İslâm ve İnsan Dinimizin güncel hayata etkisi ve çağımızda İslam üzerine yorumlarını bu başlık altında bulabilirsiniz.


Konu Bilgileri
Konu Basligi
İslamiyet’ten Önce Arabistan
Konudaki Cevap Sayisi
0
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
67
Konu Bilgileri : İslâm ve İnsan
Konu Basligi
İslamiyet’ten Önce Arabistan
Konudaki Cevap Sayisi
0
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
67

Kullanıcı Etiket Listesi


  
 
LinkBack Seçenekler Görüntüleme stilleri
Alt 08 Mayıs 2025, 23:57  
Çevrimdışı
 
Asrevya kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan İslamiyet’ten Önce Arabistan

İslamiyet’ten Önce Arabistan

a) Arapların Durumu:

İslamiyet’ten önce Arabistan yarımadası karanlık bir cehalet devri yaşamaktaydı. Araplar birbirleriyle uğraşan, boğuşan kabilelere ayrılmışlar, Hak dini unutmuşlar, türlü adlarla andıkları putlara tapmaya başlamışlardı. Koyu bir cehalet vardı. İnsan haklarına riayet yoktu. Köleler, esirler acınacak bir halde idiler. Kadınlar birçok haklarından mahrumdu. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömme adeti kökleşmişti. Diğer ülkelerde yaşayan insanların hali de Arabistan’dan pek farklı değildi. Hasılı, cihan pek karışık ve karanlık bir durumda idi. İnsanlığı bu hallerden kurtarmak için bir Peygamber’in gelmesi bekleniyordu. Yahudilerin ve Hristiyanların kitapları böyle bir Peygamber’in geleceğini müjdelemişti. İşte Mekke’de doğan ahir zaman peygamberi Muhammed Aleyhisselam, O beklenen son Peygamber’dir.


b) Mekke Ve Kâbe

Arabistan Yarımadası’nın eskiden beri en önemli ve kutsal şehri Mekke’dir. Mekke, Kızıldeniz’den 80 km. kadar içeride bulunur. Dağların ve yolların kavşağıdır. Kâbe’yi bugünkü bulunduğu yere Hz. İbrahim (as) ile oğlu Hz. İsmail (as) bina etmişlerdi. Kâbe ibadet evi olarak kullanılırdı. Ancak sonraları Araplar oraya taptıkları putları doldurdular. Etraftan gelen ziyaretçiler bunlara kurban takdim ederlerdi. Mekke aynı zamanda yavaş yavaş bir ticaret merkezi de oldu. Kâbe’yi ziyaret için gelenler ticaret de yaparlardı. Mekke’den Yemen’e ve Suriye’ye ticaret kervanları gidip gelirdi.

c) Kâbe’deki Vazifeler

Kâbe, Araplarca kutsal tanındığından oradaki vazifeler de o derece önemli sayılırdı. Kâbe’ye bakma vazifesi Hz. İsmail (as)’in sülalesine aitti. Bu vazifeler şunlardır:

1- Hicabet: Yani, Kâbe’nin anahtarlarını elinde bulundurmak.

2- Sikaye: Kâbe’yi ziyarete gelen hacıların suyunu tedarik etmek, Zemzem suyuna bakmak.

3- Rifade: Gelen hacıları konuklayıp ağırlamak, onları barındırmak.

4- Nedve: Toplantılara başkanlık etmek: Kilâb’ın oğlu Kusay, Daru’n-Nedve adlı bir dernek kurdu. Kureyşliler burada toplanırlar, önemli işleri burada görüşüp konuşurlar, barış ve savaş meselelerine burada karar verirlerdi. Hatta nikah burada kıyılır, tören burada yapılırdı. Uzun yola çıkacak ticaret kervanları buradan hareket ederdi. O zamanın töresine göre ergenlik çağına giren bir kıza burada gömlek giydirme töreni yapılır, eski gömleği üzerinden çıkarmadan yırtılır, yenisi giydirilirdi.

5- Liva: Bayraktarlık vazifesi. Savaş zamanlarında bayrağı taşıyan vazifeliler bulunurdu.

6- Kıyade: Kumandanlık, demektir.
Bu sayılan vazifelerin hepsi bir şeref sayılırdı ve bunlar Hz. Muhammed (sav)’in soyunda toplanmıştı.

d) Zemzem Kuyusunun Temizlenmesi

Hacıları sulama ve konuklayıp ağırlama işlerine Muttalib bakıyordu. Onun ölümünden sonra bu iş Abdülmuttalib’e kaldı. Sulama işi güçtü. Çünkü Zemzem kuyusu dolduğundan su alınamıyordu. Mekke’nin etrafındaki kuyulardan su getirmek lazım geliyordu. Onun için Abdülmuttalib’in Zemzem kuyusunun yerini bulup temizlemesi icap ediyordu. Çünkü vaktiyle Cürhüm kabilesinden mutat, Mekke’ye düşman saldırınca kıymetli eşyayı Zemzem kuyusuna atmışlar, üzerine de taş toprak doldurup yerini belirsiz etmişlerdi. Nice yıllar böylece kaldı. Abdülmuttalib, oğlu Haris’le kuyuyu temizledi. İçinden kılıçlar, zırhlar, altından yapma geyik suretleri çıktı. Kuyu temizlenince eskisi gibi bol bol su kaynamaya başladı. Abdülmuttalib’in bu hizmeti çok makbule geçti.

Abdülmuttalib’in 13 oğlu vardı. İçlerinden beşi tarihte meşhurdur: Ebu Talib, Abdullah, Hamza, Abbas ve Ebu Leheb.

e) Ebrehe’nin Kâbe’ye Saldırması

Kâbe’nin Araplar arasında önemli yeri vardı. Dince kutsal sayılmasından başka, bulunduğu Mekke, Arabistan’ın ticaret merkezi olmuştu. Her taraftan insanlar akın akın buraya geliyor, burada panayırlar kuruluyordu. Halkı buraya çeken Kâbe-i Muazzama idi. Yemen’e hakim olan Habeş valisi Ebrehe, San’a’da bir tapınak yaparak Arapları oraya çekmek istediyse de muvaffak olamadı. Nihayet Kâbe’yi ortadan kaldırmaya karar verdi. Habeşlilerden topladığı bir ordu ile Mekke’ye yollandı. Ordunun önünde büyük bir fil bulunuyordu. Savaşta fil kullanmak adeti eskidir. Ebrehe’nin Kâbe’yi yıkmaya geldiği haberi Araplar arasında duyuldu. Yer yer Ebrehe’ye karşı durmak isteyenler çıktı. Fakat dayanamadılar. Bu derme çatma gruplar Ebrehe’nin ordusuna esir oldular. Ebrehe Mekke’ye yaklaştığı zaman süvarilerinden birini keşif için ileri gönderdi. Bunlar Kureyşlilerin mallarından ne buldularsa yağma edip Ebrehe’ye getirdiler. Yağma edilen mallar arasında Abdülmuttalib’in 100 devesi de vardı.

Mekkelilerden bir heyet Ebrehe’ye ricacı gitti. Başta Abdülmuttalib bulunuyordu. Ebrehe niçin geldiklerini sordu. Abdülmuttalib, alınan malların geri verilmesini istediklerini söyledi. Bunun üzerine Ebrehe:

“Ben sandım ki Kâbe’yi yıkmayayım diye ricaya geldiniz. Siz ise develerinizin derdindesiniz!”

Abdülmuttalib, Ebrehe’ye şu cevabı vedi:

“Ben develerin sahibiyim ve onları istiyorum. Kâbe’nin sahibi var. Onu, O korur.”

Ebrehe malları iade etti. Sonra ordusuna yürü, emrini verdi ve koca fili ordunun önüne kattı. Bu sırada beklenmedik bir olay oldu. Havayı Ebabil kuşları kapladı. Ağızlarında ve ayaklarında taşıdıkları ufak taşları askerlerin üzerine atıyorlardı. Danelerin isabet ettiği yerler yara bere içinde kaldı. Askerler perişan olup dağıldı. Ebrehe canını zor kurtarıp Yemen’e döndü ve orada öldü. Kur’an-ı Kerim Fil Sûresi’nde bu olayı anlatır.

Kaynak: Siyer-i Nebi

__________________
Değeri Değere Değen Kavrar...
 
  

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
arabistan, İslamiyet’ten, Önce


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 2 (0 üye ve 2 konuk)
 

Gönderme Kuralları
Konu açma yetkiniz yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesaj düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık





JRodix Logo
ForumKalbi.Com, JRodix.Com Sunucularında Barınmaktadır.

FK

ForumKalbi

ForumKalbi cebinde, tek dokunuş uzağında

1️⃣ Safari'de Paylaş ⬆️ butonuna basın
2️⃣ Ana Ekrana Ekle seçeneğini seçin
3️⃣ Sağ üstten Ekle deyin

Yükleniyor