Şunu anlayın: yaşlı bir insanın bedeni artık otuz yaşındaki gibi değildir.
Birçok yetişkin çocuk sabırsız olur.
Annelerinin ya da babalarının daha yavaş yemesi, dikkatli yürümesi, çabuk yorulması, bir şeyleri unutması ya da ağrılardan şikâyet etmesi onları rahatsız eder.
Dışarıdan bakıldığında abartıyorlar ya da çaba göstermek istemiyorlar gibi görünebilir.
Ama bu doğru değildir.
Sadece bedenleri değişmiştir. Ve bunu anlamak çok önemlidir, yoksa sabırsızlığımızla onları incitebiliriz.
Altmış yaşından sonra vücut eskisi gibi çalışmaz. İstemedikleri için değil, beden bir ömür boyunca çalıştığı ve yavaş yavaş yıprandığı için.
Sindirim yavaşlar. Mide daha az sindirim sıvısı üretir. Ağır yemekler zor gelir. Bu yüzden yaşlı insanlar daha az veya daha yavaş yer. Bu ilgisizlik değil, biyolojidir.
Eklemler zamanın bedelini öder. Dizler, sırt, kollar ve boyun yıllarca yük taşımıştır. Kaslar zayıflar ve her hareket çaba ister. Yavaş yürümek tembellik değil, acıdır.
Güç eskisi gibi değildir. Basit işler bile zorlaşır. Çoğu zaman sevdiklerini üzmemek için sessiz kalırlar.
Hafıza da değişir. Bu her zaman hastalık değil, doğal yaşlanmadır.
Bağışıklık sistemi zayıflar. Soğuk ve rüzgâr daha kolay hastalığa yol açar.
Ve en önemlisi:
İstemedikleri için değil.
Anlamadıkları için değil.
Abartmıyorlar.
Sadece bedenleri farklı.
Anne babalar yük olmaz.
Daha hassas hâle gelirler.
Kimse başkalarına yük olmak için yaşlanmaz. İnsanlar yaşlanır, çünkü yaşama ayrıcalığına sahip olmuşlardır.
Ve bir gün o beden senin olacak.
Ve sen de anlayışa, saygıya ve sabra ihtiyaç duyacaksın.
Alıntı