09 Mart 2026, 14:28
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Edebiyat Kulübü Edebiyat Kulübü  Oğlum nişanlısını akşam yemeğine getirdi — o paltosunu çıkarınca 25 yıl önce toprağa gömdüğüm kolyeyi tanıdım. Yıllardır bu kadar gergin olmamıştım. Oğlum Emre, nişanlısını ilk kez eve getiriyordu. Tüm öğleden sonramı yemek yaparak geçirdim — fırında tavuk, sarımsaklı patates, annemin meşhur limonlu turtası. Her şeyin kusursuz olmasını istiyordum. Tek çocuğunuz “Anne, evleneceğim kadın bu” dediğinde bunu ciddiye alırsınız. Adı Elif’ti. Telefonda oldukça nazik görünüyordu. Yumuşak bir sesi vardı. Görgülüydü. Kapıdan içeri girdiklerinde önce oğluma sarıldım. Sonra ona. Sıcak bir gülümsemeyle paltosunu çıkardı. Ve işte o anda gördüm. İnce bir altın zincir. Köprücük kemiğinin hemen altında duran oval bir kolye ucu. Ortasında koyu yeşil bir taş vardı ve etrafı küçük oyma yapraklarla çevriliydi. Nefesim kesildi. O kolye sadece benzer değildi. O yeşilin tonunu biliyordum. O oymaları biliyordum. Yan tarafındaki o küçücük gizli menteşeyi biliyordum. Açılıyordu. Bir madalyon gibi. Yirmi beş yıl önce o kolyeyi kendi ellerimle annemin tabutunun içine koymuştum. Nesiller boyunca ailemizde kalmıştı. Ama son gecesinde annem bana bir söz verdirmişti: “Beni onunla göm,” diye fısıldamıştı. “Benimle birlikte bitsin.” Tabutun kapağının kapandığını izledim. Onu toprağa indirdiklerini gördüm. İkinci bir kolye yoktu. Olamazdı. Herhalde yüzümün rengi kaçmış olmalı ki Elif kolyeye dokundu ve nazikçe gülümsedi. “Vintage bir parça,” dedi. Sesimin titrememesi için kendimi zorladım. “Çok… güzelmiş. Nereden aldın?” Bir an duraksadı — sadece bir saniyeliğine. Sonra doğrudan gözlerimin içine baktı ve öyle b
ir cevap verdi ki, odanın zemini sanki ayağımın altından kaydı. ⬇
__________________ | |
|
| |