadis-i şerifte Hz.Aişe(r.a) validemiz şöyle demiştir.

” Hz.Peygamber(s.a.v), yatağına girdiği zaman, ellerine üfleyip Muavvezeteyn’iv e İhlâs-ı Şerif’i okur, ellerini yüzüne ve vücuduna sürer ve bunu üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman aynı şeyi kendisine yapmamı emrederdi.”

1.2.2.3. Çeşitli Ağrılara ve Sancılara Karşı Yapılan Rukye
Hz.Aişe(r.a)’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz.Peygamber(s.a.v)’in kendisine gelen hastalar için şifa niyetine şu duayı okuduğu nakledilir.

”Ey insanların Rabbi, Acıyı gider, şifa ver, sen Şafi’sin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Senden hiçbir hastalığı hariç tutmayan(hepsini tedavi eden) şifa istiyoruz.”

1.2.2.4. Hz.Cebrail(a.s)’in Peygamber Efendimiz(s.a.v)’i Rukye İle Tedavi Etmesi
Ebu Said el-Hudri(r.a)’den rivayet edilen hadis-i şerifte Ebu Said el-Hudri(r.a) şöyle demektedir.

“Resulullah(s.a.v) hastalandığı bir sırada Cibril(a.s) gelip-‘Ey Muhammed hasta mısın? diye sordu. Peygamber Efendimiz(s.a.v): ‘Evet’ cevabını verince Cibril(a.s)

Peygamber Efendimiz(s.a.v)’e şu duayı okudu.’ Seni Allah’ın adıyla, sana eza veren bütün hastalıklara karşı, bütün kötü nefis ve hasetçi gözlere karşı okuyorum. Allah sana şifa versin, ben Allah’ın adıyla sana dua ediyorum.”

1.2.3. Muska (Amulet)
Taşıyanı tehlikeli dışetkilerden ve çeşitli zararlardan koruyacağına, büyülü veya dinsel gücü bulunduğuna inanılan doğal ya da yapma nesne. Dinamist dünya görüşü sonucu, objelerin pozitif ve negatif bir güç ile yüklü bulunduklarına inanma, insanoğlunu zararlı ve tehlikeli kabul edilen objelerden kaçınmaya ya da savunmaya yöneltmiştir. Aynı görüş, yararlı olarak kabul edilen objelerin de sağlık, mutluluk ve başarı için kullanılabileceğini fikrini doğurmuştur. Doğayı dolduran canlı ve cansız nesnelerin parlaklık, sağlamlık, kuvvet v.b. gibi çarpıcı nitelikleri karşısında kimi zamanşaşıran, kimi zaman da korkan ilkel insan, felaketinin ya da mutluluğunun bunların içinde saklı olduğuna inanarak onlarla barışık olmayı ve onları kendih izmetinde kullanmayı düşünmüştür. Vahşi hayvanların kuvvetlerinden yılan ilkel,ö rneğin aslanın pençesini, kaplanın tüylerini, yılanın dişlerini üzerinde bulundurmaklah em bu hayvanların niteliklerini kendine geçirme, hem de onlarla büyüsel yönden biry akınlaşma amacını gütmüştür. Bu durum taşıyanı dışetkilerden ve çeşitli zararlardank oruyacağı ya da bağlantılı olduğuna inanılan nesnelerin insanlarca üstte taşınmasıu ygulamasını doğurmuştur.Örneğin bir Zulu’lu, timsahlarla dolu bir nehri geçeceğiz aman bir parça timsah pisliği çiğner ve üstüne serper buşekilde kötülüklerden
korunmayı umar.

Yahudi okültünün bir parçası haline gelen Kabala’nın Yezirah (Yaratılma Kitabı)kısmındaki madalyon hazırlama, yahut muska hazırlama kısmında, türlü hususlarda muska örnekleri verilmektedir. Muskaların en çoğu “Magen Dawid” yani Yahudi altı köşeli yıldızışeklinde verilir.

Hexagram adı ile de tanınan buşeklin boş
t araflarına karanlık ilimlerinşifreleri yazılır ve bu madalyon gibi erkek kadın herkes tarafından kullanılır.

İslam’danöncekiTürkboylarındahertürlübelaveafetler ekarşı koruyucu etkisine inanılan muska-tılsım adeti yaygındı.

Başkurtlar hastalığı tedavi etmek veya korkuyu yatıştırmak için kurşun eriterek hastanın başında bulunan kap içindeki suya döker ve bu sudan hastaya içirirlerdi. Kurşun döken kadın kurşunun suda aldığı şekle bakarak hastalığın sebebini söylerdi. Sudan alınan kurşun hastanın elbisenin göğsüne muska olarak dikilirdi.


Müslümanlığın ve Hıristiyanlığın yayıldığı bölgelerde en yaygın amuletler el ve göz biçiminde olanlardır. Fadime Ana’nın eli, Meryem Ana’nın eli Abbası’ın eli diye bilinen amuletlerle, göz biçimindekilere Türkiye’de nazarlık denilmektedir. İçinde genelo larak Kur’an ayetleri veya özel amaçlı büyülü-kutsal sözler yazılı muskalar da amulet kategorisine girer. Üzerlik ve Şirincelik de amulet kavramı içinde yer alırlar.

Taşıyıcısına mutluluk ve başarı getireceğine inanılan uğurluk’un amuletten farkı, kötü etkileri uzaklaştırma niteliği olmamasıdır. Uğur eşyası genellikle kişisel ve tesadüfîdir.

Uğurlukların çoğu, amuletler için de olabildiği gibi, süs eşyasına dönüşmüştür. Amuletv e uğurluklar, bu nitelikleriyle pasif büyü anlamı taşırlar. Amulet olarak kullanılann esnelere gösterilen saygı ve bazen korku, onları fetişe dönüştürür. Gerek amuletler, gerekse uğurluklar pasif büyü alanına girmekte ve pratik kullanışlarında çoğu zamanb irbirlerinden ayırt edilememektedirler.

1.2.4. Fetişizm
(Portekizce feitiço =yapma şey, büyü, etkileyici güç) Fetiş, büyülü gücüb ulunduğuna ve iyilik veya kötülük getirebileceğine inanılan nesneye verilen addır.

İçinde Majik gücün ya da cinin bulunduğuna inanılan taş, boynuz, pençe, post, deri, bezp arçası, figür vb. objelerden yarar ummak amacı ile yapılan çeşitli pratiklere fetişizm, denir. Sihir kuvvetine sahip perili nesne, büyülü nesne anlamına gelen bu terimiP ortekizli gemiciler zencilerin dinsel eşyası ile büyücülük aletlerini anlatmak için kullanıyorlardı.

Daha çok Batı Afrika, Kuzey Asya’da görülürler. Fetişler kişiler için
m anevi kalkan rolünü üstlenirler. Bu koruma ferdi olduğu gibi bütün bir klanı da kapsayabilir. Öyle ki hastalıkları tedavi edebilen, sahibini koruyabilen veya düşmanak ötülük getiren fetişler vardır. Etkili bir ilaca gereksinme duyulunca, ekseriya fetişlereb aşvurulur.

Cahiliye Araplarında her evin kendine özgü bir veya birden çok fetişi
v ardı. İçlerinden biri yolculuğa çıkacak olursa fetişe dokunur, dönüşünde de her şeydenv e herkesten önce ilk işi yine fetişe dokunmak olurdu. Mukaddes adamların taşıdıklarım adalyonlara, uğur getirmek için kullanılan, takılan armaların her çeşidine ıtlak olunur.

Bugün bu ıstılah ile kasd olunan mana, muayyen bir şeyden bir ruhun ikametine, o şeyie le geçirmekle o ruhun kontrol altına alınacağına inanmaktır. İhtimal ki fetişler birt akım çakıl taşları idi ve bu taşlar renkleri ve çizgileri yüzünden ibtidai adamın dikkatini çekmişti. Daha sonraları fetişler, insan tarafından yapılan şeyler oldu. Bunlar büyüh assalarına haiz olmakla tanınmış şeyleri ihtiva eden küçük keseler şeklinde idi. Meselab u keselerin içine bir aslan kılı konur ve bunun insana cesaret verdiği, yahut bunlarıni çine bir damla insan beyni konur ve bunun insan zekasını arttırdığı, yahut bir gözk onulur ve bunun insan basiretini keskinleştirdiği, yahut bir kaplan pençesi konur ve bunun insana atılganlık verdiği sanılırdı. İbtidai adam bütün bu fetişleri toplar, bir cismed izer ve bunları ya boynuna geçirir ya da kulübesinin kapısına takardı. İbtidai adam buf etişleri taktı mı içinden korkunun silindiğini hisseder, hayatın her adımında ve hers afhasında karşılaşacağı tehlikelerle daha iyi savaşacağına inanır ve bütün dünyaya meydan okuyabilecek derecede kendinde cesaret duyardı. Kötü etkileri olan karab üyünün kullanıldığı yerlerde, fetişler intikam ya da öfke unsurları olarak hizmetg örürler(di.) Fetişin gücü zamanla azalırsa, kendisine yemek, kan vb. sunularak, çiviç akılarak gücü arttırılır. Gücünü yitirdiğine inanılan fetişler terk edilir.

Çivili fetişler,
d eğişik malzemeden yapılan figüre çivilerin çakılmasıyla oluşur. Çiviler, hasta organn eresiyse figürün orasına çakılması, cine dileğin anımsatılması gibi amaçlar içerebilir.

Çiviler bir büyücü tarafından çakılır, istek yerine geldikten sonra da çıkarılır. Fetişlerb u kullanımlarından dolayı dinsel değil büyüsel öğeleri içerisinde barındırmakta, fetişizmde de büyüsel içerik daha etkin olmaktadır.

[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!]


Asrevya ve Aytac bunu beğendi.
👍 2
__________________

 
 

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
büyücülük, büyüler, hazreti, peygambere, yahudilerde, yapılan


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)
 

Gönderme Kuralları
Konu açma yetkiniz yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesaj düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık





JRodix Logo
ForumKalbi.Com, JRodix.Com Sunucularında Barınmaktadır.

FK

ForumKalbi

ForumKalbi cebinde, tek dokunuş uzağında

1️⃣ Safari'de Paylaş ⬆️ butonuna basın
2️⃣ Ana Ekrana Ekle seçeneğini seçin
3️⃣ Sağ üstten Ekle deyin

Yükleniyor