16 Ağustos 2026, 13:28
|
#
1
|
Profil ayrıntılarını görüntüleyebilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Hell House LLC: Lineage (2025) - Film Eleştirisi
Hell House LLC: Lineage (2025) - Film Eleştirisi

Gerçekten korkunç bir korku evinde çalışmak zihni muhtemelen bir hayli yorardı. Aynı müziği tekrar tekrar çalan bir barda veya mağazada çalıştıysanız, başınızı yastığa koyduğunuzda zihninizde günün seslerini "duymak" nasıl bir histir bilirsiniz. Bu bir bakıma sudan çıkıp karaya basmak gibidir; karadayken bile o sallantı hissini duyumsamaya devam edersiniz. Yetenekli senarist ve yönetmen Stephen Cognetti de kendi vizyonuna o kadar takıntılı hale gelmiş ki, bizim duyamadığımız şarkıları duyuyor gibi hissettiriyor. Giderek popülerleşen bir kült klasik haline gelen *“Hell House LLC”*nin ve farklı kalitelerdeki üç devam filminin (ayrıca kasvetli “825 Forest Road” ile “Hell” evreni dışına yaptığı kısa bir yolculuğun) ardından Cognetti, seriyi sonlandırma niyetiyle Abaddon Oteli’ne, Carmichael Malikânesi’ne ve “Hell House” dünyasına “Hell House LLC: Lineage” ile geri dönüyor. *“Friday the 13th, Part IV: The Final Chapter”*ı yaşamış birinin şüpheciliğini bağışlayın, ancak daha iyi bir final perdesini hak eden bu franchise için bunun son söz olması pek olası değil.
“Lineage” ile yapılan en büyük hatalardan biri, Cognetti’nin bir sinemacı olarak en güçlü kozunu terk etmesi: Bulununtu film (found footage) formatı. Yönetmen ilk filmde, bir korku evi kuran insanların son derece sıradan görünen çekimlerine tırmanan bir dehşet hissi aşılama becerisine sahipti. Lo-fi yapının getirdiği o doğal samimiyet ve gerçekçilik duygusu olmayınca, bir korku filminin temposunu ayarlamadaki bariz yetersizliği gibi görsel sinemacı olarak yaşadığı eksiklikler de daha görünür hale geliyor. Film, “Hell House” evreninin derin detayları (lore) arasında ancak serinin en sıkı hayranlarının ilgisini çekebilecek şekilde ilerliyor; ki onların bile sıkılması oldukça muhtemel. Asıl sinir bozucu olan ise, yönetmenin zaman zaman klasik korku numaralarıyla görsel özgüven kırıntıları sergilemeye devam etmesi: Ana karakterin göremediği ama kadrajın dışına kayan bir şey veya hem kahramanın hem de izleyicinin görüşünü engelleyen yanıp sönen bir ışık gibi. Ancak işe yarayan bu görseller bile en iyi “Hell House” filmlerinin yarattığı o tehlike hissini taşımıyor; aşırı işlenmiş karmaşık senaryo ise neler olup bittiğini önemseme veya kendinizi korkunun akışına bırakma çabanızı baltalıyor.
Serinin son filmi olarak *“Lineage”*ın önceki yapımlardan kalan açık noktaları kapatması beklenirdi. Ancak Cognetti, evrenin derinliklerine daha da dalarak yeni açıklar yaratıyor ve bu süreçte diğer filmleri bile daha az gizemli hale getiriyor.
Aşırı açıklamadan daha az korkutucu hiçbir şey yoktur; fakat Vanessa Shepherd’ın (Elizabeth Vermilyea) Abaddon Oteli’nin siyah gözlü palyaçoları tarafından neden hâlâ rahatsız edildiğini çözmeye çalıştığı bu filmde temel hedef tam olarak bu. Cognetti, önceki filmlerin olaylarına dair uzun açıklama sahneleri aracılığıyla Vanessa’nın soyunu Abaddon’da yaşananlara ve Carmichael mirasına bağlamaya soyunuyor.
Olayları takip edebilmek için ilk filmleri yakın zamanda izlemiş olmanız gerektiğini söylemek yetersiz kalır; bu yapımın David Lynch’in *“Dune”*u gibi bir açıklama kılavuzuna ihtiyacı var.
İşin doğrusu, “Lineage” istikrarlı bir şekilde korkutmayı başarabilseydi, tüm bu yoğun hikaye detayları ve diyalog ağırlıklı sahneler pek sorun olmazdı. Ancak bu film, kasvetli olmayı korkunç olmakla karıştıran yapımlardan biri.
Vermilyea, Vanessa karakterini o kadar düz ve duygusuz oynuyor ki, travmatize olmuş birinden ziyade uykulu bir izlenim veriyor. Bu durum oyuncudan ziyade senaryonun hatası, fakat Vanessa’nın neyi ortaya çıkardığını ya da sonunda ona ne olacağını önemsemek imkansız hale geliyor.
Cognetti de sıkıcı bir karaktere takılıp kaldığını hissetmiş olacak ki, son perdede bir araştırmacı ve bir rahibin Carmichael Malikânesi’nde şeytan çıkarma mücadelesine odaklanarak çok daha ilgi çekici bir ikiliye geçiş yapıyor. Bu sahneler Cognetti’nin en güçlü yönetmenlik dokunuşlarını barındırıyor, ancak filmin temposuna adeta birer kasis gibi müdahale eden Vanessa ve başka bir karakter arasındaki konuşmalarla sık sık kesiliyor.
Nihayetinde Cognetti, insanların ilk filmi neden sevdiğini gözden kaçırmış gibi görünüyor. "Tehlikeli olduğu ortaya çıkan perili ev" fikri harika bir konseptti ve kamera açısının dışına çıktığında hareket eden o ürkütücü palyaçolar gerçekten tüyler ürperticiydi. (Hatta bir palyaçonun kamera karşısında “Terrifier” filmlerindeki Art gibi hareket etmesi, serinin güçlü yönlerine yapılmış başka bir ihanet gibi hissettiriyor.) En sadık hayranlar bile Vanessa’nın geçmişini umursamıyor. Onlar kendilerini perili bir evde sıkışıp kalmış, oradan asla çıkamayacaklarını yavaş yavaş fark eden birinin yerine koymak istiyorlar. Ve eğer oradan çıkamazlarsa, en popüler vizyonundan kaçamayan bir yönetmen gibi akıllarını kaçırabilirler.
[Foruma üye olmadığınız sürece forum içeriğindeki bağlantıları görüntüleyemezsiniz. Foruma üye olmak için TIKLAYIN!] Leydihan
|
|
|
|
|