Film Eleştirileri İzlediğiniz filmlerin eleştirileri, oyuncuları, puanlarıyla beraber, yorumladığınız filmleri bu başlık altında paylaşabilirsiniz.


Konu Bilgileri
Konu Basligi
Le ballon rouge
Konudaki Cevap Sayisi
3
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
172
Konu Bilgileri : Film Eleştirileri
Konu Basligi
Le ballon rouge
Konudaki Cevap Sayisi
3
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
172

Kullanıcı Etiket Listesi


Like Tree7Beğeniler
  • 2 Post By LoNeLy
  • 1 Post By Leydihan
  • 2 Post By LoNeLy
  • 2 Post By Asrevya

 
 
LinkBack Seçenekler Görüntüleme stilleri
Prev Önceki mesaj   Sonraki mesaj Next
Alt 24 Ekim 2024, 23:52  
Çevrimdışı
 
LoNeLy kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan Le ballon rouge

Le ballon rouge

Modern zamanların ruhumuza giydirdiği kasavet elbisesinden şöyle bir soyunup, çocukluğumuzdan bugüne kadar gelinen süreçte yaşadığımız yalpalamaları kronolojik bir taramadan geçirirsek, kaybedilen şeyin hayal kurmaya müsait olan masumiyet kavramı olduğunu sezmemiz işten bile değil. Andersen, La Fontaine gibi masal dünyalarında bizleri gezdiren adamların yerini ideolojik soslarını mum yanan pastalara bulamaç eyleyen kapitalist masal işportacıları aldı. Sokaklarımızda saklambaç oynayan çocukları sobelemek için kimi zaman girdiğimiz o "büyük saklambaç" oyununda, hiç bitmiyor ebeliğimiz ne yazıkki. Ne dizleri yırtılan bir çocuk var artık sokaklarda, ne misketleri yüzünden kavga eden haylaz bir isyan, ne de yüzündeki çamurda hayata dair gerçek saflığı ve temizliği göreceğimiz o küçük sarışın kız. Gönlümüzdeki o coşkulu, o umut dolu balonun ipini kestiler; ve biz sonsuzluğa yuvarladık şen günlerimizi.

Balonların uçmasıyla paralelize edilen masum düşlerin yitirilişi anlamsız gibi gelse de, siyah ve beyaz kadar uzaktır(!) ancak bu iki mefhum. Balonlar; küçüklüğümde en çok ilgimi çeken çocukluk ülkesiydi. Hepsi renk renk olurdu ve nedense balon satan amcalar hep gönlü güzellerden seçilirdi. Parası olmayanları hiçbir zaman geri çevirmeyen, uçup ta küçümen yürekleri üzmesin diye sıkı sıkı ellerine tutuşturan ve sattığı balonların farklı renklerini, yüzündeki o bitimsiz gökkuşağı zenginliğindeki tebessüme meczettiren güzel adamlardı balon satıcıları. Eski Doğu Hikayeleri'nin birinde balonları patlatılan bir çocuğun kalbinden kan akması anlatılırdı, hiç unutmam. Oldukça yetkin ve realist bir metafordu. Bir çocuğun gökyüzüne kurduğu merdivendir çünkü balon. O bitimsiz maviliği, o büyük sonsuzluğu, o müreffeh hazzı ancak eline tutuşturduğu balonun süzülüşlerinde inkişâf ederdi çocuk.

İşte o güzel günleri, balon metaforu üzerinden anlatan sıcacık ve kusursuz bir sinema şaheseri var karşımızda. Uzun çekilse ömrü kısalacak, kısa çekilse uzayacak olan Le Ballon Rouge'u en doğru kararla kısa film olarak çekmeye karar veriyor Albert Lamorisse. Filmi izlerken Paris Sokakları'nın canlılığı, o tarihi ve estetik doku, melankolik yanlarımızı depreştiriyor. Bir yandan da kendisinden 3 yıl sonra Truffaut'nun çektiği "400 Blows" filmini canlandırıyor gözümüzde. O sihirli çocuk halleri, arnavut kaldırımlı taş sokaklar, melankolik insan kalabalıkları Truffaut Paris'ini hatırlatıyor. Ama rahatlıkla söyleyebilirim ki; ben çok az filmde bu kadar zengin bir renk cümbüşü gördüm. Finalde uçuşan balonların renk renk havada süzülüşleri, sokakların o hüzünlü rengi, ve başrolde oynayan yönetmenin oğlu Pascal Lamorisse'in canlandırdığı ana karakterimizin elindeki o büyük balonun canalıcı kırmızılığı. 1956'da bu renkleri birilerinin yakalaması gerçekten hayranlık uyandırıcı.

Bizi çocukluk günlerinin verdiği o hüzünlü melankoliye ağzına kadar bulayacak kadar sıcak bir masal atmosferi var önümüzde. Bir çocuğun elindeki balonun, kendisine bir köpek kadar sadık kalışı ve karşılaşılan engellerin kâh dramatik kâh mizahi dille atlatılışının hikayesi. Apartman kapısından bırakılan balonun üst katlardaki pencereye gelip çocuğun eline kendisini ikram edişi, balonla trene alınmayan çocuğun balonu bırakıp trene binmesi ve balonun trenle yarışıp çocuğun indiği yere konuşlanması gibi sözde masalsı ama özde zengin anlamlar ve alt metinler barındıran sahneler var. Kilise ve eğitim kurumlarının çocuk ve balona olan yaklaşımları ise gayet naif ve yerinde bir eleştiri olmuş. Balonun, çocuğu mahzene kilitleyen adamın peşine takılması ve onu sürekli rahatsız ederek en sonunda çocuğu oradan çıkartmak zorunda bırakışı, ne kadar güzel bir "uysal koyun olmayın" mesajıdır. Filmin sonunda yaşanan dramla tam önümüze hüzün perdesi çekileceğini düşünürken, birden o muazzam finalle karşılaşıp sevinçten gözyaşlarına dahi buluşabiliriz. Kazanan sadece sevgidir, sadece masumiyettir mesajını bu denli güzel gösteren pek az sahne hatırlıyorum. Özellikle çocuğun balon kümesine asılıp Paris semalarında süzülüşü, gördüğüm en güzel sahnelerden biridir. Safety Last filminde Harold Lloyd'un saat kulesine tırmanışı kadar görkemli ama hikaye itibariyle çok daha etkili bir sahne.

Leydihan ve Asrevya bunu beğendi.
👍 2
__________________
Şehre gömdüğüm yalnızlığın destanıdır.
 
 

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
ballon, rouge


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)
 

Gönderme Kuralları
Konu açma yetkiniz yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesaj düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık





JRodix Logo
ForumKalbi.Com, JRodix.Com Sunucularında Barınmaktadır.

FK

ForumKalbi

ForumKalbi cebinde, tek dokunuş uzağında

1️⃣ Safari'de Paylaş ⬆️ butonuna basın
2️⃣ Ana Ekrana Ekle seçeneğini seçin
3️⃣ Sağ üstten Ekle deyin

Yükleniyor