Türkçemiz Türkçeyi doğru kullanmak, ülkesini seven her insanın uyması gereken kuraldır. Lütfen Türkçemizi özenle kullanalım.


Konu Bilgileri
Konu Basligi
Şu Dil Sorunu Dediğimiz
Konudaki Cevap Sayisi
1
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
164
Konu Bilgileri : Türkçemiz
Konu Basligi
Şu Dil Sorunu Dediğimiz
Konudaki Cevap Sayisi
1
Su an Bu Konuyu Goruntuleyenler
Bu bilgi üye girişi gerektirir.
Goruntulenme Sayisi
164

Kullanıcı Etiket Listesi


Like Tree1Beğeniler
  • 1 Post By Leydihan

 
 
LinkBack Seçenekler Görüntüleme stilleri
Prev Önceki mesaj   Sonraki mesaj Next
Alt 03 Şubat 2025, 02:00  
Çevrimiçi
WoodStock 🤘☮
 
Leydihan kullanıcısının Avatarı
 
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
turkbayragi Şu Dil Sorunu Dediğimiz

Şu Dil Sorunu Dediğimiz



Siyasal düzlemde kabul görmüş her yeni anlayış, her yeni felsefe, dili biraz daha bozdu, birşeyler aldı götürdü ondan. Tanzimat döneminde başlayan dil yozlaşması, boyut değiştirerek Servet-i Fünun edebiyatı ile sürdü. Cumhuriyet döneminde “dil inkılâbı” adı altında –herne kadar sonradan uygulamanın yönü değiştirilse de- bir kıyıma şâhit olundu. Tarihimiz-geçmişimizle, kültürel belleğimizle bağlarımızı oluşturan kelime haznemiz daraltılıp, bir kültürel tabana oturmayan, kimi zaman dil ve türetme kurallarına dahi uymayan bir Türkçeleştirme faaliyetine girişildi. “Öztürkçe” addedilen bu yeni kelimelerin de pek çoğunun (bir imparatorluk diline uygun olarak) yabancı kökenli ve/fakat zamanla Türkçeleşmiş kelimeler olduğunu görüyoruz.



Şu Dil Sorunu Dediğimiz
Bu kelimelerin önemli bir kısmı dilimizde bugün yer edinmiş vaziyette onları fiilen kullanıyoruz. Ancak bunun için bir dil (ki binlerce yıllık bir geçmişe sahip bir imparatorluk dili) ve –dolayısıyla- kültür adına hayatî sayılabilecek ölçüde önemli ödünler vermek zorunda kaldık. Artık gençlerimiz zamanında en açık ve duru bir Türkçe ile yazmış olan Ömer Seyfettin, Hâlide Edip ve Reşat Nuri’yi bile sözlük yardımıyla veya “sadeleştirilmiş” basımlarından okumak zorunda kalıyorlar. Tevfik Fikret ya da Hâlit Ziya’dan bahsetmiyorum bile. Bu toplumun geçmişini unutması tarihiyle bağlarını koparması demektir.

Verdiğimiz bir diğer ödün anlam kısırlaşması ile ilgili:

Bir zamanlar dilimizde "güzel"i anlatan onlarca kelime bulunurdu ve bunların herbiri çeşitli kullanılışlarıyla, farklı güzelliklerin ifadesi olmuştur. Bunlardan birkaçını anlamlarıyla sıralayalım: Lâtif ince şeffaf, hattâ ruhanî güzelliği; zîbâ, süslü ve yakışıklı güzelliği; hoş, bilindiği gibi hoş güzelliği; tarâvet, tazeliği ve taze güzelliği; dîdâr, yüz güzelliğini; râ’nâ, gül-i râ’nâ ve nergiste olduğu gibi renkli güzelliği ya doğrudan ya da mecazla ifade ederler.

Bunlardan başka şîrinlik, sabâhat, melâhat, vecâhet, cemal, behâ, hüsün ân
vb. gibi daha nice kelime güzelliğin çeşitli yönleriyle ifadesi olmuştur (1). Kimi zaman bunlar da yeterli görülmemiş, hüsn ü cemal, hüsn ü behâ, hüsn ü ân, şeklinde birarada kullanılmışlardır.


Zamanın edipleri daha da ileri gidip Farsça gönül demek olan dil kelimesiyle yapılmış ne kadar birleşik sıfat varsa bunları çeşitli güzelliklerin ifadesinde büyük ustalık ve incelikle kullanmışlardır. Bunlardan "dilârâ" (gönül süsleyen) "dilber" (gönül götüren) "dildâr" (gönül tutan) "dilpesent" (gönlün beğendiği) "dilrüba" (gönül çeken) "dilşikâr" (gönül avlayan) "dilfürûz" (gönül parlatan) "dilfirîb" (gönül eğlendiren) "dilmişin" (gönülde yerleşen) "dilnevâz" (gönül okşayan) güzel demektir ve bunların sayısı burada sayılanlardan daha fazla ve çeşitlidir (2).

Bu kelimelerin bugün tamamına yakını öldürmüş durumdayız. Bir panelde, konferansta TV’de konuşanların da, sokakta kavga eden çocukların da durumunu “tartışma” kelimesi ile karşılıyoruz. "Münakaşa, müzakere, münazara, müşahede, münazaa" kelimelerinden mahrum kalıyoruz.

Hayal yerine imge, ruh yerine tin, mesela yerine örneğin, koyup (3) kelimelerin kültürel ve edebî anlamlarını yok ediyoruz.

Ziya Gökalp’in dediği gibi

“Uydurma söz yapmayız
Yapma yola sapmayız
Türkçeleşmiş Türkçedir
Eski köke tapmayız.”

deyip dilimize yerleşmiş “Türkçeleşmiş” kelimeleri Türkçe’deki kullanımıyla bırakmamız gerekir.

Alıntıdır.

Asrevya bunu beğendi.
👍 1
__________________

 
 

İçeriği Sosyalleştir

Etiketler
dediğimiz, dil, sorunu


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 3 (0 üye ve 3 konuk)
 

Gönderme Kuralları
Konu açma yetkiniz yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti ekleme yetkiniz yok
Mesaj düzenleme yetkiniz yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık





JRodix Logo
ForumKalbi.Com, JRodix.Com Sunucularında Barınmaktadır.

FK

ForumKalbi

ForumKalbi cebinde, tek dokunuş uzağında

1️⃣ Safari'de Paylaş ⬆️ butonuna basın
2️⃣ Ana Ekrana Ekle seçeneğini seçin
3️⃣ Sağ üstten Ekle deyin

Yükleniyor