Duygusal Yazılar Duygusal tüm makaleleri burada paylaşabilirsiniz.


Konu Bilgileri
Konu Basligi
Kalbin Veda Zamanı
Konudaki Cevap Sayisi
0
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
83
Konu Bilgileri : Duygusal Yazılar
Konu Basligi
Kalbin Veda Zamanı
Konudaki Cevap Sayisi
0
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
83

Kullanıcı Etiket Listesi


  
 
LinkBack Seçenekler Görüntüleme stilleri
Alt 31 Aralık 2024, 01:31  
Çevrimiçi
WoodStock 🤘☮
 
Leydihan kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan Kalbin Veda Zamanı

Kalbin Veda Zamanı


[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!]


“Gelen yağmur gökten inince
İçim ağlar inceden ince
Acıdan boğazımızda
Düğümler büyür
Yürü oğul yürü gidelim de buralardan
Göçe güller sermiş siyahından kervan”*

İçimin topraklarında siyah bir gül büyür, yapraklarından birkaçını toprağa bırakmıştır. Gülün toprağa değen yapraklarına bakarım, bakarken bir rüzgar eser. Rüzgar güvercinleri getirir. Güvercinler minik ayaklarıyla toprağa konar, siyah gülün yapraklarını minik gagalarının arasına kıstırır. Yaprak sıkışır, yapraktan kan damlar. Yaprak kanar, gözlerim izler. Yaprak kanar, güvercinin tüyleri siyaha çalar. Yaprak kanar, güvercin gider, kervan yola düzülür. Bir bulutun gölgesinde, toprağın çorağında yol alan kervandan bir yolcu bir duduk üfler. İşitilen ezgi; yolcuyu ağlatır, gülü ağlatır, bulutu ağlatır. Bulut, yazgısı yol ayrımlarında mühürlenmiş insana ağlar. Bulut öyle ağlar, öyle ağlar ki; toprak suyu içemez, tutamaz, bırakır. Su, toprağı yatak bilir üzerinden akar. Kervan suya teslim olur. Su akar, şimşekler çakar, rüzgar uğuldar. Tüm bunların arasında bir ana, masal anlatır. Ruha dair bir masal. Ve ruha dair bir ezgi mırıldanır dudaklarından: “yürü oğul yürü gidelim de buralardan…”

Yeryüzü beşik gibi sallanır, toprak ortadan ikiye ayrılır; insanların bir kısmını bağrına saklar toprak, diğer kısmı devam eder yolda olmaya. Yolda olanlar aynı sözü söyler durur: “ölüm gibi bir şey oldu ama ölmedik.”

Gül, dökülmeden kalan yapraklarıyla izler olanları. Bu insanlar nereye gider? Bu yazgı hangi zamanların yazgısıdır? Zamanın ruhunda yas vardır, göç vardır. Güvercin kendi göğüne uçar, ayrılığın bilgisini anlatır kendi kavmine. Buluttan akan yaş diner, bulut ayrılır insanların göğünden, vedanın bilgisini anlatır suyun kalbine. Su; aşkı, dostluğu, muhabbeti, doğumu, tutkuyu, yalnızlığı, birliği ve vedayı kaydeder hafızasına. Suyun hafızası vardır, akmayı bildiği gibi bilir sır olmayı.

Kervanın masalcısı sudan işittiklerini kendi hissettikleriyle buluşturur ve sağ kalanlara anlatır. Kimi adına “ihanet” der bu masalın, kimi “ölümsüzlük”. Herkes kendi gözleriyle görür, kendi kulaklarıyla dinler, kendi dudaklarıyla anlatır. Herkes kendi kalbiyle sever, kendi canıyla acır, kendi ruhuyla tanır. Masalcının anlattığı nar tane; her gönülde başkalaşır, ben tane olur. Bu narı kimi taşır kimi taşıyamaz, kimi anlar kimi anlayamaz; lakin her birine tesir eder insanlığın yazgısı. Artık kimse aynı insanoğlu değildir.

Yolculuğun sonunda güneş vardır; anlatılan masal kimi için güneşe uzanır; kimi de devam eder yanmaya, usanmadan. Veda edenler için geriye dönüş yoktur, masalcının masalı noktayla tamamlanmıştır.

İçimin topraklarında siyah bir gül büyür, yapraklarından birkaçı kırmızılaşır, birkaçı beyazlaşır. Kırmızı yapraklardan kına yapar kadınlar. Yol ağzında uğurlananların avuçlarına yakarlar. Beyaz yapraklardan duvak yapar kadınlar. Gelin olanların saçlarına takarlar. Yıkım kadar normaldir yeni yollar, düğünler, doğumlar, vedalar, aşklar…

İçimin topraklarında kadim bir ezgi yankılanır. Dinlemeyi bilen her insanın duyabileceği bir ezgi. İçimin topraklarında bir turna uçar, sema döne döne selam uçurur kayıp topraklara. İçimin toprakları kanla, gözyaşıyla sulanır; yine de vazgeçmez zeytinler sürgün vermekten. Deliceler içimin dağlarında yaşar; ellerimi tutar, ruhuma ruhunun şifasını üfler. Fısıldar ölümün ve ölümsüzlüğün bilgisini.

Sonra yağmur dindi, şimşekler durdu, yaşananlar yaşandı. Masal anlatıldı, kuşlar uğurlandı, sevda tamamlandı. Şimdi herkes kendi yazgısında, kendi kapısından geçer, kendi yoluna koyulur. Benim zamanımda da yolculuk vaktidir; hadi oğul yürü göçmeliyiz buralardan…

*Göç, Gülay


[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!]

__________________

 
  

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
kalbin, veda, zamanı


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)
 

Gönderme Kuralları
Konu açma yetkiniz yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesaj düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık





JRodix Logo
ForumKalbi.Com, JRodix.Com Sunucularında Barınmaktadır.

FK

ForumKalbi

ForumKalbi cebinde, tek dokunuş uzağında

1️⃣ Safari'de Paylaş ⬆️ butonuna basın
2️⃣ Ana Ekrana Ekle seçeneğini seçin
3️⃣ Sağ üstten Ekle deyin

Yükleniyor