Deniz kaplumbağalarının beslenmesine yardımcı olmak için tasarlanmış biyolojik bir mucize, plastik kirliliğinin olduğu bir okyanusta, dışarı atılamayan atıkları hapsederek ölümcül bir tuzağa dönüşüyor.
Bir deniz kaplumbağasının ağzının içinde, papilla olarak bilinen keskin, koni benzeri dikenlerden oluşan ürpertici bir yapı bulunur. Korku filminden fırlamış gibi görünseler de bu yapılar aslında deri sırtlı (leatherback) ve iribaş (loggerhead) gibi türlerde bulunan biyolojik bir "ters filtre"dir. Kaplumbağalar avlarıyla birlikte muazzam miktarda deniz suyu yuttukları için, yemeği kaybetmeden suyu dışarı atmak zorundadırlar. İçe doğru bakan bu dikenler, fazla su dışarı pompalanırken yiyeceğin yemek borusunda güvenli bir şekilde kalmasını sağlayan bir tuzak görevi görür.
Ancak, bu kadim evrimsel avantaj, şu anda okyanuslarımızı kirleten beş trilyon plastik parçası nedeniyle modern bir ölüm fermanına dönüşmüş durumda. Bir kaplumbağa kazara bir plastik poşet veya parça yuttuğunda, papillalar hayvanın bunu geri tükürmesini fiziksel olarak imkansız hale getirir. Atıklar sindirim sistemine kalıcı olarak yerleşerek zehirli kimyasallar salgılar ve potansiyel açlığa neden olur. Plastiğin doğada çözünmesinin 600 yıla kadar sürdüğü göz önüne alındığında, bu anatomik tuzak, insan atıklarının deniz yaşamı üzerindeki yıkıcı ve kalıcı etkisini gözler önüne seriyor.
Kaynak: Bakar, F. (2019). Sea turtles have terrifying spikes in their mouths which make it hard to spit out plastic. Metro.