Cennet, çoğumuz için tanıdık bir fikir, ama tam olarak nedir? En basit haliyle, Tanrı’nın yaşadığı yer. Rab’bin Duası’nda, “Cennetteki Babamız” yazdığını görüyoruz. Şimdi, bu, Tanrı’nın başka yerde olmadığı anlamına gelmez; Tanrı her yerde mevcut. Ancak cennet, Tanrı’nın varlığıyla benzersiz bir şekilde kutsamayı beklediği bir yer. Hazinemizin yeri, evimiz, mirasımız ve saklı ümidimiz.
Belki de, “yer” kelimesini kullanmaya devam ettiğimi farkettiniz. Bunun nedeni cennetin yalnızca bir kavram ya da zihinsel bir kurgu değil; gerçek bir, “yer” olmasıdır.
“Babam’ın evinde kalacak çok yer var. Öyle olmasa size söylerdim. Çünkü size yer hazırlamaya gidiyorum. Gider ve size yer hazırlarsam, siz de benim bulunduğum yerde olasınız diye yine gelip sizi yanıma alacağım.” (Yuhanna 14:2-3)
“İsa bunları söyledikten sonra, onların gözleri önünde yukarı alındı. Bir bulut O’nu alıp gözlerinin önünden uzaklaştırdı. İsa giderken onlar gözlerini göğe dikmiş bakıyorlardı. Tam o sırada, beyaz giysiler içinde iki adam yanlarında belirdi. “Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?” diye sordular. “Aranızdan göğe alınan İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir.” (Elçilerin İşleri 1:9-11)
“Kutsal Ruh’la dolu olan İstefanos ise, gözlerini göğe dikip Tanrı’nın görkemini ve Tanrı’nın sağında duran İsa’yı gördü. “Bakın” dedi, “Göklerin açıldığını ve İnsanoğlu ‘nun Tanrı’nın sağında durmakta olduğunu görüyorum.” (Elçilerin İşleri 7:55-56)