Yaşam Hikayeleri Yaşamla ilgili size ilham verebilecek hikayeler.


Konu Bilgileri
Konu Basligi
Bir “Sayın Bakan’ım” Gerçeği
Konudaki Cevap Sayisi
1
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
156
Konu Bilgileri : Yaşam Hikayeleri
Konu Basligi
Bir “Sayın Bakan’ım” Gerçeği
Konudaki Cevap Sayisi
1
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
156

Kullanıcı Etiket Listesi


  
 
LinkBack Seçenekler Görüntüleme stilleri
Alt 14 Kasım 2025, 01:46  
Çevrimdışı
 
Krizantem kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan Bir “Sayın Bakan’ım” Gerçeği

Bir “Sayın Bakan’ım” Gerçeği




“Ben, kendi köyümüzün ilkokulu bitirmişimdir” dedi. “İlkokul beşi bitirip Şanlıurfa’ya belediye başkanı olabildiğime göre, bu hesaba göre, ortaokulu okusaymışım, demek ki milletvekili bile olabilirmişim…”

Başkanla tanıştırmak üzere Urfalı dostum üzere Nuri Okutan’ın beni götürdüğü belediye binasına ilk adımımı attığımda, ne olduğunu anlamana zaman kalmadan, bir anda bir çift kol dolanıverdi boynuma.

“Vay gurbaaan” diye bir ses duydum kulağımın birinin içinde. Öteki kulağımın içinde ise, Urfalılar’ın yaşamım boyunca hiç unutmadığım, hiç de unutmak istediğim sevgi sözcükleri doluverdiler:

“ Uy babana rahmet… Hoşgelmişsin… Başım gözüm üstüne..

Hoşgelmişsin, sefalar getir-mişsin…”

Yüzündeki tebessümünü göremedim ama, içinin içinden gelen sevgi sözcüklerini duydum, kollarının boynumun çevresine yansıyan içtenlikli sımsıcaklığını duyumsadım ve..

Ben işte böyle tanıştım Urfa Belediye Başkanı Mustafa Kılıç’la…

Bir kolunu benim koluma, öteki kolunu Nuri’nin koluna soktu ve bizi taşırcasına merdivenden çıkardı, itercesine makamına getirdi.

“Kayıtsız şartsız. Urfa protokolü’nün birinci maddesi gereği makamda çaylarımızı içtik, ikinci maddesi gereği kebaplarımızı yemek üzere Belediye’nin bahçesine inmeden önce, kısa bir açıklama yapmak gereği duydu Başkan:

“Adım Mustafa Kılıç’tır” dedi. Sonra da ellerini oturduğu koltuğun yanlarına bastırarak sürdürdü açıklamasını:

“Şu anda burada bulunmamın nedeni, başkan oluşumdandır” dedi. “Şanlıurfa beldesinin belediye başkanı seçilmiş bulunmaktayım.”

Başkan, pek bir anlam veremediğim bu açıklamasının gerisini de getirdi:

“Ben, kendi köyümüzün ilkokulunu bitirmişimdir” dedi. “İlkokul beşi bitirip Şanlıurfa’ya belediye başkanı olabildiğime göre, bu hesaba göre, ortaokulu okusaymışım, demek ki milletvekili bile olabilirmişim… “




Fotoğraf: Mustafa Kılıç, TBMM’de yemin ederken

Hafifçe tebessüm ettim ve açıklamanın burada noktalandığını sandım. Yanılmışım. Başkan, tüm içtenliğiyle sürdürdü açıklamasını:

“Şayet liseyi bitirmiş olsaydım, bu hesaba göre şimdi muhakkak bakandım” dedi ve hızını alamadı, daha da ileri gitti:

“Olacak şey değil ya, hele bir de, mesela dedik yani, üniversiteyi bitirmiş olsaydım, işte o zaman muhakkak, başbakan olurdum bu benim hesaba göre… “ dedi.

Şanlıurfa Belediye Başkanı Mustafa Kılıç, bu şakasını kendinin de çok beğendiğini belli etmek için eliyle birkaç kez dizinin üstüne vurup vurup kahkahalar attıktan sonra, konuşabilmek için kahkahalarının tonunu alçaltmaya çalıştı ve bir yandan kahkaha atarak, şöyle noktaladı açıklamasını:

“Hele hele bir de kazara mesela Harbiye’yi bitirmiş olsaydım” dedi “Bir düşünsene, aynen Sayın Cumhurbaşkanımız Orgeneral Cevdet Sunay gibi, şimdi ben de garanti sayın cumhurbaşkanıydım bu memleketin…”

Bu kez ben tutamadım kendimi ve frenlemeye gerek duymadan üstüste kahkaha atmaya başladım.

Başkan koltuğundan kalktı, yanıma geldi, avucunun içiyle sırtıma birkaç kez vurdu:

“Şimdi tanımış oldun mu, beni gurban?” dedi.

Ve kahkaha atmaktan güçlükle söyleyebildiğim “Evet, evet”imden sonra, Urfa protokolünün ikinci maddesini uygulamaya başladı:

“ O zaman bahçeye inelim, Allah ne verdiyse yiyelim” dedi. Sonra da, kapısının arkasından kolaylıkla duyulması için sesini biraz yükseltti:

“Şeyhmuuz” diye bağırdı.

Kapı yıldırım hızıyla açıldı, eşikte iri yarı bir kişi belirdi:

“Emrin başım gözüm üstüne başkan” dedi. “Buyur, hele.”

Başkan Şeyhmuz’un önce gönlünü aldı, sonra da buyruğunu bildirdi:

“Başın gözün var olsun, gurban” dedi. “Hele bir yol koşuver bahçeye de, haber salıver… Ateşe koysun çocuklar, Allah ne kebabı verdiyse bugün…”

Şanlıurfa Belediye Başkanı Mustafa Kılıç’la tanıştığınız o günün üzerinden oniki yıl geçtikten sonra onun adını, 1977 yılını 1978 yılına bağlayan yılbaşı gecesi radyo ve televizyonda duydum. Ankara Milletvekili Mustafa Kılıç’ın adı, yılın son günü akşama doğru açıklanan ikinci Ecevit hükümetinin listesinde yeralıyordu.

Aradaki oniki yılda Mustafa Kılıç önce Urfa milletvekili, sonra Ankara milletvekili seçildiğini biliyordum. Onun bir süre içinde, ortaokulu da, liseyi de bitirmediğini de biliyordum.

Dostluk tazelediğimiz anlarımızda söz bu konuya geldiğinde, “Bizim hesaplarda biraz şaşma oldu” diyerek bu duruma kendisinin de güldüğünü biliyordum.

O yılbaşı gecesi Mustafa Kılıç’ın devlet başkanlığına getirildiğini duyunca, elimde olmadan, kendi kendime sordum:

“Mustafa Kılıç devlet Bakanlığında ne yapabilir ki?”

O yılbaşı gecesi kendime sorduğum bu soruyu, birkaç ay sonra devlet bakanlığı görevi bittikten sonra Mustafa Kılıç’ın kendine sordum.

“Devlet Bakanlığında ne yapabildiğiniz, Sayın Kılıç?” Dedim.

Kumkapı’da bir balıkçı lokantasında öğle yemeğinde başlayıp, akşam yemeği müşterilerinin gelmeye başladıkları saate değin onun o gün anlattığı, “Devlet Bakanlığındaki günleri’i’ sözcüğün tam anlamıyla, “gerçekten” ve “gerçek” bir roman olarak zenginlikte ve öğretici özelliktedir.

Mustafa Kılıç, o gün orada bana anlattığı romanın şimdi burada yalnızca “birinci sayfası” nı, yani bakanlıktaki ilk gününü siz de anlatacak.



Fotoğraf: Mustafa Kılıç evinde konuğuna yerel kahve ( mırra) dolduruyor.

Yalnızca anlattıklarını değil, anlattıkları arasındaki anlatılmayanları da ilgiyle dinleyeceğinize inanıyorum:

“Besmelemi çekip, sağa ayağımla içeri girdikten sonra makam odamdaki masama oturduk ve Allah’a önce şükrettim, sonra da vatana ve millete hizmetimde bana yardımcı olması için dua ettim.”

Koltuğuna oturalı yarım dakika geçmiş, geçmemiş ki, odacı girmiş içeri:

“Buyurun, emredin Sayın Bakan’ım” demiş. “Ne arzu edersiniz?”

Mustafa Kılıç’ın aklına o an, ilk günün heyecanından sabah çayını bile içemediği gelmiş:

“Bana bir çay getiriver, oğlum” demiş odacıya. “İyice demli olsun ama… “

 
Alt 14 Kasım 2025, 01:46  
Çevrimdışı
 
Krizantem kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Varsayılan Yanıt: Bir “Sayın Bakan’ım” Gerçeği

🔒

İçerik Kilitli

Bu mesajı görüntüleyebilmek için
üye olmalı ve giriş yapmalısınız.

 
  

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
bakan’ım”, bir, gerçeği, “sayın


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)
 

Gönderme Kuralları
Konu açma yetkiniz yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesaj düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık





JRodix Logo
ForumKalbi.Com, JRodix.Com Sunucularında Barınmaktadır.

FK

ForumKalbi

ForumKalbi cebinde, tek dokunuş uzağında

1️⃣ Safari'de Paylaş ⬆️ butonuna basın
2️⃣ Ana Ekrana Ekle seçeneğini seçin
3️⃣ Sağ üstten Ekle deyin

Yükleniyor