08 Ekim 2024, 18:16
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Rüyanın Tanımı Rüyanın Tanımı
Rüya Tabiri
Hiç kimse ben rüya görmüyorum diyemez. Çünkü rüya görüp görmemek onun elinde değildir. İnsanda var olan fakat iç yüzüne bir türlü akıl erdiremediğimiz duygular, bazı zamanlar çok daha güçlü ve uyanık olur. Bu anlamda, zaman ve mekân mefhumlarının sınırlarını aşarak geçmişteki ve gelecekteki veya o andaki oluşumun bazı şeylerini örtülü ve belirsiz bir şekilde görür. İşte bu durum bazı kimselerde uyanıkken duygu ve ilham biçiminde, bazı kimselerde de rüya şeklinde ve Yüce Allah’ın tecellisiyle ortaya çıkar.
Rüyanın bazen sadece zamanın anlamını, bazen bulunulan mekânı, bazen de her ikisini birlikte insanoğlu ne zaman ne de mekân olarak bu oluşumun gerçek anlamının iç yüzünü kavramaktan acizdir. Bu bağlamda rüya her he kadar “nesnel” olarak tanımlanıyorsa da yine de gerçek mâhiyeti bilinmemektedir. Zaten Yüce Allah da kulların bilgisi hakkında öyle buyuruyor.
“…. De ki, size az bir ilimden başkası verilmemiştir.”
Uyku ve rüya birbirinden ayrılmaz ikilidir. Bunlardan rüya ilmi de insanoğlunun yaradılışından beri süre gelen bir ilimdir. O kadar ki, bazı rüyalar, tarihte ulusların kaderine bile hükmetmişlerdir. Oysa rüyalar, bizlere simgeler veya yaklaşımlar halinde görünürler. İşte rüya yorumcularının asıl görevleri bu simgeleri, yaklaşımları, kimi, neyi sembolize ettiklerini ve ne anlattıklarını yorumlamaktadır.
Herkes rüya görür, ne var ki her insanın gördüğü rüya gerçek olamaz. Fakat rüyayı iki kısma ayırmak ve bunlara inanmak zorundayız. Bunlardan birincisi, yakın veya uzak gelecekle ilgili rüyalardır ki, yorumlarının Kur’an-I Kerim’de de yapıldığını gördüğümüz “Sadık veya Salih” rüyalardır. Örnek olarak bunlar ve benzer rüyalar giriş bölümünden sonra verilmiştir.
İkincisi, yaşamımızda cereyan eden ve varolan şeyleri bazılarını zaman zaman rüyada görmektir ki, elimizdeki eser bunları kapsamaktır.
Zaten birinci kısımda sözü edilen sadık rüyalar, bu olgunun gerçekliğini ortaya koymaktadır. Yine de rüya denen olgunun Aslı ve içyüzü nedir? Bu soru insanın varoluşundan günümüze değin ilgi odağı olmuş ve bu konuda sayısız eserler yazılmıştır.
Psikanalistlere göre rüyanın tarifi şudur;
Rüya, şuur altına itilen arzuların akıl sansüründen kurtularak bilinç yüküne çıkmış şekilleridir. “
Oysa bu, rüyaların bir yönüdür, bütün yönleri değildir. İnsan her ne kadar yeryüzünde bir çok şeylere vakıf olmuşsa da rüya denen sırrın karşısında bocalayıp kalmıştır; çünkü rüyanın nasıl bir şey de olduğunu, nasıl gelip, nasıl gittiğini, nerede kaldın olduğunu, sonuçta nerede bulunacağını bir türlü bilemez.
Rüya hususlardaki bilgi Alim ve Habir da olan Yüce Allah’ın gayb alemindeki nesnelerinden biridir. İnsanoğluna verilen akıl kapasitesi kâinatın kapsadığı sınırsız esrarı kavrayacak kudrette değildir. Ancak halifelik görevini yapabilmesi için kendisine muhtaç olduğu sınırlı bir güç bahşedilmiştir.
Bu da şunu kanıtlamaktadır: Demek ki insanoğluna verilen akıl kapasitesi rüyayı kavrayacak güçte olmadığını, bu ilmin kâinatın yaratıcısı Yüce Allah’ın Peygamberlere verdiğini Yusuf Sûresi, 101. âyette görüyoruz:
“Rabbim, bana rüyaları yorumlamayı, onların anlamını anlayıp açıklamayı öğrettin, bu da ilmin nimetlerindendir. “ | |
|
| |