23 Kasım 2024, 18:00
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Çobanın Türküsü | Öyküler Çobanın Türküsü | Öyküler Çoban yanık yanık üfler kavalını. Öyle bir üfler ki türküsü dileyenlerin yüreğini dağlar. Sadece koyunlar değil, bütün âlem dinler onu.
Bir sevdadır kavalı. Aşık’tır…
Yerleşik hayatı yoktur. Göçebedir…
Seyyah gibi gezer dağı taşı.
O üfledikçe birçokları kendini bulur ezgilerinde.
Kimi gün kuzusunu kurt kapmıştır kederle üfler, Kimi gün o minik kuzular doğar, Kucağına gelir neşeyle üfler.
Çobanlık yapmaya çocuk yaşta başlamıştır. Kavalından başka sevdası da olmamıştır bu hayatta.
Yıllardır can yoldaşı kavalı, kuzuları, bir de köpeği karabaş vardır yanında.
Sürüsünü otlattığı köylerdeki genç kızlar çobana âşık ’tır. Çoban da âşık ’tır ama doğaya, kavalına. Karış karış gezdiği toprağına aşık ’tır.
Süslü beylik laflar etmeyi bilmez dili, sadece üfler içli içli...
Büyüyüp serpilmiştir çoban. Bıyıkları terlemiştir. Ah! Bir de askerlik gelip çatmış çok sevdiği kuzularından ayrılmıştır.
Vatani görevi bitince anası oğlunu evlendirmek istemiş, hali vakti yerinde bir akraba kızıyla söz kesmiştir. Çoban da bütün delikanlılar gibi evlenip yuva kuracak güzelini bulmuştur.
Evlenip şehre gelirler. Şehirde yaşayanlar tanımazlar çobanı. Selam bile vermezler. Nereden bilsinler ki bütün köylere nam salmış çobanın hikâyesini.
Dar gelir bulunduğu mekânlar, şehre ayak uyduramaz. Eskisi gibi üfleyemez kavalını.
O özgürce gezmeye alışmıştır bir kere. Bir yerlerde kapalı duramaz.
Bir gün kaçar köyüne gider. Temiz dağ havasını, çiçek kokularını içine çeker. Kana kana soğuk sularını içer.
Nerede minik bir kuzu görse hep anıları gelir aklına. O minik kuzular çocukluğudur, sevdalarıdır…
Ama çoban eski çoban değildir artık. Bahçedeki ağaçlar gibi o da yaşlanmış, beli bükülmüştür.
Çocukluğunda oyun oynadığı, gölgesine saklandığı ceviz ağacının dibine geçer oturur. Dertleşirler gizli gizli “Anlat be ceviz ağacı” der çoban, “sen neler gördün, neler yaşadın bunca zaman?”
Ceviz ağacı da yaşlanmıştır ancak eskisi gibi gösterişli, parlak dalları vardır, yine dimdik heybetlidir.
Ceviz ağacı kırgındır, sitem eder Çobana “Bunca zaman bizi hasret bıraktın hem kendine, hem de kavalına. Eskisi gibi üflemiyorsun artık. Yanık ezgilerini dinleyemez olduk. Ne oldu benim eski dostuma?”
Nerden bilsin ceviz ağacı. Eski sevdalar yerinde durmuyor. Toprak eskisi gibi kokmuyor, Kuşlar eskisi gibi mutlu ötmüyor. O kınalı kuzular yok artık. Çoban da eski çoban değil. Yıllardır çocukluğunu, eski sevdalarını arar durur. Ne bilsin, nerden bilsin. Ayşe Altınışık
__________________ Değeri Değere Değen Kavrar... | |
|
| |