Yağmurlu bir kasım sonu..VAmaçsızca yürürken ıslanıyorum.. Islandığıma aldırmadan yürüyorum.. Açmıyorum ikimiz için aldığımız şemsiyeyi.. Çünkü sen yoksun yanımda sarılacak..
Koluma alıyorum bu kez.. Seni aldığım gibi.. Yok.. Yine olmuyor.. Bu yürüyüş o yürüyüş değil.. Bu yürek, o deli gibi çırpınan bu yürek, o değil.. Küçük çocuklar gibi, sekerek koştuğumuz, neşeye boğulduğumuz bu park, o park değil.. Gölgesinde durduğumuz defne ağacı o değil.. Boynu eğik, beklediği var.. Seni beklediğim gibi.. Aramızdaki tek fark; onun umudu var..
Elimde, giderken verdiğin yarısı yırtık drahmiye bakıyorum; üstünde "seviyorum" sözcüğü tüm sıcaklığıyla direniyor kasım yağmuruna.. Diğerleri silinmek üzere.. Okunmuyor ama noktasına kadar ezberimde.. Senin gibi..
Birden içim ısınıyor, yerken ha bre soğuğu.. Yanımda hissediyorum seni.. Ne de güzel söylerdin o sözcüğü.. Yürek gözüne, gözün yüreğine akardı yüzünde.. Her mevsim çiçekler açardı dünyamda sen onu söylerken.. O büyülü anlar hiç bitmesin isterdim.. Bense, o sözcüğü çok hakettiğin halde, karşında nutkum tutulup söyleyemediğim gibi, paranın diğer yarısına da yazamamıştım.. Utanmaktan değildi benimkisi.. Basiretsizlik hiç değildi.. Başka bir şeydi işte tanımlayamadığım.. Sen anlardın hemen.. Bilirdin çok sevdiğimi.. Israr etmezdin..
Şimdi garip bir sokak kedisi gibi, ıslanırken ıssız sokaklarda, dudaklarımda, o çok duymayı istediğin, kalbimin derinliklerinden gelen o sihirli sözcüğü, ne çok söylediğimi duymanı isterdim.. Şahit olmanı isterdim.. dilimde o sözcük, üstümde damlalar ve kolumda şemsiyemiz..
Arada bir gülüp geçenler, acıyanlar, söylenenler olsa da.. Yağmurlu bir kasım sonunda hala seninle geziyorum hediye bıraktığın sokakları..
ALINTIDIR.