Meşe ağacı sadece bir ağaç değil, evrenin dikey haritasıdır. Kökleri yeraltına iner, gövdesi yeryüzünde durur, dalları göğe uzanır. Üç âlem tek bir gövdede birleşir. Kabala'da buna hayat ağacı derler, sefiralar yukarıdan aşağıya iner ama meşe aşağıdan yukarıya yükselir. Yani meşe, ruhun maddeye düşüşünü değil maddeden ruha tırmanışını temsil eder. Ters okunan bir hayat ağacıdır.
Eski Yunan'da Zeus meşeyle özdeşleştirildi çünkü yıldırım en çok meşeye düşer. Meşe biyoelektrik olarak toprağın en derin katmanlarına kök salar ve gökyüzünün elektrik yükünü çeker. Gök ile yer arasında bir iletken, bir antendir. Dodona Tapınağı'nda kâhinler meşenin yapraklarını dinlerdi. Rüzgâr yapraklara çarptığında çıkan ses onlara rastgele bir hışırtı değildi, frekans taşıyan bir mesajdı. Yaprak bir anten, rüzgar bir taşıyıcı dalga, kâhin ise alıcıydı.
Dokuz dalından dokuz neslin türediği rivayet edilir. Dokuz sayısı tamamlanmadır, son rakamdır, ondan sonra sıfıra dönülür. Meşe bu yüzden hem başlangıç hem sondur. Palamut toprağa düştüğünde ölür gibi görünür ama o ölüm bir kodun açılmasıdır. İçindeki spiral, altın orana uyar. Evrenin matematiksel düzeni bir meşe palamudunun kabuğunun altında yazılıdır. Sen onu ezdiğinde sadece bir tohum kırarsın ama o tohum seni yazan aynı formülü taşır.