Birbirimize zarar verdiğimizi bildiğimiz hâlde, ayrılamamak.
Bu, sevgisizlik meselesi değil.
Tam tersine… belki de fazla seviyoruz, ama yanlış seviyoruz.
Birbirimizi incitiyoruz, yoruluyoruz, kayboluyoruz…
ama ne zaman biri uzaklaşsa, içimizde bir panik başlıyor.
Sanki sadece birlikteyken nefes alabiliyoruz,
oysa bu nefes bile artık boğucu olmuş.
Değişeceğimize söz veriyoruz,
güzel anlara tutunuyoruz,
bu sefer farklı olacağını umut ediyoruz.
Ama derinlerde…
birbirimize bağımlı hâle geliyoruz.
Sadece mutluluğa değil,
acıya da.
Ve bunu anlatması en zor olan şey şu:
Canımız yansa bile kalıyoruz,
çünkü gitmek daha çok korkutuyor.
Bu yüzden kalıyoruz.
Yavaş yavaş birbirimizi tüketerek…
birlikte.