Bırakın mutluluğu yıkılanı da aslında insanın ''kendine'' yapabileceği en büyük kötülük. Gördüm ben bunu yapan birini, birini üzmek pahasına gitti, birini ağlatmak pahasına gülebildi, birini alçaltmak pahasına kendini yüceltti, birini itti sandalyeden kendi oturdu, biri sitem edince o umursamadı, elindekilerle övündü elindekileri başkasının elinden çaldığını unutarak, '' bana ne'' dedi birinin mutsuzluğunun müsebbibi olmasını umursamayarak, biri, birini mutsuz etti ve kendi mutlu oldu. Yıllarca... Mutsuz olan kabullenmişken durumu ve ''hadi adalet yok bunu çok iyi biliyorum da ilahi adalet denen şey nerede'' diye düşünürken; bir sabah aradı biri, o sabah ağladı biri, o gün döndü biri, o gün özür diledi biri, o gün pişmandı biri. Hala pişman o biri
O gün anlaşıldı ki, kimsenin mutsuzluğunun üzerine mutluluk kurulmuyormuş, yıllar sonra yeniden mutlu oldu mutluluğu elinden kayıp giden, sonra yeniden mutsuz, yeniden mutlu... Ama kimsenin mutluluğunu çalmadı, çalanın acı halini gördüğü için... İlahi adalet var, bunu yaşadım ben ve ilahi adaletin varlığını görmek daha çok mutsuz etti beni.