19 Mayıs 2024, 03:36
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Nefes | Soom (2007) Film Eleştirisi Nefes | Soom (2007) Film Eleştirisi
[LEFT][INDENT] Beklentileri ve alışılmış klişeleri sürekli sarsan, neden-sonuç ilişkilerini önemsemeyen ve insan davranışlarındaki beklenmedik tepkiler üzerinden oyunlar kurgulayan, sıra dışı bir sinema deneyimi üzerine ne söylenebilir? Nefes filmini çekmeden kısa bir süre önce büyük bir kaza yaşayan Kim Ki-Duk, bu deneyimin hayat görüşünü kökten değiştirdiğini ifade ediyor. Modern yaşamın soğuk ve ciddi temposunda, önemli olanı basitleştirip önemsiz görünen detaylara değer vermeye karar verdiğini belirtiyor. Bu yüzden, klasik anlatım biçimlerinden uzak bir şekilde oluşturduğu filmleri, adeta “Her şey bir oyun, fazla ciddiye almayın” mesajını veriyor. Geçtiğimiz Cannes Film Festivali’nin yarışma bölümünde yer alan Nefes, tıpkı Boş Ev gibi sessiz bir aşk hikâyesi sunuyor. İdam mahkumu bir erkek ve hapishanedeki hücresini gönüllü dekore eden bir kadının dört mevsimlik ilişkisi, Tayvanlı aktör Chang Chen’in bugüne kadar gösterdiği en cesur sahnelerle birleşerek izleyiciye absürd ama gerçekçi anlar yaşatıyor. Kocası tarafından aldatılmış, orta sınıf bir kadın, yaşamını soğuk ve mekanik bir şekilde sürdürüyor. Bu soğukluğun kökeni, iletişimsizlik ve ruhsuz mekanlar ile kadının gündelik hayattaki boşluklarına uzanıyor. Ancak genç kadın, bir televizyon haberiyle harekete geçiyor ve idam mahkumunun monoton dünyasına renkli mevsimler, müzik ve canlı elbiselerle adeta bir masal giriyor. Kim Ki-Duk, klasik dramatik kurallara bağlı kalmadan izleyiciyi norm dışı oyunlara ve hayatın rutininden kopmaya davet ediyor. Kadının kocasının bile karısının idam mahkumuyla ilişkisini kabullenmesi, filmin tuhaflığı ve sınır tanımayan anlatımıyla izleyicide oyun oynama isteği uyandırıyor. Aşk, ölüm ve yaşam döngüsü üzerinden gizemli bir etki yaratıyor. Yönetmen, yüzler ve sessiz anlar üzerinden kadın-erkek ilişkisine dair derin imgeler sunuyor. Az konuşma ve sessizlik anları, kara mizah ile birleşerek filme yoğun bir gizem katıyor, izleyiciyi sürekli şaşırtıyor ve merak duygusunu diri tutuyor. Hikâyeye başta polisiye havası ile giriyor gibi görünsek de, kadının mahkumla geçmişte bir ilişkisi olduğunu varsaymamız yanıltıcı oluyor. Kadın, heykelleri ve yaratıcı oyunları aracılığıyla tehlikeli ve akıl almaz bir maceraya atılıyor. Sevgiye inancını kaybetmiş kadının, bir başkasını mutlu etmek için giriştiği çocuksu çabalar ile kocasını kıskandırmak amacıyla kurguladığı mizansenler arasında gidip geliyoruz. Kim Ki-Duk, sıradan sayılabilecek dekorları ve renkli detayları (Ikea mobilyalarını ve gösterişli “kitsch” öğeleri) bile sıra dışı ve büyülü hâle getiriyor. Kadın, hayal gücüyle hapishaneye masalsı bir dokunuş katıyor. Ayrıca, İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış...ve İlkbahar’a referanslarla aşkın evrelerini ve kaçınılmaz sonu mevsimsel ritüeller üzerinden anlatıyor. Hapishanede idamı bekleyen mahkumların suçlarından bağımsız, şehvet ve şiddet dolu ilişkileri izlemeye değer. Kim Ki-Duk, insan ilişkilerini sorgularken en temel güdüleri araştırıyor. Aşk, ölüm, acı ve haz arasındaki tanıdık ilişkileri metafizik bir boyuta taşıyor. Nefes, Kim Ki-Duk’un en iyi filmi olmayabilir ve bazı sahnelerde kolay yollara kaçtığı hissi uyandırabilir. Ancak, yönetmenin diğer eserleriyle bağlantılı değerlendirdiğimizde, uzakdoğu felsefesini ve metafizik dünyayı ustaca harmanladığını görüyoruz. Film, izleyicide güçlü ve tuhaf bir his bırakmayı başarıyor. Sözcüklere ve geleneksel neden-sonuç ilişkilerine önem vermeyen Kim Ki-Duk, gerçekçi olmayan bir hikâyeyi bile inandırıcı hâle getirebiliyor. Başka bir yönetmenin elinde sıradan olabilecek sahneler, onun ellerinde rüya ile gerçek arasında tuhaf bir dünya yaratıyor. Filmin sonunda çalınan “Heryerde Kar Var” gibi klişeleşmiş bir şarkı tesadüf değil. Kim Ki-Duk, “Hayata biraz mizah katın ve her şeyi fazla düzenli yapmayın” mesajını veriyor. Hapishane müdürü ve güvenlik görevlileri de bu yaklaşımı destekler gibi. Yönetmenin özdeyişi şöyle özetlenebilir: “Kurtuluşumuz, rollerimizi değiştirip oyun oynamamızda gizli!” Yazar: Leydihan | |
|
| |