20 Aralık 2024, 13:56
|
#
1 |
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir. Açıköğretim Ticaret Hukuku - 1 Açıköğretim Ticaret Hukuku - 1 Tek yetkili satıcı: Uygulamada bu tip sözleşmeye „genel distribütörlük“ „ana bayilik“ de denilmektedir. Tek yetkili satıcı kendisine bırakılan bölgede tekel şeklinde müvekkili firmanın ürünlerini devamlı olarak kendi adı ve hesabına satar ve pazarlar.
Tek satıcı işletmeden bağımsızdır acente gibi yapımcının temsilcisi değildir. Yaptıkları anlaşma çerçevesinde yapımcının malını tanıtmak sürümünü artırmak servis istasyonu açarak malın satış sonrası hizmetini vermek vs. gibi işlemlerde bulunmayı tek satıcı taahhüt eder. Bağlı Olmayan Yardımcılar
1. Komisyoncu: Belli bir ücret karşılığında kendi adına ve müvekkili hesabına kıymetli evrak ve taşınır eşya alım satımını üstlenen kimsedir.
Komisyoncu ile müvekkil arasındaki ilişki iş üzerindedir ve sürekli değildir .
Kendisine verilen işi yapınca komisyoncu ücretini alır. 2. Tellal: Bir ücret karşılığında bir anlaşma fırsatı göstermek veya sözleşmenin yapılmasında aracılık etmek üzere tayin edilen kimsedir. Kısacası tellal iki tarafı bir araya getirir. Tellal her iki tarafla da anlaşma yapan ve bunlardan ücret alacak olan bir aracıdır. Dolayısıyla tarafsız olmalı ve her iki tarafın da haklı çıkarlarını hakkaniyete uygun bir denge halinde korumalı bir tarafı. diğer tarafa oranla daha avantajlı bir duruma getirmemelidir. Genel olarak tellallık Borçlar Kanununda düzenlenmiştir.
Ticaret Kanununda ise ticaret işleri tellalına ilişkin hükümler yer almıştır. Kanunun 100. maddesinde tellal "taraflardan hiçbirine ticari mümessil ticari vekil satış memuru veya müstahdem yahut acente gibi bir sıfatla daimi bir surette bağlı olmaksızın ücret karşılığında ticari işlere ilişkin mukavelelerin yapılması konusunda taraflar arasında aracılık yapmayı meslek edinen kimse olarak tanımlanmıştır. ŞİRKETLER HUKUKU
1. GENEL OLARAK
Türk Hukukunda şirket tipleri kanunla tespit edilmiştir. Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş olan ticaret şirketleri Ticaret Kanunu'nun ikinci kitabında yer almışlardır. Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş şirket tiplerinden birine uymayan bir şirket söz konusu ise bu şirket Borçlar Kanununun 520. madde 2. fıkrası uyarınca adi şirket sayılır. Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiş olan ticaret şirketleri 5 tiptir.
Bunlar:
Kollektif
Komandit
Anonim
Limited
Kooperatif şirketlerdir (TK.136).
Ticaret Kanununun 137.maddesi gereğince bu şirketler tüzel kişiliğe sahiptirler. Kişi topluluklarının tüzel kişiliğe sahip olması onu meydana getiren kişilerden ayrı olarak haklar elde edip borçlar yüklenebilmesi demektir. Tüzel kişiler; cinsyaş hısımlık gibi yaradılış icabı olarak ancak insana ilişkin olanlardan başka bütün haklara ve borçlara sahip olabilirler. Tüzel kişi organları aracılığı ile faaliyetlerini yürütür. Tüzel kişinin kendini oluşturan ortaklardan ayrı kendine ait bir malvarlığı bulunmaktadır. Aktif ve pasif dava ehliyetine sahip olan tüzel kişidir.
Kişi Ortaklıkları ve Sermaye Ortaklıkl
arı Ayrımı
Ticaret şirketleri kişi ve sermaye ortaklıkları olarak iki grupta toplanmaktadır.
Kişi ortaklıklarında kişisel unsurlar ağır basar diğer bir ifade ile ortakların kişilikleri önem taşır. Bunun sonucu olarak aksi kararlaştırılmadığı takdirde her ortak şirketi idare ve temsil yetkisine sahiptir. Ayrıca bu tür ortaklıklarda şirket borçlarından dolayı ortaklar da sorumludur. Şirketin malvarlığından temin edilemeyen alacaklardan dolayı ortakların şahsi malvarlığına müracaat edilebilir. Ortaklar şirket borçlarından ikinci derecede ancak sınırsız olarak sorumludurlar. Kişi ortaklıklarının en tipik örneğini kollektif ortaklıklar oluşturur. Adi komandit şirket de bir kişi ortaklığıdır.
Sermaye ortaklıkların da ise şirket alacaklıları kural olarak sadece şirketin malvarlığına müracaat edebilirler. Bu tür ortaklıklarda ortaklar sadece şirkete karşı ve taahhüt ettikleri sermaye payını ödemekle yükümlüdürler. Şirket alacaklılarına karşı ortakların bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Ticaret Kanunu bu tür ortaklıklar açısından asgari bir sermaye aramaktadır. Kanunda bu sermayeyi korumaya yönelik çeşitli hükümler öngörülmüştür. Ayrıca bu şirketlerde idare ve temsil kural olarak ortaklar tarafından değil oluşturulmuş organlar tarafından yerine getirilir. Sermaye ortaklıklarının en tipik örneği anonim şirketlerdir. Paylı komandit şirketler de bir sermaye ortaklığı olarak nitelendirilir. Limited ortaklıklar ise kişi ortaklıklarına hatta adi ortaklıklara özgü özellikleri de taşımasına rağmen bu ortaklıklar da sermaye ortaklıkları grubunda yer alırlar. 2. TİCARET ŞİRKETLERİ
1. Kollektif Şirket (TK.153-242)
TK.153. maddesi kollektif şirketi „Ticari bir işletmeyi bir ticaret ünvanı altında işletmek maksadı ile hakiki şahıslar arasında kurulan ve ortaklardan hiçbirisinin mesuliyeti şirket alacaklılarına karşı tahdit edilmemiş alan şirket“ olarak tanımlar.
Kollektif şirket ancak bir ticari işletme işletmek amacı ile kurulabilir yani kollektif şirket bir esnaf işletmesi işletemez. Bununla birlikte kanun kollektif şirketler için asgari bir sermaye tesisini öngörmemiştir. Bunun da nedeni ortakların sınırsız sorumluluğunun alacaklılar yönünden yeterli garanti sayılmasıdır.
Kollektif şirket işletmesini bir ticaret ünvanı altında işletmelidir. Kollektif şirket ticaret ünvanı ortaklardan en az birisinin adı ve soyadı ile şirket ve kollektif olduğunu gösteren ibareden meydana gelir; örneğin"Ahmet çalışkan ve Ortakları kollektif şirketi".
Kollektif şirket ancak gerçek kişiler arasında ve en az 2 kişinin bir araya gelmesiyle kurulur. Tüzel kişiler kollektif şirkete ortak olamazlar. Ancak bu durum kollektif şirket ortaklarının aynı zamanda başka şirketlere ortak olmasına engel değildir.
Kanun kollektif şirketin ortak sayısına üst bir sınır çizmemiştir. Kural olarak çok sayıda ortağın söz konusu olduğu bir kollektif şirket karşılıklı işbirliği ve güven temeli üzerine kurulmuş bir kişi ortaklığı olduğundan çok sayıda ortakla kurulması fiilen mümkün bulunmamaktadır.
Kollektif şirkette ortakların hepsinin şirket alacaklılarına karşı sorum1uluğu sınırsızdır. Burada söz konusu olan birlikte ve 2. derecede sorumluluktur. Yani şirket borçlarından asıl sorumlu olan bir tüzel kişi olarak kollektif şirketin kendisidir. Ortaklar ise 2. derecede yani tüzel kişiden sonra sorumludurlar. Şirketin alacaklısı ortağa doğrudan doğruya başvuramaz. Önce şirket malvarlığı takip edilmeli ve alacağın tamamı oradan alınamamış olmalıdır. Sonra ortaklara başvurulur. Kollektif şirketin kurulabilmesi için 3 kademeye ihtiyaç vardır :
Şirket sözleşmesinin yapılması: Bu sözleşme yazılı şekilde olmalıdır.TK.155 gereğince aşağıda sayılı konuların şirket sözleşmesinde yer alması mecburidir. Bunlar:
a) Ortakların ad ve soyadları ile ikametgahları ve tabiiyetleri
b) Şirketin kollektif olduğu
c) Şirketin ticaret ünvanı ve merkezi
d) Şirket mevzuu
e) Her ortağın sermaye olarak koymayı taahhüt ettiği para miktarı para mahiyetinde olmayan sermayenin değeri ve bu değerin ne suretle biçilmiş olduğu eğer şahsi emek söz konusu ise bu emeğin mahiyet ve şümulü
f) Şirketi temsile yetkili kimselerin ad ve soyadları bunların yalnız başına mı yoksa birlikte mi imza koymaya mezun olduklarıdır: Şirket sözleşmesinin bu zorunlu şartları dışında ortaklar isterlerse ek olarak başka konuları da sözleşmeye koyabilirler. Bunlara ihtiyari kayıtlar denir. Örneğin ortakların iç ilişkide kar ve zarara katılma oranları şirket süresi v.s. 2. İmzaların noter tarafından tasdiki: Şirket sözleşmesi taraflar arasında düzenlenip imzalandıktan sonra bu imzaların noter tarafından tasdik olunması gerekir. İmzasını tasdik ettirmekten kaçınan ortak sözleşmeye aykırı davranmış sayılır. Bu nedenle kendisinden tazminat istenebilir. 3. Sözleşmenin tescili ve ilanı: Kollektif şirketi kuranlar imzaların noterce tasdikinden sonra şirketi ticaret siciline tescil ettirmekle yükümlüdürler.
Bu yüküm imzaların noterce tasdikinden itibaren 15 gün içinde yerine getirilmelidir. Tescil talebinin bütün ortaklar tarafından yapılması gerekir. Şirket bu şekilde tescil olunmakla beraber tüzel kişilik kazanmış olur. Şirket tescil olduktan sonra tescil edilen konular sicil memuru tarafından Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan olunur.
Kollektif ortaklıkta karar idareciler tarafından alınır ve dış ilişkide temsilciler tarafından icra edilir. Kollektif ortaklıkta iç ilişki :
Kollektif ortaklığın idaresinde ferdi idare ilkesi geçerlidir. Yani kural olarak her ortak şirketi tek başına idare edebilir ve bu aynı zamanda da bir görevdir. Ancak bu hak sözleşme ile diğer ortaklardan alınıp bazı ortaklara veya sadece bir tek ortağa verilebilir. Ayrıca bir çoğunluk kararı ile de kimlerin idare hakkına sahip olacağını saptayabilirler.
İdare hakkı tamamen iç ilişkiyi ilgilendiren bir kurum olduğu için bu hakkın çeşitli şekillerde sınırlandırılması mümkündür. Bununla beraber idare hakkının alanına sadece mutad işlemler yani ortaklığın amacına ulaşmak için icra edilmesi gereken günlük ve devamlı işlemler girer örneğin ortaklık defterlerin tutulması ortaklığa işçi alınması işyerlerinin kiralarının ödenmesi gibi. İdare hakkına sahip olanlar mutad işlerde sulh feragat kabul ve tahkim yapılmasına da karar verebilirler.
Ortaklık konusunun değiştirilmesi yeni ortak alınması işletmenin toptan satışı gibi ortaklık ilişiğinin bütününü etkileyen temel işlemler ile bağış yapmak teminat göstermek gibi fevkalade işlemler ortakların oy birliğini gerektirir.
İdare hakkına sahip olsun olmasın bütün ortaklar denetleme hakkına sahiptirler. Denetleme hakkı ortakların şirket işlemleri ve idarecilerin faaliyetleri hakkında bilgi edinmelerini sağlar. Kollektif ortaklıkta dış ilişki :
Her tüzel kişi gibi kollektif ortaklığın da üçüncü kişilerle ilişkiye girebilmesi için bu işle görevli temsilcilere sahip olması gerekir. Temsilci yaptığı işlemlerle kollektif ortaklığı borç altına sokabilmek ve hak sahibi yapabilmek gücüne sahip olan kişi veya kişilerdir. Ortaklığı temsil yetkisine sahip olan kişiler tarafından açık veya kapalı olarak ortaklık adına yapılan tüm işlemlerden dolayı ortaklık alacaklı ve borçlu olur. Ortaklık ayrıca temsilcinin ortaklık işlerini görürken işlediği haksız fiillerden dahi doğrudan doğruya sorumludur.
Kollektif ortaklığın temsilcisi ortaklık konusuna giren her türlü iş ve hukuki işlemleri ortaklık adına yapmak ve ortaklığın ünvanını kullanmak yetkisine sahiptir.
Temsil de idare hakkı gibi ortaklar için hem bir hak hem de görevidir. Temsil ve idare yetkisine ilişkin başkaca bir düzenleme getirilmemişse her ortağın şirketi tek başına temsil yetkisi vardır.
Temsil yetkisinin ortaklar tarafından sözleşme ile veya sonradan sınırlandırılması mümkün değildir. Çünkü temsil dış ilişkiyi ilgilendiren bir yetkidir. Buna ilişkin hükümler üçüncü kişilerin çıkarını koruyucu nitelikte emredici hükümlerdir. Temsil yetkisinin sınırlandırılamaması kuralının iki istisnası vardır. Bunlar birlikte temsil ve temsil yetkisinin bir şubenin işleri ile sınırlandırılmasıdır. Bu sınırlamaların üçüncü kişiler yönünden geçerli olabilmesi için tescil ve ilan edilmiş olması gerekir.
Yukarıda da belirtildiği üzere kollektif ortaklığın alacaklılarına karşı birinci derecede ortaklığın kendisi yani tüzel kişi sorumludur. Ortaklar ise ikinci derecede sorumludur. Diğer bir ifade ile ancak ortaklığa karşı yapılan icra takibi sonuç vermemiş veya ortaklık herhangi bir sebeple sona ermiş ise ortaklar aleyhine de dava açılabilir ve takip yapılabilir. Ortakların bu sorumluluğu sınırsız ve müteselsildir. Yani alacaklılar diledikleri ortağa veya ortaklara başvurabilirler ve onları tüm malvarlıkları ile takip edebilirler. Ortaklar arasında sözleşme ile sorumluluğun sınırlandırılmış olması üçüncü şahıslar açısından bir anlam ifade etmez.
İstisnaen alacaklılar henüz ortaklara başvurmanın şartları gerçekleşmeden de ortakların malları üzerine ihtiyati haciz koydurabilirler.
Alıntı | |
|
| |