Hindistan sineması, Cannes’ın ana yarışmasında 30 yıl aradan sonra Payal Kapadia’nın Aydınlık Hayallerimiz filmiyle yeniden boy gösterdi. Kapadia, üç yıl önce Cannes’da belgesel dalında L’Œil d'Or ödülünü ilk filmi Hiçbir Şey Bilmediğimiz Gece ile kazanmıştı. Şiirsel anlatımı ve zarif sinema dili, bu kez kurmaca uzun metrajda etkileyici bir şekilde yerini buluyor. Film, yönetmene Cannes Grand Prix’si gibi prestijli bir ödül kazandırdı ve yılın en dikkat çeken Hint filmlerinden biri olarak öne çıktı
Hikaye, Mumbai’nin (eski adıyla Bombay) karmaşık ve karanlık sokaklarında başlıyor. Şehir, modernleşmiş olsa da kadınların yaşam mücadeleleri pek değişmemiş. Film, Hindistan’ın dört bir yanından gelen işçilerin şehirdeki zorlu yaşamlarını ve sabahın erken saatlerinden akşam karanlığına kadar verdikleri mücadeleyi gösteriyor. Bu sekans, Türk izleyicisine 1950-60’ların İstanbul’unu ve köyden kente göçü anımsatabilir. Kapadia, bu evrensel temayı kendi özgün bakış açısıyla sunuyor.
Prabha (Kani Kusruti), Mumbai’de bir hemşire olarak çalışıyor. İşine bağlı olmasına rağmen gergin bir tavrı var; bu gerginliğin altında Almanya’ya gidip bir daha haber alamadığı kocasının yarattığı hayal kırıklığı yatıyor olabilir. Genç meslektaşı Anu (Divya Prabha) ise ailesinin onaylamadığı Müslüman sevgilisiyle gizli bir ilişki sürdürüyor. İki kadın, birlikte baktıkları kedinin hamileliği nedeniyle çeşitli maceralara atılıyor ve bu süreçte birbirlerine dair yeni farkındalıklar kazanıyorlar.
Mumbai’deki işçi sınıfının sorunları da filmin önemli bir parçası: Barınma sıkıntısı, hastanedeki aşçı Parvaty’nin evinden çıkarılması gibi olaylar üzerinden işçilerin mücadeleleri metaforik bir dille aktarılıyor. Kapadia, belgesel geçmişini avantaja çevirerek şehrin karanlığını ve işçi sınıfının aydınlanma çabalarını incelikle gösteriyor. Ancak anlatım, didaktik değil; her karesinde estetik ve lirizm hissi var. Apichatpong Weerasethakul’un doğa-insan bütünleşmesini ve Chantal Akerman’ın evsizlik/yersizlik temasını hatırlatan sahneler, filme derinlik katıyor.
Kapadia’nın filmi, Bollywood’un renkli ve tempolu dans sahnelerinden sıkılan izleyiciye huzurlu bir nefes sunuyor. Hem görsel olarak hem de anlatı olarak yılın en etkileyici Hint filmlerinden biri olmayı başarıyor. Mumbai’nin karanlığından aydınlığa uzanan bu yolculuk, hem bireysel hem toplumsal bir farkındalık hikayesi sunuyor.
Yazar: Leydihan