19 Şubat 2025, 03:20
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Allah’ın Rahmeti Esirgenemez Allah’ın Rahmeti Esirgenemez
Ey Dost! İlâhi Rahmeti, Allah’ın kullarından esirgemeye kimsenin hakkı yoktur. Nedense bazı kimseler tanırız ve duyarız ki, Allah’ın rahmetini Allah’ın günâhkâr kullarına çok görürler ve çok görüyorlar:
“— Efendim üç, beş defa affü mağfiriyet dilemekle, bir iki satır duâ okumakla bunca günâh nasıl bağışlanır, nasıl affedilebilir.” diye itirazlarda bulunuyor veya bulunabiliyorlar.
Evet Ey Dost! Unutmamalı ki, günâhkâr kulun da sahibi Allah’tır. Onu da yaratan O yüce Mevlâ’sıdır. O’nun (C.C) kapısından başka gidilecek ve aff ve mağfiret dilenecek başka bir kapı da yoktur. İşte bu gerçeği hiç akıldan çıkarmamak gerekir. Günâh işleyen kılların hemen tevbe edip Allah’a dönmelerini öğüdlemelidir. Bir kimsenin hata ve kusurunun ne kadar çok olursa olsun hemen tevbe etmesi ve yüce Rabbimizin affına sığınmasının çok büyük bir nimet olduğu hatırlatılmalıdır.
Müslim rivâyet ettiği bir haberde Cündüp (Radıyallahü Anhü) rivâyetinde demiştir ki, Resûlullah sallâhü Aleyhi ve Sellem) şöyle haber verdi:
Bir adam, vallahi, Allah falan kimseyi bağışlamayacaktır.” dedi. Allahü Teâlâ böyle söyleyen adam için şöyle buyurmuştur:
Kimdir o ki, benim felân kimseyi bağışlamayacağıma dair benim adıma yemin eder?”
“Bilesin ki (ey bu sözü söyleyen kulum) Ben, onun hatalarını bağışladım ve senin de amelini boşa çıkardım.”
Ey dost! Kulları Allah’ın rahmetine çağırmalı ve onları Allah’ın rahmetinden ümitsizliğe düşürmemelidir.
Yine haberde şöyle gelmiştir.
“Yüce Allah, dünyada bir kulunun ayıplarını, hata ve kusurlarını örterse, kıyamet gününde de o kulunun günahlarını örter.”
Evet ey dost! Allah’ın kullarına, rahmet ve merhamet sonsuzdur. Ondan ümit kesilmez. Ancak vakit geçirmeden Allah’a dönmek ve O’nun geniş rahmetine, affü mağfiretine yönelmek gerekir.
Bir Müslüman, diğer bir Müslüman kardeşine nasihat ederken dini ölçüler çerçevesinde etmelidir. Dini ölçüleri kaçırmamalıdır. Verdiğimiz ölçülerde bu bilgileri anlıyoruz.
Ebû Hüreyre (R.A), Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimizden şöyle rivayet etmektedir:
“Cenab -ı Hak, Rahmetini yüz parçaya ayırmıştır: (Yani, Cenâb-ı Allah’ın yüz Rahmeti vardır.)
Yüz Rahmetimin birini yer yüzüne indirdi. Doksan dokuz Rahmeti zatında mağfuzdur. Bir cüz rahmetiyle yeryüzündeki yarattıkları birbirleriyle merhametleşmektedirler. Annenin evladına karşı olan merhameti, işte bu bir cüz merhametten kendi hissesine (payına) düşen zerrece merhametin eseridir. Kıyamet günü ise, Allah Teâlâ, doksan dokuz rahmetiyle mü’min kullarına merhamet edecektir.”
Evet Ey Dost! Bu Hadis-i Şerifin meâlinden de anlıyoruz ki, Allah’ın rahmeti çok geniştir. Allah, bütün mahlükâtına bir rahmet taksim etmiş. Evladına merhamet eden bir anneye bu taksim edilen bir rahmetten hissesine (payına) zerrece, bir nebzecik rahmet düşmüştür. Bu nasıl bir rahmet zerresidir ki, bundan hissesini alan anne, evladını felâketlerden, ateşlerden ve tüm zararlardan esirgeyerek korumaya çalışıyor. Evlâdının hiç üzülmesini istemiyor. Acı ve ıstırab çekmesini hiç mi istemiyor. Peki, doksan dokuz rahmete sahip olan Cenâb-ı Allah, hiç kullarının üzülmesini, acı ve azâb çekmelerini ister mi? Asla istemez. Allah, kullarına karşı bir annenin evladına olan acımasından daha çok acır, daha çok merhamet eder. Bu gerçeğin bu ölçüler içinde düşünülmesi bir insanı mutlu ve bahtiyar kılar ve kılacaktır vesselâm!
— | |
|
| |